Kanaviçe işleyen patron

16 yıldır kadınların yönettiği İnci Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök: Şirketimizde ‘abla’ olarak, üçüncü kuşağın ilk yönetim kurulu başkanıyım.

25 Ekim 2020 Pazar, 07:00
Kanaviçe işleyen patron
Abone Ol google-news

Erkek egemen otomotiv yan sanayi ve akü sektöründe faaliyet gösteren İnci Holding'de uzun yıllardır kadınların sözü geçiyor. İnci Holding Yönetim Kurulu Başkanı Neşe Gök, kadın olarak her şeyi, her sektörde başarabiliriz diyor.

Gök, “24-25 yaşlarımda bir dönem ağaç işleri yapan şirketimiz vardı. Türkiye’nin ilk ve tek kadın kerestecisi olarak Anadolu’da tomruk ihalelerine katıldım. İlk ihalelerde zorlandım çünkü bir kadına ihale kaptırmayı kendilerine yedirmeyen erkekler dünyasıydı. Zamanla beni görmeye alıştılar” ifadelerini kullanıyor.

Kanaviçe işleyen ve “Az eşya çok huzur” diyen Neşe Gök ile iş dışındaki hayatını konuştuk.

* İnci Holding'de 3. kuşağın ilk temsilcisisiniz, 3. kuşak olmak nasıl bir duygu, nasıl bir sorumluluk devraldınız, artıları, eksileri nelerdir?

Şirketin ikinci kuşak yöneticiliğini başarıyla yapan teyzelerimden çıtayı çok yüksekte devraldım. Kurucumuz dedem Cevdet İnci’den sonra yönetim kurulu başkanlığı görevi kızları, Emel Önal Özkaya, Şerife İnci Eren, Meral İnci Zaim ve Perihan İnci’ye devroldu ve ardından da üçüncü nesilin ilk temsilcisi olarak ben devraldım. 2016 Ocak ayından itibaren holdingin yönetim kurulu başkanıyım. Başkanlığımın ilk gününde sadece başkan olacağım dönemin değil daha uzun vadeli bir geleceğin vizyonu için çalışacağımı belirttim. Büyük bir sorumluluk aldım ancak en büyük şansım önümde çok iyi örneklerim ve rol modellerim vardı.

İnci Holding kurumsallaşmış bir aile şirketi. Çok başarılı profesyonel yöneticilerimiz var. Ailenin üçüncü kuşak temsilcileri de şirketlerimizde görev alıyor. Biz bu işi uyum içinde ve profesyonel biçimde yönetmeye odaklıyız. Aslında biz bir takım oyunu kurduk. Takımın iyi oynamasını ve stratejilerimizin hayata geçirilmesini sağlamak birinci vazifem. Taşıdığımız mirası, aile değerlerimizi, kültürümüzü kurumsal yönetim anlayışımızla bütünleştirerek işimizin gelecek kuşaklara sağlıklı devri için üzerime düşeni yapmaya çalışıyorum.

İNCİ'NİN ABLASI

* Kariyer yolculuğunuzdan biraz bahseder misiniz, kariyer hedefiniz neydi, hayalinizdeki meslek hangisiydi?

İlk, orta ve liseyi İzmir’de tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde lisans, ardından İngiltere’de Leicester De Montfort Üniversitesi'nde pazarlama alanında yüksek lisans yaptım. Fakat o zamanlar yıldızı yeni parlamaya başlayan İnsan Kaynakları alanında uzmanlaştım. İnci Holding grup şirketlerinden Jantaş’ta ve Hayes Lemmerz Türkiye Operasyonları’nda İnsan Kaynakları alanında çalıştım. 2007-2009 yılları arasında İnci Ailesi Meclisi Başkanlığı’nı üstlendim.

2007 yılından bu yana İnci Holding Yönetim Kurulu’ndayım. Ocak 2016 yılından bu yana da Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütüyorum. Aile şirketimizde ‘abla’ olarak, üçüncü kuşağın ilk yönetim kurulu başkanıyım. 

2020 yılının sonunda başkanlığımın beşinci yılını dolduracağım. Geçen yıl, Aile Anayasa’mıza göre iki dönem üst üste görev alabilme hakkı kapsamında İnci Holding Yönetim Kurulu tarafından başkanlık görevimin ikinci dönem de sürdürülmesine karar verildi. Görevime 2023’e kadar devam edeceğim.

İtalyan Ticaret Odası, Peryön, 9 Eylül Rotary Kulübü ve EGİAD Danışma Kurulu üyesiyim. Lisanslı bir melek yatırımcıyım. Keiretsu ve EGİAD Melek Yatırım Ağı üyesiyim.

