Erdoğan'dan Bahçeli'ye tepki

Başbakan Erdoğan, İsrail'in ABD Başkanı Obama'nın devreye girmesiyle dilediği özürün detaylarını anlattı. Erdoğan konuşmasında 'Obama'nın sesini özlemiştim telefonda konuştum' ifadelerini kullandı. Başbakan ayrıca MHP lideri Bahçeli'ye de yüklendi.

cumhuriyet.com.tr

Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yurttaşlara seslendi. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

- Yıl sonuna doğru, planımız 29 Ekim, o gün Marmaray ile birlikte Eskişehir Eskişehir-İstanbul yüksek hızlı tren hattını hizmete alacak ve Osmanlı'nın son başkentini de bu hattın içine dahil.

- Geçtiğimiz hafta bölgemiz açısından iki önemliolay yaşandı. Bunlardan birincisi Nevruz ve devam eden çözüm süreci. Geçtiğimiz hafta yaşanan olayın üzerinde ayrıntılarıyla durmak lazım.

 -22 Mayıs 2010 tarihinde Gazze'ye insani yardım götürmek için yola çıkmış Mavi Marmara isimli bir gemi içindeki sivil insani yardım görevlileriyle yola çıktı. Bu insanların içinde 36 ayrı insan vardı. Bu yardım gemisi 31 Mayıs'ta uluslararası sularda İsrail devletinin güvnelik birimlerinin saldırısına uğradı ve 9 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bunlardan birisi de Uğur kardeşimiz bitkisel hayatta. Böyle bir tablo var. Hadiseyi tüm boyutlarıyla değerlendirdik. Danışmanım Nabi Bey'i görevlendirdik. Hemen İstanbul'a gidip oradan da Tel Aviv'e gidip orada hastanede hapiste kim varsa alıp geleceksiniz dedik. Hepsini ambulans uçaklarla diğer şekilde Türkiye'ye ulaştırdık. Ellerindeki gemileri ve yolcuları sürratle bırakmak suretiyle süreç başladı. Olayı tam bir kararlılık içinde takip ettik. Saldırı sonrası İsrail'in farklı bir planı vardı bilemiyorum. Bunun da unutulacağını zannediyorlardı.

-  Mavi Marmara'ya yapılan katliam karşısında susmadık. 3 şart istedik. Özür, tazminat ve Filistin'e uygulanan ambargonun kaldırılmasın istedik. Özür yerine üzüntü kelimesini kabul etmedik.

'Obama'nın sesini özlemiştim'

- Obama İsrail'deyken önümüze bir metin geldi. Kabul etmedik. Obama İsrail'deyken Netenyahu ile birlikte beni aradı. Önce Netanyahu'nun sesini aldım ama sayın Obama'nın sesini özlemişim önce sayın Obama'yla konuştuk.  Obama'nın şahitliğinde görüşmeyi bitirdik.  Önce ABD, sonra İsrail açıklamalarını yaptı. Ama hepsi yazılı metinlerde, aynı zamanda telefon kayıtlarımızda. Ardından da biz açıklamamızı yaptık. Çünkü eşeği sağlam kazığa bağlayacağız, ondan sonra Allah'a emanet edeceğiz.

- İsrail yazılı açıklama yaptı. Ardından biz açıklama yaptık. Netenyahu Türkiye'den özür dilediğini söyledi. Ben de ülkem adına bu özrü kabul ettiğimizi ifade ettim. Nisan ayı içerisinden Filistin'e ziyaretle ambargonun ne durumda olduğunu görme fırsatı olur.

'Filistin'e sahip çıkıyoruz'

- Yavuz Sultan Selim nasıl Filistin'e sahip çıktıysa Türkiye Cumhuriyeti nasıl Filistin'e sahip çıktıysa biz de aynı anlayışla Filistin'e sahip çıkıyoruz. Bu süreç sonrası Hamas liderini aradım Halid Meşal'le görüştüm. İlk fırsatta inşallah Gazze'yi ziyaret edeceğimizi söyledim.

- Bugün burada bazı hususların altını çizmek zorundayım. Marvi Marmara'da 9 kardeşimiz şehit edildiğinde bütün ülke milletimiz bu acıyı yüreklerinde hissettiler. Sadece Mavi Marmara'nın değil insanlığın bütünüyle vicdani olarak saldırıya uğradığını düşünüyor öfkeyle değil itidalle hareket ediyorduk.

