Hiyerarşiler ve şebekeler

Ekonomi, Avrupa ve demokrasi tarihi uzmanı Niall Ferguson, Meydan ve Kule adlı kitabında, güç mücadelesinin önemli bir unsuru olan ve kendisinin “şebeke” adını verdiği örgütlerin, tarihin görünür yüzü hiyerarşik yapılanmaları nasıl etkileyip yönlendirdiğini anlatıyor.

13 Ekim 2020 Salı, 23:51
Abone Ol google-news

Komplo teorisyenleri, tarihin gözümüzün önünde yazılmadığını; arka odaların ve gizli örgütlerin bulunduğunu iddia ediyor. Resmî tarihten yana olanlardan bazıları ise bunu yalanlamakla meşgul.

Tarihin, hem resmî tarih yazımına kafa yoranlara hem de komplo teorisyenlerine bırakılamayacak kadar ciddi ve hassas bir alan olduğunu düşünenler de var. Ekonomi, Avrupa ve demokrasi tarihi uzmanı Niall Ferguson da onlardan biri. Meydan ve Kule başlıklı kitabında, güç mücadelesinin önemli bir unsuru olan ve kendisinin “şebeke” adını verdiği örgütlerin, tarihin görünür yüzü hiyerarşik yapılanmaları nasıl etkileyip yönlendirdiğini anlatıyor.

BİR ORTA YOL ARAYIŞI

Ferguson, “şebeke” derken sadece o meşhur örgütlenmelere değil, sisteme ve onun işletimine de gönderme yapıyor. Dolayısıyla şebekelerin hiyerarşiyle kesişen ve ayrılan yollarını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle hiyerarşi ve şebeke dünyaları arasındaki nüfuz mücadelesine yoğunlaşıyor.

Antikçağ’a kadar uzanan bu gerilim, pek çok alanla doğrudan veya dolaylı olarak da ilintili. Mesela iktisat, sosyoloji, sinirbilim ve davranışbilim bunlardan bazıları. Ferguson, bunların tamamını dikkate alarak geniş bir incelemeye imza atmış.

Yazarın, şebeke-hiyerarşi ilişkisi ve mücadelesini yeterince kavrayamamış tarihçilere dair belirlemesini gözden ırak tutmamak lazım: Ferguson’a göre kimi tarihçilerin başarısızlığı, hiyerarşik düzende yazılanlara ve derlenen belgelere odaklanmasından kaynaklanıyor.

Oysa şebekelerin de not tutup belge düzenlediğini, bunlar ortalıkta fazla dolaşmadığından dikkate alınmayıp spekülasyona açık hâle getirildiğini ve sonuçta komplo teorisyenlerinin türediğini hatırlatıyor yazar.

Illuminati’nin, Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nin, Silikon Vadi’nin, Rothschild ve Rockefeller ailelerinin komplo teorisyenlerinin ağzında sakıza dönüşmesi de o belgelerin kasıtlı biçimde yanlış yorumlanmasına dayanıyor Ferguson’a göre.

Şöyle diyor yazar: “Elinizdeki kitap, şebekelerin rolünü küçümsemeye eğilimli genelgeçer tarihyazımı ile bunu abartma alışkanlığındaki komplo teorisyenleri arasında bir orta yol bulmaya çalışıyor. Keşif Çağı ile Reform hareketine, hatta belki daha öncesine inen büyük çaplı değişimlerin özünde, şebekelerin yerleşik hiyerarşilere yönelik sarsıcı meydan okumaları olarak anlaşılabileceği yeni bir tarihsel anlatı öneriyor. Şebekenin hiyerarşik düzeni sarsışında özü itibariyle yararlı bir yan gören günümüzün bazı yorumcularının güvenli varsayımlarını da sorguluyor. Ayrıca şebekelerce aktarılan devrimci enerjileri dizginleme yollarını saptamak üzere on dokuzuncu ve yirminci yüzyıl tecrübesini ele alıyor.”

‘ŞEBEKELİ BİR DÜNYANIN DÜZENİ OLABİLİR Mİ?’

Ferguson, efsaneler ve gerçekler arasındaki o ince sınırın peşine düşüp tarih yazımına ve onun ardına odaklanırken hayatın hiyerarşisini, azınlıkların tekelleşmesini, elde ettikleri ayrıcalıklarla güç ve toprak kazananları anımsatıyor.

Hiyerarşilerin ve şebekelerin tarih bağlamında iktisadi, toplumsal, siyasi ve psikolojik şemasını çıkaran yazar, Antikçağ’dan günümüzün teknolojik-sanal yapılanmalarına kadar uzanınca meseleye hâliyle ticaret şebekeleri, localar, dinî yapılanmalar ile bu grupların hiyerarşik düzenden beklentileri veya onunla gerilimli mücadelesi dâhil oluyor. Sonuçta “kazanan her şeyi alır” ve “uygun olan zenginleşir” gibi “seçenekler” çıkıyor ortaya.

Devrimlerin, isyanların, devletlerin kuruluşunun ve batışının, şebekelerle ve onların hiyerarşik düzenle mücadelesiyle ilişkilendirilmesi, üstelik bunlara dair somut kanıtlar yerine dedikoduların öne çıkması, Ferguson’a göre hakikatin peşindeki tarihçilerin işini zorlaştırıyor.

Yazar hem belgelerden ve olaylardan hem de aklıselim yorumlardan hareketle kaleme aldığı Meydan ve Kule’yle bu sorunun üstesinden gelmeye uğraşırken hayati bir sorunun yanıtını arıyor: “Şebekeli bir dünyanın düzeni olabilir mi?”

Yorumlara baktığında, bu konuda umutlu kişilere rastlasa da söz konusu soruya “Tarihsel tecrübe ışığında bundan çok kuşkuluyum” diye temkinli bir yanıt veren Ferguson, şöyle devam ediyor: “Tarihin verdiği ders, dünyayı yönetmede şebekelere güvenmenin anarşiye davetiye çıkardığıdır.”

Ferguson’ın çabası, “olan”ı ortaya koyup doğru bilgilere dayanan yorumlardan yola çıkarak hem uzak ve yakın geçmişi incelemek hem de bugün ne yaşadığımızı çözümlemek ve ileride nelerle karşılaşabileceğimize dair, şebekeler ve hiyerarşi üzerinden öngörülerde bulunmak. Kısacası yazar, komplo teorilerine mahkûm ve mecbur olmadığımızı anlatarak bilgi ve belgelere dayanma çağrısı yapıyor Meydan ve Kule’de.

Meydan ve Kule / Niall Ferguson / Çeviren: Nurettin Elhüseyni / Yapı Kredi Yayınları / 476 s. / Mart 2020.