Sosyal mesafe...

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Koronavirüs salgınının bir öğretisi de bu oldu: Sosyal mesafe.

İnsanlar banka önlerinde mesafeli bekliyorlar. Marketlerde sıra beklenirken uzaklık korunuyor. Biz sosyal mesafeye pek alışık değilizdir. Birbirimize sarılmayı, öpüşüp koklaşmayı severiz. Ama artık “sosyal mesafe”yi öğreneceğiz. Mesafe ölçüsü de 1.5 metre mi olsun, üç metre mi daha iyi? Sosyal yaşam canlandıkça daha iyi göreceğiz.

AVM’ler açılıyor. Bakalım oralarda sosyal mesafe korunacak mı? Ticaretin canlanması için yapılan baskılar sonuç vermiş görünüyor. Futbol maçları da başlayınca toplu seyir yerleri nasıl olacak? Restoranlar, kafeler de “elbette sosyal mesafe kaydıyla!” açılacak mı?

Salgın şu aşamada bu açılımlar için hiç uygun değil. Ama bozuk ekonominin büsbütün çökmesinin yaratacağı sonuçlar durumu zorluyor.

Saray iktidarı, bir temel çöküntüsünün çatıya kadar uzanacak çatırtıyı elbette duyuyor. AVM’lerin açılması, futbol maçlarının başlaması, ticareti canlandıracak hamleler bu çöküşü engellemek için. Ama hiçbiri artık çare olamıyor.

Çünkü?...

***

Çünkü ülkenin dünyadaki sosyal itibarı kaybedildi.

Saray iktidarı, sadece kendi iktidarının devam edebilmesi için bütün uygarlık kavramlarından uzaklaştı. Bu iktidarın toplumu bölücü, ötekileştirici, suçlayıcı, aşağılayıcı politikası ne yazık ki önlenemedi. Bu yüzden de asıl “sosyal mesafe” bu uygarlık kavramlarına uygulandı.

ADALET, bir uygarlık kavramıdır. Hiçe sayıldı. Hukuk işlemleri iktidarın infaz kurumu yapıldı.

LAİKLİK, dinsizlik olarak suçlandı. Laik yaşama her türlü saldırı korundu. Laik eğitim iktidarın suçlama hedefi yapıldı.

ULUS BÜTÜNLÜĞÜ, Cumhuriyet Türkiyesi’nin temeli olmuştu. Büyük Atatürk her vesile ile Türk ulusunun bütünlüğüne dayanan bir toplumu dile getirmiştir. Oysa, Saray iktidarı ulusu ümmete çevirme gayretiyle din eksenli bir ayrım yaratma çabasındadır.

SOSYAL ÖZGÜRLÜKLER, uygarlığın temel taşıdır. Düşünce özgürlüğü, düşüncelerini sözle, yazıyla açıklama özgürlüğü, toplanma özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü uygarlığın zorunlu temelidir. Bunların hepsi de Saray iktidarı tarafından suçlanmakta, teröre destek verme sayılmaktadır.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ: Bütün çağdaş toplumların vazgeçilmez öğesi olarak kabul edilen “toplumun haber alma hakkı” bugün ülkemizde yok edilmektedir. Doğru ve belgeli haberler bile suçlanarak, kovuşturularak, haberciler mahkemelere götürülerek susturulmaya çalışılmaktadır.

Cumhuriyet gazetesi her yönden baskı altına alınmakta, muhalif basın cezalarla sindirilmeye çalışılmaktadır. Doğru haber veren gazeteciler hapislerde yatmaktadır.

DEMOKRASİ, siyasal partiler tarafından temsil edilen toplum kesimlerinin iktidar için çalışmalarına dayanan, iktidarın denetlenmesi temeline dayanan, iktidarın değişmesini doğal bulan yaşama ve toplumu yönetme sistemidir.

Saray iktidarı ise kendisini iktidara taşıyan bu sistemi artık kabul etmemekte, iktidar değişikliği istemlerini “darbecilik” ile sindirme gayretindedir.

Seçim, ancak kendi iktidarını sürdürmeye yarıyorsa iyi kabul edilmekte, eğer seçim kaybedilirse “darbe yapıldı” suçlamasına zemin hazırlanmaktadır.

İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminin kaybı bir “iktidar travması” yaratmıştır. Bütün gayretleri bu seçimin sonucunu başarısız kılmaya yöneliktir. Saray iktidarı, açıkça, uygarlık kavramlarıyla giderek uzaklaşan bir “sosyal mesafe” kurarak, ne pahasına olursa olsun “iktidarını sürdürme” gayretindedir.

Uygarlıkla açılan sosyal mesafemiz...

Asıl sosyal mesafemiz, uygarlıkla aramızı artık iyice açan uygulamalardır.

Ülke borç batağına sürüklenmiştir. Dış borçlanma artık kredi alamaz duruma kadar getirilmiş, bu duruma “Londra kaynaklı Türk Lirası saldırısı” gibi etiketlerle iktidarın yanlışları örtülmeye çalışılmaktadır.

Milli gelir dağılımı öylesine bozulmuştur ki ücretler sefalet rakamlarına düşmüş, Saray ve yandaşları ise her yolla refahın üst basamağına yerleştirilmiştir.

Toplum “sadaka ekonomisi” ile yönetilmekte, yoksulluk “Sultan ulufesi” ile idare edilmektedir.

Koronavirüs günlerinin sosyal bilançosu budur.

Bu bilanço ile önümüze bakıyoruz...


Yazarın Son Yazıları

Mafya... 23 Kasım 2020
Ertesi gün sendromu... 16 Kasım 2020
Kölelik kalktı mı? 9 Kasım 2020
İllüzyon... 19 Ekim 2020
Atatürk fenomeni... 21 Eylül 2020
30 Ağustos’u kutlamak... 31 Ağustos 2020
Müjde!... 24 Ağustos 2020
Lider-başkan -yönetici... 17 Ağustos 2020