Vitrindeki Albümler

Vitrindeki Albümler

14 Aralık 2019 Cumartesi, 02:00
Vitrindeki Albümler
Abone Ol google-news

ZEKİ MÜREN ‘BİR ZAMANLAR’ (KALAN MÜZİK / Z YAPIM)

Ona “Sanat Güneşimiz” diyenlere verdiği yanıtla “aşkın kavurduğu güneş” Zeki Müren. Plaklar, radyo kayıtları, gazino programlarında kayda alınan repertuvarlar, eşelene eşelene bitip tükenmek bilmeyen bir mirasın sahibi. “Bir Zamanlar” adıyla iki plak ve iki CD halinde derlenen bu albüm, aynı zamanda “Paşa” lakabıyla bilinen efsane sanatçının çoğu bugüne kadar yayımlanmamış eserlerinden oluşuyor. 

23 yıl önce yaşama veda eden Müren’in, bu albümde yer alan parçalarının arkeolojik çalışmalarını emektar kültür-sanat gazetecisi Doğan Hızlan gerçekleştirmiş. Yanı sıra yapımcı Nilüfer Saltık’ın 10 yıl süren uğraşılarının sonucunda vücuda gelmiş. “Bir Zamanlar” albümü, aynı zamanda çıkış tarihi itibarıyla 6 Aralık 1931 doğumlu Müren’in 88. doğum gününe armağan edilmiş olma özelliğini taşıyor. 

Sanatçının seksenli yıllarına ve sonrasına dokunmayan, ağırlıklı olarak ilk döneminde yoğunlaşan ve 32 eserden oluşan bu albümde, Dede Efendi’den Muallim İsmail Hakkı Bey’e, Hacı Faik Bey’den Lemi Atlı’ya yorumlar, ayrıca anonim eserler ve kendi besteleri de bulunmakta. Dile kolay, ne de olsa ezberinde üç bini aşkın şarkı bulunan klasik Türk müziğinin ikon ismi o. Toparlamak ömre bedel, Zeki Müren arşivcilerine kolay gelsin...

AYTEN ALPMAN (ADA MÜZİK)

2012 yılında 83 yaşındayken yaşama veda eden Ayten Alpman, Türk pop müziğinin öncü isimlerinden biri. Yarım asrı aşkın bir sahne ve plak kariyerine sahip olan, memleketin ilk kadın seslerinden. Ada Plak, 1999 yılında Naim Dilmener’in danışmanlığında sanatçının sayıca kalabalık repertuvarına girişmiş ve “Türk Pop Tarihi / Eski 45’likler” başlığı altında gerçekleşen bir serinin altında sağlam bir 45’lik derlemesi yapmıştı. Zamanında sadece kaset ve CD formatında yayımlanan (yedi Fikret Şeneş, üç Ülkü Aker, iki Ümit Aksu tarafından sözleri yazılmış) 12 şarkılık çalışma, şimdi ilk kez plak formatında basıldı.  

Piyasada sadece Sevinç Tevs ve Rüçhan Çamay gibi bir elin parmaklarını geçmeyen sayıda kadının bulunduğu günlerde, daha sonradan evlendiği piyanist İlham Gencer tarafından keşfedilen Alpman, önce radyoda ardından sahnelerde sesini duyurmaya başlamış, bilhassa Kervansaray’da ve kendi mekânları olan Çatı’da yaptığı programlarla hayli ünlenmişti. İsveç’te caz eğitimi alan, memlekete dönüşünde de önce caz, sonra Türkçe aranjmanlar söylemeye başlayan Alpman, özellikle yetmişli yıllarda “Memleketim”, “Tek Başına”, “Ben Böyleyim”, “Ben Varım” gibi önemli parçaları seslendirerek döneme damgasını vurmuştu.