* Son yıllarda kadına karşı şiddet çok arttı, ne düşünüyorsunuz, şiddet haberleri duyunca ne hissediyorsunuz? İstanbul Sözleşmesi gündemde, kadına karşı şiddetin son bulması için ne tür adımlar atılmalı?

Bize göre kadın olmak; ne ayrıcalık ne de ayrımcılık konusu olmalı. Fiziki güç, yapı farklılıkları hiçbir cinsiyeti öne çıkartmaz, ya da diğerinden üstün kılmaz. Kadına yönelik şiddet tam anlamıyla bir insan hakları ihlalidir ve hiçbir koşulda kabul edilemez. Kadın ya da erkek farketmeksizin hepimizin kadına şiddet konusunda farkındalığını artırıp, sesini yükseltmesi gerekiyor. Biz de kurum olarak bu anlayışla, İstanbul Sözleşmesi’ni hem hukuki koruma sağlayan ilk uluslararası belge olması bakımından, hem de kadına yönelik şiddetin karşısında duran en kapsamlı adım olarak görüyor ve destekliyoruz.

Bu konuda ise yapılacaklar sadece şiddeti önlemeye çalışmak üzerine sınırlı kalmamalı. Kadınların sosyo-ekonomik konumlarının güçlendirilmesi, yaşamın her alanında kadın ve erkeğin eşitlenmesi, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmanın sağlanabilmesi için kadınların istihdamının artırılması ve eşit işe eşit ücret imkanının yaratılması gerekiyor.

16 YILDIR KADINLAR YÖNETİMDE

* Holding olarak ağırlıklı olarak erkek egemen sektörlerde faaliyet gösteriyorsunuz, kadın olarak ne tür zorluklarını yaşadınız?

İnci Holding’deki anlayışımızın temeli, ailemizdeki kadın-erkek eşitliği kültürüdür. Elbette bu kültürle yetişen aile üyeleriyle, yönetim kadromuzla ve aile dışından yönetimde bulunan iş profesyonelleriyle aynı dili konuşuyoruz. Bu konuda Türkiye’nin örnek şirketlerinden biriyiz.

Rahmetli dedem Cevdet İnci’nin kurduğu, 50 yıl yönetip büyüttüğü İnci Holding’in son 16 yılında yönetim kurulu başkanlığında kadınlar var. Evet erkek egemen bir sektör ama ben şirketlerimizde ‘kadın olma’yla ilgili zorluk yaşamadım. Ancak tabii iş dünyası İnci Holding’den ibaret değil. Sizinle paylaşmaktan keyif aldığım bir anımı anlatmak isterim. 24-25 yaşlarımda bir dönem ağaç işleri yapan şirketimiz vardı. Tomruk ihalelerinden tomruk alır, kendi şirketlerimize tahta palet üretirdik. Bu şirkette iki yıl boyunca muhtemelen Türkiye’nin ilk ve tek kadın kerestecisi olarak Anadolu’nun çeşitli illerinde tomruk ihalelerine katıldım. Genelde ilçelerin düğün salonlarında yapılan bu ihalelerde, salona girdiğim anda gözler bana dönerdi. İlk ihalelerde oldukça zorlandım çünkü bir kadına ihale kaptırmayı kendilerine yedirmeyen erkekler dünyasıydı. Zamanla beni görmeye alıştılar ve taraftarlarım oluştu diyebilirim. 3-4 ay sonra artık ben bir parti tomruk için elimi kaldırdığımda, pozitif bir bakış açısıyla bana saygılarından arttırmaya katılmıyorlardı. Kayıt sırasında önceliği bana veriyor, bana en önde yer ayırıyorlardı. Şimdi dönüp baktığımda görüyorum ki, erkekler dünyasında varlık gösterebilmeyi öğrenmem adına bana bu tecrübemin büyük katkısı oldu. 

Kadın olarak her şeyi, her sektörde başarabiliriz. Bizde erkek egemen kabul edilen bir sektörde 16 yıldır kadınların yönetimde olduğu bir grup olarak, buna en iyi örneklerden biriyiz diye düşünüyorum. Otomotiv sektöründe, erkek-kadın ayrımı olmadan sadece çalışarak ve üreterek dünya markası olma yolunda ilerliyoruz. 

EĞİTİME DESTEK GELECEĞE HİZMET

* Cevdet İnci Eğitim Vakfı ile ne tür projelere imza atıyorsunuz?

