Adnan Binyazar

Bobo’nun ameliyatı

11 Eylül 2020 Cuma

Hayvanların da acı çekip insan gibi inlediğini, beş altı yaşlarımdayken ilk kez köy irisi bir kasabanın ahırında duydum. Gecenin bir yarısında bağırtısı dışarılardan duyulan ineğimiz sancılar içinde kıvranıyor, doğum bir türlü gerçekleşmiyordu. Sesi duyan ahıra koştu. İçlerinden biri ineğin doğum bölgesinde dananın ayağını görünce, yavrunun ters geldiğini anladı. Danayı ayağından çekerek çıkarmayı denediyse de olmadı. Başkaları da başaramadı. Sonunda, ortaya tek ayağı kopuk, gövdesinde başı sallanan bir dana çıkınca inek bir yanına yığılıverdi.  

Aradan seksen yıl geçti. İneğin doğum sırasında ampul gibi parlayan gözleri belleğimden silinmedi.     

Dana ölse de inek kurtulmuştu. Kardeşimle birlikte nasıl sevinmiştik nasıl!.. 

Sütümüzdü o, yoğurdumuzdu, ayranımızdı, ekmeğimize sürülen varla yok arası tereyağımızdı. 

Hayvan sevgisi    

Toplumlar atılımlarıyla değil, asıl düşünce-bilim-sanat alanlarındaki bütünleyici yaratılarıyla gelişiyor. İnsan, beslenmek, gücünden yararlanmak üzere yakınlaşmıştır hayvana. Köpek kurttan koruyordu, kedi fare tutuyordu. 

Berlin’de köpeklerin evde bireylerden biri gibi dolaştığını, çocukların bizdeki tarla sıçanlarını andıran hamsterlere yakın arkadaşları gibi davrandığını görünce, ona başka açılardan da bakmaya başlamıştım. 

Benim çocukluk oyuncağım, evlerin çıplak odalarındaki küçük deliklerinden minicik gözleriyle bana bakan farelerdi. O nedenle kafeslerinde gösteriler yapıp çocuklar kadar yetişkinleri de güldüren hamstere birden kanım ısındı.    

Aziz Nesin, Berlin’e geldiğinde, kadınların yanında köpeklerini görünce, “Burada köpek çocuğun yerini almış” demişti. Sahibi ne derse onu yapan köpekleri, İsveç’in Malmö kentinde de bir kaz sürüsünün kırmızı ışıkta durduğunu, yeşilinde geçtiğini görünce hayvanın, eğitimle inanılmaz işler yapacağına inancım pekişmişti.  

Bizim köpekler 

Bizde uyuşturucu avcısı köpekler bir yana, köpek denince, evlerin içine sokulmayan bahçe, koyun keçi sürülerini gütmede çobanlara yardımcı olan çoban, avcıların vurduklarını alıp getiren av köpeği akla gelirdi. Oysa Avrupa’da, halkın,  beslenmesinden sağlık sorunlarına değin özen göstererek yaşamına kattığı köpek, yaşlı kadınların can yoldaşıdır.   

Günümüzde ise belediyeler, tecavüze uğrayan, yollarda çiğnenip bir kenara atılan, canilerin kurşunlarıyla can veren köpekleri barınaklar kurarak koruma altına alıyor. 

Oysa birkaç yıl öncesinin belediyeleri, sokak köpekleri çoğalınca, çözümü onları topluca zehirlemekte buluyorlardı. Sıradan halk da geceleri açlıktan havlayan köpeklerin uykularını kaçırdığını ileri sürerek onlardan kurtulmanın sevincini duyuyordu.    

Hayvan haklarını gözetenlerin gösterdiği bu anlayış, insana yaşam haklarını çok gören yetkililere örnek olmalıdır. 

Değişim

Toplumsal yaşamda acıma duygusu da evrim geçiriyor. Birkaç yıl öncesine değin, iki kadının bir araya gelip kör bir köpeğin gözünün açılması için çözüm arayışına girdiğine kimse inanmazdı. 

İnanmayanlar, şu haberi kaçırmamalı:     

Ev kadını Ferda Şahin’in 12 yıl önce 3 aylıkken sahiplendiği Bobo, yaklaşık 5 ay önce görme sorunu yaşamaya başladı. Katarak olduğu belirlenen Bobo, 1 ay önce de görme yetisini tamamen kaybetti. Bunun üzerine Şahin, kentte veterinerle yaptığı görüşmede Bobo’nun Ankara ya da İstanbul’daki bir köpek kliniğinde özel olarak ameliyat edilmesi gerektiğini öğrendi.

Öğretmen Yasemin Durgun, Ferda Şahin’i çaresizlik içinde kıvrandırmıyor, destekleyerek “Biz de Bobo’nun sesi olacağız!” diyor.  


Yazarın Son Yazıları

Sağır kulaklara... 15 Ocak 2021
Eleştiri ahlakı 1 Ocak 2021
Balarısı 25 Aralık 2020
Einstein’ın mektubu 18 Aralık 2020
Hiç yoktan! 11 Aralık 2020
Tolstoy’un bisikleti 4 Aralık 2020
Aydınlanma bilinci 20 Kasım 2020
Öğrenci öyküleri 13 Kasım 2020
Elif ile Ayda 6 Kasım 2020
Korona gülmeceleri 23 Ekim 2020
Boşa giden emekler 9 Ekim 2020