Adnan Binyazar

Doğa tutkunu

14 Ağustos 2020 Cuma

Sınırsız yararı olan Facebook, herkese açık, ilgi duyanların aralarındaki etkileşimi gerçekleştiren bir bilgi alanıdır. Ne var ki, her iyi şeyde olduğu gibi, amacından saptırılıp kötüye de kullanılabiliyor.

Şu sıralar, neredeyse her alanda, etkileşimi denetim altına alan yasalardan söz ediliyor. Twitter, Facebook da bunların arasında.

Özgür düşüncenin yolunu tıkayıp toplumu suskun kılacaklarını sanan iktidarlar, bir gün bunun hesabının sorulacağını göze almalıdır.

Kötülüğün önü alınamaz. Sorun, insanı daha küçük yaşlarda iyi ile kötüyü ayırt edebilecek bilince erdiren bir eğitim ortamının yaratılmasıyla çözülür.

Prof. Dr. Emrullah Güney’in Anadolu insanını gerçeğiyle kavrayan şu gözlemleri, etkileşimin ne denli önemli olduğunu açıklamaya yeter.

Erdemli olmak

Değerli Öğretmenim, Cumhuriyet’teki ‘Çorum Kadını’ adlı yazınız beni aldı götürdü Van Gölü kıyılarına. Bir yaz dinlencesi başlarken, kestirmeden Ürgüp’e gitmek yerine Van Gölü’ne, Iğdır’a, Ardahan’a, Hopa’ya gidip gezmeyi planladım.

Tatvan’da bir gün gezip dolaştım. Bindiğim minibüs kıvrım kıvrım yollardan ilerlerken sürücüye durmasını söyledim. Burası bir küçük körfezdi. İndim. Yürüdüm. Güneş yakıcı olsa da rahatsız etmiyordu. Elimde ayrıntılı harita vardı. Küçük koylarda dalgalar gide gele alca kumluklar oluşturmuş. Yol epey yükseklerde kalmıştı. Dayanamadım. Soyunup, serin sulara bıraktım gövdemi. 73 yıllık yaşamımda en tat aldığım anlardan biriydi.

Anadolu kadını

Bir köye ulaştım. Çocuklar sevinç içinde koşturup oynuyorlardı. Sanki beni bekliyormuş gibi bir evin kadını, kızı, gelini kapılarını açtılar. Oysa bilirim, evde erkek yoksa, birçok yerde konuk alınmaz. Bir sinide tereyağlı bazlama, yanında ayran geldi. Acıkmıştım, tadına vara vara yedim. Kilimlerle döşeli, rahat yastıklarla bezeli tek katlı evin serin odasında söyleştik. Kaç göç yoktu. Bakırca yanık yüzlü güzel gelinler beni hiç yadırgamadılar. Hanımımı, çocuklarımı sordular. Anlattım. Gülümseyerek dinlediler. Erkekleri gurbete gitmişler para kazanmaya. Ayrılırken ‘Çocuklara biraz harçlık vereyim’ deyince kaşlarını çattılar. ‘Sen yolcusun. Para lazım olur’ dediler, kabul etmediler. Selamlar, saygılar.”

Bilim insanı

Güney, iletisinde, politik çekişmelerin yaşandığı, Covid-19 salgınının binlerce kişiyi aramızdan kopardığı, ekonomik dengesizliğin dar gelirlinin soluğunu kestiği; her gün kadın cinayetlerine, çocuk tecavüzlerine bir yenisinin katıldığı bu umutsuzluk ortamında, ekmeğini aşını konuğuyla paylaşan gözü tok Anadolu insanının erdemini ortaya koyan bir aydındır.

Darlıkları aşarak önce kendini yetiştirmiş, coğrafya alanındaki bilimsel yapıtlarıyla üniversitede yüzlerce öğrencinin öğretmeni olmuştur.

Emekli olduktan sonra bir an boş durmamış, küçüklükten olgun yaşlarına Anadolu insanının yaşam yolundaki savaşımlarını, deneyimlerini, bilgilerini belleklere kazımıştır.

Kendini bilgiyle donatmakla kalmamış, öğrendiklerini, gözlemlerini yaymaya çalışmıştır. “İçinde tane olmayan başak dik durur”, “Deliyle devletli, ikisi de bildiğini yapar”, “Ata eyer gerek, eyere er gerek” türünden atasözlerini bu bilinçle katmıştır kültür dünyamıza.

Yüreği yetiştiği yerin insanıyla ortak atan, “Ben kendi halimce Bedreddin’em!” deme hoşgörüsüne eren yetkin bir bilim insanıdır.

Düzelti: Geçen haftaki yazımdaki cümlenin noktalanması şöyle: Oysa akılsa akıl, duyumsamaysa duyumsama, yaratıcılıksa yaratıcılık, beceri ise beceri, özveriyse onun bin katı; erkekte ne ise, kadında da o!


Yazarın Son Yazıları

Sağır kulaklara... 15 Ocak 2021
Eleştiri ahlakı 1 Ocak 2021
Balarısı 25 Aralık 2020
Einstein’ın mektubu 18 Aralık 2020
Hiç yoktan! 11 Aralık 2020
Tolstoy’un bisikleti 4 Aralık 2020
Aydınlanma bilinci 20 Kasım 2020
Öğrenci öyküleri 13 Kasım 2020
Elif ile Ayda 6 Kasım 2020
Korona gülmeceleri 23 Ekim 2020
Boşa giden emekler 9 Ekim 2020