Kurucumuz merhum dedem Cevdet İnci tarafından hayata geçirilen vakfımız bugün 35 yaşında… Toplumsal gelişmeye katkımızı ve sorumluluğumuzu, “Eğitime Destek, Geleceğe Hizmet” mottosu ile Cevdet İnci Eğitim Vakfı aracılığıyla gerçekleştiriyoruz. 

Kredi ve Yurtlar Kurumu’na bağlı Aydın, Sultanhisar’da 200 yataklı öğrenci yurdu, Adnan Menderes Üniversitesi - Sultanhisar Meslek Yüksek Okulu Cevdet İnci Bloğu, Adnan Menderes Üniversitesi - Karacasu Memnune Yarenci İnci Meslek Yüksek Okulu’u hayata geçirdik. Her kademeden okulda eğitim araçları, laboratuvar ve derslik ile öğrencilere hizmet veriyoruz. İlkokuldan üniversiteye kadar her kademeden öğrencinin içinde yer aldığı burs programlarımızla bugüne kadar 6 bin öğrenciye eğitim seviyelerine göre burs imkanı sağladık.

Çeşitli eğitim kurumları ve eğitim vakıflarına desteklerimiz devam ediyor. Bu destekler kimi zaman topladığımız kitapların bağışlanması şeklinde olurken kimi zaman da çeşitli teknoloji yarışmalarında ekiplere destek olunarak sağlanıyor. Nisan 2015’te çalışmalarına başlayan “Gezici Kütüphane” ile imkanı kısıtlı ilköğretim okullarındaki öğrenciler ve velileri başta olmak üzere şimdiye kadar yüz bin kişiye dokunduk. 2019 yılında İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz ikinci Gezici Kütüphane’mizi de İzmir’in kütüphanesi olmayan ilçeleri ile buluşturmaya devam ediyoruz.

Kendi alanlarında uzman “Vakıf Gönüllüleri”miz ile birlikte okullarda anne-baba-öğretmen seminerleri gerçekleştirdik, bu sayede 13 bin kişiye ulaştık. Bizi okullarımızda dinleyemeyen velilerimize Youtube kanalımız ile aynı eğitimlerimizi götürdük. Barış İçin Müzik Vakfı ve Bornova Belediyesi iş birliğinde 2016 yılında kurulan İnci Vakfı Çocuk Orkestrası, İzmir’in Naldöken bölgesindeki imkanları kısıtlı 6-15 yaş arası çocukların müzikle sosyal hayata kazandırılmasını hedefliyor. 55 çocukla başlayan eğitimler, bugün 100 öğrenci ile devam ediyor.

Vakfın her kesimden eğitim öğretim alanındaki faaliyetlerine bir başka örnek ise Manisa’da Maxion İnci Alüminyum İşletmesi çatısı altında eğitimlerini sürdüren ve Manisa Yunusemre Mesleki Eğitim Merkezi işbirliği ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Yunus Emre Mesleki Eğitim Merkez Şubesi’dir. 14 yaşından büyük öğrenciler için makine teknolojileri alanında, 4 yıl süre ile, CNC Operatörü yetiştirmek üzere eğitimler verilmektedir. Bu eğitim ile iş ve üretim dünyasında ihtiyaç duyulan nitelikli ve eğitimli eleman açığının bir nebze olsun kapanmasını hedefliyoruz.

Vakfımız; faaliyetlerimizi yaygınlaştırmak ve olası yurtiçi – yurtdışı işbirliklerini desteklemek amacı ile vakfımız AB Bakanlığı - Gençlik Gönüllü Kuruluşlarının Akreditasyonuna yönelik yapmış olduğu başvuru sonucunda; Avrupa Gönüllü Hizmeti (AGH) Akreditasyonu almaya hak kazanan İzmir’in  ‘İLK VAKFI’ olarak tarihine bir başarıyı da eklemiş oldu.

2005 yılından bu yana her yıl İnci Holding’e bağlı grup şirketlerimizde çalışan, çalıştığı şirket ve birimde üretimi, verimliliği ve hizmet kalitesini artırıcı bir faaliyeti somut olarak kanıtlanan, yeni teknoloji geliştiren kişi ve ekibine “Cevdet İnci Teşvik Ödülleri” veriyoruz, bu sayede kurumiçi girişimciliği ve inovasyonu teşvik ediyoruz.

2012 yılında vakfımız çatısı altında kurulan İnci Akademi’miz ile iş dünyasının gelişimine ve şirketlerin büyümesine katkı sağlayacak sürdürülebilir bir başarı için eğitime ve gelişime önem veriyor, yatırım yapıyoruz. İnci Akademi’mizde bugüne kadar 10 bin kişi eğitim aldı. 

