Deniz Yıldırım

Maskematik

09 Mayıs 2020 Cumartesi

Virüs, aşısı bulunana kadar bizimle. Haliyle tüm dünyada yetkililer, sınırlamaları derece derece kaldırma hazırlığı yaparken bile ısrarla, bunun eski normale dönüş olmadığının altını çiziyor. “Yeni bir normal” bizi bekliyor. Bu yüzden de dışarıya çıkarken tedbir almak, fiziksel mesafeyi korumak ve aslında maske takmak küresel bir zorunluluğa dönüşüyor. Dünyada bugün en fazla ihtiyaç duyulan eşyalar arasında maskenin başa güreşmesi boşa değil.

Maskeyle dolaşmak, sözü edilen “yeni normal”in bir göstergesi değil sadece. Aynı zamanda bir eşya olarak maske, üretim sürecinden dağıtımına, fiyatlamasından taşıdığı sembolik, siyasal anlamlara kadar yeni bir içerik de belirliyor.

New York Times gazetesi, ABD’de sokağa çıkma kısıtlamasını protesto edenlerin maske takmadan dışarı çıktığını, maskenin, yasakları savunanlarla karşı çıkanlar arasında bir “Kültür Savaşı”nın parçası haline geldiğini belirtiyor. Ancak maskeliler grubunu da ikiye ayırmak gerek. Maskeye erişenler ve maske takmak istese de erişemeyenler olarak iki alt bölük oluşuyor. İşte tam da bu nokta, maske üstünden yeni ekonomik düzene dair çıkarımlar ve öneriler için de uygun zemini sağlıyor.

Maske yeni hayatımızın parçası olacağına göre, artık şu “Devlet maske üretir mi” sorusundan vazgeçmek gerekiyor mesela. Devlet, kamusal çıkar içindir. Öyle olmalıdır. Maske bugün kamusal çıkara dönükse; maske takılması hem yurttaşların virüsten korunmalarına katkı verecek hem de sağlık emekçilerinin iş yükünü, risklerini hafifletecekse, açıkça bir kamu yararı tedbiridir. Dolayısıyla devlet maske üretir.

Diğer yandan birçok dayanışma hareketi, dünya genelinde, hem ortak bir bütçe oluşturarak hem de kendi sınırlı imkânlarıyla maske dikerek, devletlerin açıkta bıraktığı alanı doldurmaya çalışıyor haftalardır. Bunun yeni hayatımızın parçası olacağını en baştan görerek hem de. Alkışı fazlasıyla hak eden bu hareketlerin deneyimlerini genişletmek, kamusal kaynaklarla buluşturmak gerek. Zira, kamucu bir ekonomiyle dayanışmacı toplum modelinin deneyimlerini buluşturmak adına da maske üretimi süreci sembolik bir anlam kazanıyor.

Bir diğer mesele ise karaborsacılık ve stokçuluk konusu. Maskeye talep arttıkça ve devletler yeterli üretim ve etkin dağıtım ağını devreye sokamayınca, karaborsa ve stoklama yoluyla zenginleşmenin yolunu arayanlar da çoğalıyor. Piyasa, kendini düzenleyemiyor, dengeleyemiyor. Maske, dizginsiz kapitalizmin maskesini düşürüyor özetle.

Bu noktada da devletlerin düzenleyici müdahaleleri daha zorunlu hale geliyor. Üretimi ve dağıtımı kolaylaştırmak, yurttaşların karaborsacılara muhtaç olmaması için hızla seferber olarak maske teminini sağlamak bu “yeni normal”e geçişte devletin en önemli görevleri arasında.

İzmir örneği

Şimdi bizde de maske satışı yeniden serbest bırakıldı. Bir üst fiyat sınırı belirlendi, KDV dahil 1 lira olacak maskenin tanesi. Bu uygulamaya niye gidildi? Birincisi, maske dağıtım işini iyi örgütleyemedi iktidar; ikincisi, yavaş da olsa sosyal hayata geçişin takvimi açıklandı. Yani daha fazla insan sokaklarda olacak önümüzdeki günlerde. Dolayısıyla maskenin bir zorunluluk olduğu görülüyor, biliniyor. Maskeye ulaşamayanlara, parayla satın alma olanağı tanınıyor. Ama ya parası olmayanlar ve eline maske ulaşmayanlar ne olacak?

Artık maske bir halk sağlığı tedbiri. Bırakalım vergi almayı, maske dağıtımı ücretsiz olarak sağlanmalı. Bu konuda ısrarcı olunmalı. Dağıtım işinde ne aksadıysa bulunmalı. Yeni ve yaratıcı yollarla vatandaşın maskeye ücretsiz erişimi kolaylaştırılmalı. Çünkü bu virüs bir süre daha bizimle.

Mesela İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin maskematik uygulaması farklı alanlara yaygınlaştırılarak bir çözüm modeli olabilir. İzmir Büyükşehir, 17 Nisan’dan bu yana metro istasyonlarında ve vapur iskelelerinde İzmirim biniş kartı aracılığıyla ücretsiz maske dağıtımı yapıyor. Sadece 4 Mayıs Pazartesi günü, 117 bin 330 maske İzmir halkına temin edilmiş. Maskematik bulunan nokta sayısı da 19’a çıkarılmış. Koronavirüs sırasında belediye toplamda 2 milyondan fazla maskeyi ücretsiz dağıtmış. Maskematik uygulamasıyla dağıtılan maske sayısı ise 433 bini geçmiş. Belediyenin sitesinden aldığım bilgiye göre, Büyükşehir personeli ve Meslek Fabrikası kursiyerleri günde 60 binden fazla maske üretimi yapıyor İzmir’de. Akıllıca. Tunç Soyer’i ve ekibini kutlamak gerek. Hem kamusal bir çözüm hem de adil, etkin bir dağıtım ağı oluşturulmuş. Madem ülke genelinde “kontrollü sosyal hayat”a geçiyoruz, bu model yaygınlaştırılmalı. Halk sağlığı için, kamu yararı için.


Yazarın Son Yazıları

Yeni sistemle iki sene 11 Temmuz 2020
Suya bile yazarız 4 Temmuz 2020
Dava insanları 24 Haziran 2020
İktidarcılık 20 Haziran 2020
Tek sorumlu yurttaş mı? 17 Haziran 2020
Mecbur insanlar 13 Haziran 2020
İmza 10 Haziran 2020
Ada 30 Mayıs 2020
Sosyal üzerine 27 Mayıs 2020