Naipaul’un varoluşsal yolculuğu

Yarım Hayat ve Büyülü Tohumlar, Trinidad’da doğan, Oxford’da eğitim gören, Afrika’da uzun yıllar yaşayan V.S. Naipaul’un da şüphesiz yakından tanıdığı, kendi kaderini çizmek, önyargıların baskısından kurtulmak için çıkılan uzun bir varoluşsal yolculuğu dürüstlükle anlatıyor.

16 Ekim 2020 Cuma, 19:52
Abone Ol google-news

YARIM HAYAT

Yarım Hayat, Hindistan’da “yanlış” bir evlilikten doğan Willie Chandran’ın kendi kaderini çizmek, önyargıların baskısından kurtulmak için çıktığı yolculuğun hikâyesi.

Birbirleriyle konuşmaları bile kabul edilemeyecek iki farklı kasta mensup bir anne babanın çocuğu olan Willie Chandran ülkesinde kendisini hep dışlanmış, farklı biri olarak görür. Ne annesini gerçekten tanır ne babasını. Onlara başka insanların gözünden bakar.

Ne olacağını, hayatın kendisini nereye sürükleyeceğini bir türlü kestiremez. Sonunda çıkışı (okuduğu misyoner okulunun da etkisiyle) farklı bir ülkeye “kapağı atmak”ta bulur.

BÜYÜLÜ TOHUMLAR

Büyülü Tohumlar bir devam kitabı değil, Yarım Hayat kitabındaki Willie’nin hikâyesinin diğer yarısı.

V. S. Naipaul, 2001 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü akademi yetkilisinin şu açıklamasıyla almıştı: “Ortak amaçlı, zekice kurgulanmış anlatıları ve sağlam gözlemciliğiyle bizleri bastırılmış tarihlerin varlığını görmeye mecbur ettiği için.”

Diğer yandan, 1932 doğumlu Naipaul, romanları ve özellikle gezi yazılarında üçüncü dünya ülkelerini sevimsiz, hatta yıkıcı bir biçimde betimlediği için sertçe eleştiriliyor.

Örneğin Edward Said, onun “bilerek ve isteyerek Batılı savcılar için Doğu aleyhinde şahitlik” ettiğini söylemişti.

KASTÇILIK VE IRKÇILIKLA SUÇLANDI

Karayip Denizi’nin en büyük adası Trinidad’da doğan Hint asıllı İngiliz yazar Naipaul, üçüncü dünya ülkeleri hakkındaki görüşleri yüzünden kastçılık ve ırkçılıkla da suçlanıyor.

Destekçileriyse onun üçüncü dünyanın kalkınmasını amaçlayan daha gerçekçi görüşleri savunduğunu, tek güdüsünün kitaplarında anlattığı ülkelerin gelişmesi için duyduğu tutkulu arzu olduğunu söylüyorlar.

Bir yandan da, kendisini hiçbir kültüre ait hissetmeyen ve hissetmek istemeyen köksüz bir göçmen gezgin kimliğiyle, gittiği gördüğü her yer hakkındaki idealleştirilmiş görüşleri daha sert ve muhalif düşüncelere yer açmak için çekinmeden, acımasız ve kırıcı olmak pahasına yıkmaya çalışıyor.

Fakat Naipaul’u sevenler de sevmeyenler de yazarın İngiliz dilini büyük bir yetkinlik ve ekonomiyle kullanan büyük bir romancı, özgün bir ses olduğu konusunda hemfikir.

VAROLUŞSAL YOLCULUK

Yarım Hayat ve Büyülü Tohumlar, Trinidad’da doğan, Oxford’da eğitim gören, Afrika’da uzun yıllar yaşayan Naipaul’un da şüphesiz yakından tanıdığı uzun bir varoluşsal yolculuğu şaşırtıcı bir dürüstlük ve açıklıkla anlatıyor.

Willie Chandran, belki de Naipaul’un silik bir gölgesi; onun gibi karmaşık bir göçmen kimliğiyla doğuyor ama ataları rahipler kastına ait olan Naipaul’un aksine Willie’nin annesi dokunulmazlardan biri.

Naipaul gibi Willie de bursla İngiltere’ye gidiyor ama yazar gibi Oxford’da değil, kimsenin adını bilmediği küçük bir kolejde eğitim görüyor. Willie de bir hikâye kitabı yazıyor ama kitabının edebi bir zafer olduğunu söylemek zor.

Yine de Willie ile Naipaul arasındaki belki de en derin ve dokunaklı benzerlik birinin ufak, diğerinin muazzam edebi başarısı: hikâye kitapçığı olmasa Willie erkenden yok olup gidecekti; “Ben kitaplarımın toplamıyım,” diyen Naipaul için de aynısını söylemek mümkün.

SIR VIDIADHAR SURAJPRASAD - V.S. NAIPAUL: 1932’de Trinidad’da doğdu. Britanya İmparatorluğu sömürgeciliğini irdeleyen romanlarıyla tanınan yazar, 1950’de burslu olarak İngiltere’ye gitti. Oxford Üniversitesi’nde geçirdiği dört yılın ardından yazmaya başladı ve o günden sonra başka bir işle uğraşmadı. Naipaul’un Mistik Masör, Nehrin Dönemeci, Taklitçiler, Yarım Hayat, A House for Mr. Biswas (Mr. Biswas’a Bir Ev) gibi romanları ve An Area of Darkness (Karanlık Alan), The Loss of El Dorado (El Dorado’nun Yitimi), India: A Wounded Civilization (Hindistan: Yaralı Bir Uygarlık) gibi belgesel kitapları da var. J.M. Coetzee’nin “modern İngiliz edebiyatının ustası” diye tanımladığı Naipaul, Booker, Kudüs ve David Cohen gibi ödüllerin yanı sıra 2001 Nobel Edebiyat Ödülü’nü de kazandı.