YÖNETİCİLERİN YÜZDE 30'U KADIN

* Holding bünyesinde kadınlara dönük ne tür projeleriniz var, toplam kadın çalışan sayınız nedir?

Tüm insan kaynakları süreç ve uygulamalarımızda “fırsat eşitliğine önem vererek, farklılıklara ve etik değerlere saygılı olmak” prensibi ile çalışmaya özen gösteriyoruz. Otomotiv tedarik sanayi sektörü ağırlıklı çalışıyor olmamıza rağmen her yıl kadın çalışan istihdamını artırmaya yönelik pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Grup şirketlerimizde çeşitli pozisyonlarda kadın çalışanlarımızın örneklerini arttırmaya çalışıyoruz.

İnci Holding’ te toplam çalışan sayımız içinde kadın yönetici oranımız yaklaşık yüzde 30, Yönetim Kurulu’muzun kadın oranı ise yüzde 50 olduğunu belirtebilirim. Ancak biz konuya sadece sayılar üzerinde de bakmıyoruz, somut adımlarla da bu bakış açımızı destekliyoruz.

Kadınların güçlenmesini hedefleyen özel sektörün küresel en önemli girişimlerinden biri Kadının Güçlenmesi Prensipleri (Women’s Empowerment Principles – WEPs) İnci Holding tarafından 2016 yılında imzalandı. Dünyada, otomotiv ve otomotiv tedarik sanayi sektöründe imza atan 23 şirketten biri olduk. Kadının Güçlenmesi Prensipleri ile toplumsal cinsiyet eşitliğini ilerletecek şirket politikaları oluşturmaya yönelik ilkelerde taahhütlerimiz bulunuyor.

Toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin artırılması amacıyla Sabancı Üniversitesi tarafından sürdürülen ‘‘İş Dünyası Aile İçi Şiddete Karşı (BADV)’’ projesine de destek veriyoruz. Projenin içinde yer alan pilot şirketlerden biri olarak aile içi şiddete karşı eğitim programları geliştirerek, çalışanlarımızı bilgilendiriyoruz. Bu konuda tüm çalışanlarımızı kapsayan politikamızı oluşturduk. ‘‘İnci Holding Aile İçi Şiddete Karşı” politikası toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması amacıyla başta kadın olmak üzere aile içi şiddetin karşısında duran bir iş kültürünün gelişmesini amaçlıyor. Bilinçlendirme çalışmalarının yanı sıra aile içi şiddete uğrayan çalışanlarımıza psikolojik ve hukuki danışmanlık desteği sağlıyoruz.

* Günlük rutiniz nasıl?

Yıllık, aylık ve haftalık olarak toplantı takvimlerimiz mutlaka belirlenmiş oluyor. Programımda iş toplantılarım, seyahatlerim ve çeşitli davetler çoğunlukta diyebilirim. Çok yoğun gündemlerimin olmadığı nispeten sakin sayacağım bir günümden bahsetmek gerekirse; sabah mutlaka oğlumla kahvaltı ederek güne başlamaya çalışıyorum. Genelde günümün çoğunu ilişki yönetimi ve iletişim alıyor. Bir sonraki toplantıya hazırlık, bir önceki toplantıdan “to do list”lerle geçiyor. Açık kapı politikam gereği görüşmek isteyenim çoktur ve takvimim oldukça doludur. Hepsine vakit ayırmaya çalışıyorum. Uzun bir seyahate çıkmamışsam birikmiş e-mail’im pek olmaz. Akşam ya da haftasonu demeden gelen e-maillerimi mutlaka kontrol ederim, işe bırakmam. Eğer bir toplantı, davet ya da konferans yoksa 18.00-18.30 civarında evde olurum. Hava kötüyse 1 saat spor salonuna, güzelse açık havada yürüyüşe mutlaka çıkarım. Bazı telefon görüşmelerimi de yürüyüşüm sırasında yaparım. 7:30 gibi de eşim ve oğlumla yemek yeriz.

PORTEKİZCE ÖĞRENİYORUM

* Ne tür tutkularınız var, alışverişle aranız nasıl?

Seyahat tutkunuyum. Sürekli bir seyahat planım vardır. Seyahatlerimi oldukça ayrıntılı ve çok öncesinden planlarım. Elbette bu tutkumu, şon 6 aydır tahmin edeceğiniz gibi pandemi nedeniyle tamamen bir kenara koydum. Bir de yeni diller öğrenmeyi çok severim. Bu aralar Portekizce öğrenmeye çalışıyorum.

