ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Blinken'den ilk mesajlar

Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) muhtemel başkanı Joe Biden, kabinesinin önemli isimlerini duyurmak için kameralar karşısına geçti. Seçim sonuçlarına göre aritmetik üstünlüğü elinde tutan ve uluslararası kamuoyu tarafından tebrik edilen Biden, salı gecesi yaptığı açıklamada gereksiz çatışmalardan kaçınarak ülkesinin liderliğini Asya-Pasifik ve Atlantik ittifakı olmak üzere yeniden tesis edeceğini ileri sürdü.

26 Kasım 2020 Perşembe, 13:30
ABD'nin yeni Dışişleri Bakanı Blinken'den ilk mesajlar
Abone Ol google-news

"Amerika geri döndü" diyen Biden, aynı zamanda ülkesinin salgın, iklim değişikliği ve nükleer silahlanma gibi benzeri görülmemiş krizler içinde olduğunu da itiraf etti. Dünyada müttefiklerini bir araya getiren en büyük ülke olduklarını ve bu sayede sorunları aşabilecekleri mesajını veren Biden, aynı zamanda ABD'nin güç siyaseti ile değil uluslararası konularda örnek bir aktör olarak itibar kazanmaya devam edeceğini savundu. Biden, arkasında bekleyen atadığı isimleri işaret ederek "Bu takım ülkemizi ve insanlarımızı güvende tutacak." ifadesini kullandı.

CRI Türk'ten Gökhun Göçmen'in analizine göre, Biden'ın atadığı isimler arasındaki en dikkat çekicisi isim ise, Kongre'den onay alması halinde ABD Dışişleri Bakanı sıfatını taşıyacak Antony Blinken oldu. Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın Dışişleri Bakan Yardımcılığı görevinde de bulunmuş olan Blinken'ın benimseyeceği yol haritası ve kullanacağı enstrümanların uluslararası ilişkileri derinden etkilemesi bekleniyor.

AİLE HATIRATI ÜZERİNDEN DIŞ POLİTİKA MESAJLARI

Dışişleri Bakanı olarak atanmasının ardından ilk kez kameralar karşısına geçen Blinken, Biden'a teşekkür ederek başladığı konuşmasının büyük bölümünde ailesinin geçmişine referans verdi. Dedesinin Sovyetler Birliği'nden annesinin de Macaristan'daki sosyalist yönetimden kaçarak ABD'ye sığındığını aktaran Blinken, üvey babasının ise Nazilerin denetimindeki 900 çocuk arasından kurtulmayı başaran tek kişi olduğunu anımsattı. Blinken, üvey babasının savaş bitiminde Nazilerden kaçmak için Bavyera'da bir ormanda saklandığını ve bu sırada Afrika kökenli Amerikan askerini görünce dizlerinin üzerine çökerek "Tanrı Amerika'yı korusun" dediğini aktardı.

"İşte biz buyuz" diyerek hem devlet hem de vatandaş tanımı çizen Blinken'ın açıklamaları doğrudan göçmenlik karşıtı politikalar ile matuf mevcut başkan Donald Trump'a mesaj olmasının yanında uluslararası ilişkiler açısından da önem taşıyor. Zira, Blinken'ın aile hatıratı üzerinden ilerlediği konuşmasında bahsettiği ülkeler ile ABD'nin arasındaki "değerler" farklılığı günümüzde de başta Çin'i hedef almak üzere yeni tip bir kamplaşmanın habercisi olabilir. Blinken'ın konuşmasının devamında ABD'nin moral değerleri savunduğunu iddia etmesi ve Washington'ın "tevazu ile güven" eşliğinde diğer ülkelerle yürüyeceğini belirtmesi de bu savı destekler nitelikte.

RASYONEL YAKLAŞIM ÇİN VE ABD'YE BİR ODA AÇABİLİR

Blinken şahsında gelecekteki Beyaz Saray yönetimi için yanıtlanması gereken soru ise, ABD'nin hangi değerleri savunacağından geçiyor. Çin basınındaki erken yorumlara göre; belirginleşmeye başlayan tablonun olumlu ve olumsuz iki yanı bulunmakta.

 Trump yönetiminin aksine uluslararası platformlar üzerinden inşa edilen değerlere bağlı kalacağını açıklayan Biden ve Blinken'ın ikilisinin yönelimi tahmin edilebilirlik açısından Çinli uzmanlar nezdinde "tercih edilebilir" bulunuyor. Örneğin, Global Times gazetesine konuşan Renmin Üniversitesinden Diao Daming, Washington yönetiminin daha rasyonel davranabileceğini savunarak "Blinken'ın daha önce Çin ile alakalı açıklamalarına bakacak olursak, mevcut ABD yönetimine oranla daha yumuşak olacaktır. Bu da Çin-ABD ilişkileri için pozitif bir atmosfer yaratabilir." değerlendirmesinde bulundu. Benzer şekilde, South China Morning Post gazetesine demeç veren Peking Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden Profesör Jia Qingguo da "Çin yönetimi, Çin yanlısı bir ABD Dışişleri Bakanı değil, Çin-ABD ilişkileriyle mantıklı bir şekilde başa çıkacak birini umuyor." dedi.

ABD Ticaret Odası'nın eylül ayında düzenlediği etkinlikte konuşan Blinken, Beijing yönetimiyle köprüleri tamamen atmanın "gerçekçi ve verimli "olmadığını vurgulayarak, Çin ile rekabet için kendi şirketlerini güçlendirmeye odaklanmaları gerektiğini dile getirmişti.

KUŞATMA SİYASETİNİN AĞIRLIK MERKEZİ DEĞİŞEBİLİR

Blinken'ın, uluslararası normlar üzerinden oyun alanı belirlemesi, Çin basınında iyimserliği beraberinde getirse de bunun gerçeklerden kopuk naif bir iyimserlik olarak betimlenmediği rahatlıkla görülebiliyor. Çin Sosyal Bilimler Akademisi Amerikan Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Ni Feng, Biden ekibinin seçtiği isimleri "Kadife eldiven içindeki demir yumruğa" benzeterek, Washington yönetiminin Beijing'e karşı daha taktiksel pozisyon benimseyeceğini aktardı.

Blinken'ın sık sık "insan hakları" ve "demokrasi" vurgularında bulunmasının Çin'e dönük kuşatmanın yeni bahaneleri olabileceğini ifade eden Global Times gazetesi ise, konuyla ilgili bir başka haberinde şu ifadeleri kullandı:

"Blinken, Trump'ın Amerikan ittifaklarını zayıflattığını, ABD değerlerini terk ettiğini ve Çin'e sözde insan hakları ve demokrasiyi çiğnemesi için yeşil ışık yaktığını söyledi. Bu, Biden yönetiminin insan hakları ile demokrasinin altını çizeceği ve Çin üzerinde baskı oluşturmak amacıyla Avrupa, Japonya ve Kore Cumhuriyeti (Güney Kore) gibi müttefiklerini birleştirerek ideolojik bir ittifak yaratacağı gerçeğini yansıtıyor."