Adnan Binyazar

Dil Bayramı

25 Eylül 2020 Cuma

Kaşgarlı Mahmut’un hazırladığı ilk sözlüğümüz Divanü Lugât’it Türk’te dil, erdemin başı sayılır. Erdem ahlaktır, bilgeliktir, dürüstlüktür. Ondan 9 yüzyıl sonra dilin nasıl bir erdem olduğunun tanımını Atatürk yapıyor:

Ulusal duygu ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin ulusal ve zengin olması, ulusal duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.

Geri kafalıların gözü dönmesin; kim dinler Atatürk’ü!

Şûra toplantısı

Bir delikanlıyı yaşını büyüttürerek idam ettiren darbeci Kenan Evren, Türk Tarih ve Dil kurumlarının özerkliğini kaldırıp sıradan devlet dairesine dönüştürmeyi kafasına koymuştu.

Bunu yasal yolla yapıyor görünmek için 1982’nin mayıs ayında üniversitelileri, eğitimcileri, bakanlık temsilcilerini, gazetecileri MEB Şûra Salonu’nda bir araya getirir.

Burada sözü, katıldığı toplantı ortamını ayrıntısıyla anlatmayı boynunun borcu sayan TDK uzmanı, aynı zamanda Selçuk Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı asistanı Tayyibe Uç’a bırakıyorum:

Salon TDK karşıtlarıyla doluydu. Biz savunucular azınlıktaydık. Hocam Doğan Aksan, Sözlük Kolu Başkanı Kemal Demiray, Terim Kolu Başkanı Emin Özdemir, Dil Devrimi’nin başarılı sonuçlarını örneklerle kanıtlamayı kararlaştırmıştık.

Ben, ‘Dil Devrimi’nin geriye dönüştürülemezliğini terimlerle, ad ve soy adlarımızdan bile anlayabiliriz’ diyerek başladım. ‘Örneğin çağrışımın Osmanlıcası ne’ diye salona soru yönelttim. Birkaç dilci hoca,tedai’ diyebildi, ‘Peki, solungaçınki ne?’ dediğimde, salondan ses çıkmadı. ‘Çağrışım, solungaç, bilinçle türetilmiş terimler; Türk halkında çağrışım yapan sözcükler’ dedim.

Soyadı örnekleriyle savımı desteklemeye çalışırken, ‘Erdem, Örnek, Ülkü, Ünlü, Ulus, Yıldız, Güneş soyadı olmuştur; ama Osmanlıca eşanlamlıları fazilet, misal, mefkûre, meşhur, millet, sitare, şems ya da hurşit olmamıştır’ gibi bir dizi kanıtla savımı örneklemeye çalışıyordum ki ön sıralarda, gazetecilerin çoğunlukta olduğu yerden yükselen bir ses, ‘Kim bu velet?’ dedi. Adım, soyadım, üniversitem söylendi.

O an fişlendiğimi biliyorum, 6 Kasım 1982’de sözleşmem yenilenmedi.

Ağza bal çalmak

Konuşmacı Emin Özdemir söz alıp, Türk Dil Kurumu’nun söz varlığımıza kazandırdıklarını anlatmaya kalkıştığında TDK karşıtı, yaşlı bir militan sözünü kesip, ‘Ağzımızı bozdunuz, dilimizi bozdunuz!’ dedi. Emin Bey’in cümlesini tamamlatmama kararlığıyla Ahmet Kabaklı da hem sesini yükselterek hem de sıra kapaklarını vurarak ‘Ağzımızı bozdunuz, dilimizi bozdunuz, dili -sal, -sel’ler götürdü!’ diye bağırdı.

Emin Özdemir, ‘Biz sizin ağzınıza...’ dedi ve sustu! Salonda çıt çıkmıyordu. O kısacık zaman öyle uzadı ki... Hocam Doğan Aksan, alt dudağını ısırarak duygularını dışa vururken, Kemal Demiray, hem de Özdemir’in öğretmeni, diliyle dişi arasından ‘Tüh!’ diye fısıldadı.

Salon kulak kesilmişti. Sözünü tamamladı Emin Özdemir: ‘Biz sizin ağzınıza, Türkçenin balını çaldık!’

Salon alkıştan çınlıyordu...”

Gerçek lider

Bilimde, sanatta, anlatının her türündeki gelişmeyi Atatürk’ün devrimci dehasına borçluyuz. Düşünsel yaratıcılığın beslenme kaynağı olan dilde gelişmenin yolunu düşünce dünyasına açan, bizi kördüğüme dönen kültürel karmaşadan kurtaran da odur.

Her dönemde o gelişim öncüsünün dehasını kavrama bilincinden yoksun olanların ortaya çıkmasından doğal ne olabilir?..


Yazarın Son Yazıları

Sağır kulaklara... 15 Ocak 2021
Eleştiri ahlakı 1 Ocak 2021
Balarısı 25 Aralık 2020
Einstein’ın mektubu 18 Aralık 2020
Hiç yoktan! 11 Aralık 2020
Tolstoy’un bisikleti 4 Aralık 2020
Aydınlanma bilinci 20 Kasım 2020
Öğrenci öyküleri 13 Kasım 2020
Elif ile Ayda 6 Kasım 2020
Korona gülmeceleri 23 Ekim 2020
Boşa giden emekler 9 Ekim 2020