Ailece golf oynamayı seviyoruz. Senede 1-2 defa Antalya’ya golf oynamaya mutlaka gideriz. Bir de el işini çok severim, özellikle kışın soğuk günlerinde şömine başında kanaviçe işlemekten büyük keyif alıyorum. 

Alışverişe özel bir tutkum yoktur ve hatta son yıllarda daha minimalist yaşamaya özen gösteriyorum. Az eşya çok huzur!

EN ÇOK AİLE BÜYÜKLERİMDEN ETKİLENDİM

* İş hayatında örnek aldığınız biri var mı, kimden etkilendiniz?

İş hayatında en çok aile büyüklerimden etkilendim ve örnek aldım. Sürekli çalışan kadınlarla büyüdüm ve hep onları gördüm. Bu da bugünkü ‘ben’i oluşturmamda çok etkili oldular.

EN SEVDİĞİM DOSTLARIM OKUL YILLARIMDAN

* Dostlarınızı neye göre seçersiniz?

İnsan bir yaştan sonra yeni dostluklar edinmekte çok zorlanıyor. En sevdiğim dostlarım okul yıllarından ve kariyerimin ilk yıllarından kalan dostluklar. Sanırım başkan Neşe’yi değil, sade Neşe’yi bilenler oldukları için. Onlarla sade Neşe olarak gülüp eğlenebiliyorum.

* İyi bir sosyal medya kullanıcısı mısınız?

Değişimin çok hızlı olduğu iletişim ortamında, global yapılara da uyum sağlamak ve bir şekilde çağı yakalamak gerektiğine ve dışında kalınmaması gerektiğine inanıyorum. Dijital iletişim kanallarından; kişisel paylaşımlarım için Facebook’u, iş yaşamına dair gelişme ve değişmeleri takip etmek için LinkedIn’i kullanıyorum. Hobilerim ile ilgili içeriklere ise Instagram’ımda yer veriyorum. 

* Bu dönem neler okuyorsunuz?

Bu hafta kurum içinde düzenlenen, bir kitap okuma meydan okuması olan “İnci’de Yaz Okuması” yarışmasını en çok kitap okuyan olarak ben kazandım, çok mutlu oldum. En çok seyahat dergi ve yazılarını takip ederim. Bilim kurgu ve tarihsel romanlar da en sevdiğim roman türleridir. Bir de kişisel gelişim kitapları okumaya çalışıyorum.

* Sizi en çok etkileyen film hangisi, hangi müzikleri seviyorsunuz, herhangi bir enstrüman çalıyor musunuz?

Piyano çalmaktan büyük keyif alıyorum, hatta pandemi sebebiyle evlerde geçirdiğimiz zaman daha artınca bu hobime de eskisinden daha fazla zaman ayırabildim. Müzik olarak soft rock ve pop en çok sevdiğim türler arasında yer alıyor. Film olarak, genelde hoş vakit geçirmekten zevk aldığım filmleri seyretmeyi seviyorum. Romantik komediler ya da komedi türleri ya da şiddetten çok akıllı kurgular içeren aksion filmleri bana daha çok hitap ediyor.

* Yalnız kalmayı seviyor musunuz, bir kaçış noktanız var mı?

Son 10 yıldır, kendime daha fazla vakit ayırabiliyorum. Artık oğlumuz 17 yaşında, bizden bağımsız olmaya doğru hızla ilerliyor. Fakat çok da sevmem yalnız kalmayı. Kalabalık tatiller, aile sofraları, etkinlikleri her zaman yalnızlığa tercih ederim. Spor yaparken bile biri ile beraber yapınca daha çok motive oluyorum.

* Nasıl bir dünya nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz? 

Bir kadın yönetici olarak bana en çok sorulan sorulardan biri, iş dünyasına nasıl daha çok kadın dahil edebiliriz sorusu oluyor. Bence bunun için toplumsal bazı yargılarımızın ve değerlerimizin değişmesi gerekli. Erkeklerin belki de en az yarısının kendisini çalışmak zorunda hissettikleri için çalıştığına inanıyorum. Bu yüzden kadınların da kendilerini çalışmak zorunda hissetmeleri lazım. Hayal ettiğim Türkiye’de, kız istemeye gidildiğinde, nasıl erkeklerden çalışmasını, iş güç sahibi olmasını ve para kazanmasını bekliyorsak, kadından da çalışmasını ve para kazanmasını beklediğimiz bir toplumsal görüş olsun istiyorum. Ya da çalışmayan, üretmeyen kadınlara, aynı çalışmayan üretmeyen erkeklere yapıldığı gibi toplum baskısı uygulandığı bir Türkiye, kulağa şu an çok aykırı gelse de neden olmasın değil mi?