- Haklı olduğumuz bir davada haksız duruma düşmek gibi bir lüksümüz de yoktu. Meşru zeminde mücadelemizi kararlılıkla sürdürdük. Böyle bir meselede muhalefet de milletin yanında olsun. Biz isterdik ki bizi değil Türkiye'yi hedef alan böyle bir saldırı karşısında dik dursun. Ama ne yazık ki bunu göremedik. Gerek saldırı esnasında başta CHP olmak üzere ülkesinin milletinin yanında durmak yerine saldırganların yanında saf tuttu. Ne dedi CHP Genel Başkanı biz olsydık Mavi Marmara'yı göndermezdik dedi. CHP Genel Başkanı çıktı adeta bir papağan olarak 'Biz Mavi Marmara'yı göndermeyeceğiz' dedi. Biz tevrattaki Öldürmeyeceksin emrini söyledik CHP İsrail avukatlığıyla bize cevap verdi. Dışişleri Bakanımız hakkında gensoru verdiler. Bugün nasıl Türkiye'ye karşı eylemlerin adresi olan Suriye ile aynı karedeyse aynı günlerde yine aynı karede yer aldılar. Bunların dış Politika çizgisi hep bu oldu. Bunların dış politikası görmezden gelmek ve el pençe divan durmak.

 

CHP özür dilemez

- Tüm kardeşlerime sesleniyorum; bunlardan mahcubiyet özür beklemeyin, israil özür diledi ve özür diler ama CHP özür dilemez. Ben bir başbakan olarak Dersim olayıyla ilgili özür diledim ama CHP'nin genel başkanı kendi memleketinin meselesiyle ilgili kalkıpta ağzından bir kelime duydunuz mu? İsmi lazım değil bir genel başkan yardımcısı da susup kaldı. Pişkinlik ziyadesiyle vardır pişmanlık yoktur. Türkiye günlerdir CHP'nin bir açıklama yapmasını beklerken onlar pişkinliğin zirvesine ulaştılar Dışişleri Bakanımız hakkında gensoru önergesi verdiler. Adresi şaşırdılar tabi enerjiyle alakalı bir konuda dışişleri bakanı hakkında gensoru verdiler. Suriye'nin yanında duruyorlar ama yine kaybedecekler. Türkiye'ye zarar vermek için atağa geçtiler. Türkiye'nin büyük bir devleti aziz bir milleti var hiç endişe etmeyin. Türkiye'nin büyük bir ekonomisi güçlenen bir demokrasisi var. Türkiye'de Türkiye'ye ayak uyduramayan küçük bir muhalefet var. Türkiye'de son haftalarda yaşanan büyük değişimin muhalefeti de değiştirmesini umut ediyorduk. Yemen'deki kardeşimizden Saraybosna'daki kardeşimize kadar herkes Türkiye ile övünüyor. Muhalefetin de bu büyük vizyonu paylaşmaya davet ediyoruz.

Bahçeli'nin sözlerine tepki


- Kalabalıktan bir gurup slogan atıyor, 'Vur de vuralım öl de ölelim' diyor. Genel Başkan da çıkıp 'onun da vakti gelecek' diyor. Siyasi sorumluluk taşıyan insana böyle bir şey yakışır mı? Senin teröristin iyi benim teröristim kötü anlayışı olur mu? Neyi öldürüyorsun? Huzur içinde yaşamaya ihtiyaç varken sen vurmanın da ölmenin de zamanı gelecek diyorsun. Geçmişte daha önceki siyasi partide bu tür sloganları atanlar oldu. Ben de bizim kitabımızda ne vurmak ne de öldürmek var der ön keserdik. Biz hayat vermeye geldik derdik.

- AK Parti olarak da ne gençlik kollarımıza hiç bir zaman teröre çanak tutacak bir mesaj vermedik her zaman itidali tavsiye ettik. Sizin elinizde döner bıçağı olmayacak molotof kokteyli olmayacak bilgisayarla geleceğe mesaj vereceksiniz dedik. Bizim işimiz okumayla yazmayla öğrenmeyle olduğunu hatırlattık. MHP Genel Başkanı'nın böyle bir dil kullanması talihsizliktir. 80 sonrası öncesinde öldürülen gençlerin hatırasına saygısızlıktır. Bu dil tavır Türkiye'nin ve milletimizin asla hayrına değildir. Ayrıştıran bir dildir. Türkiye'nin birlik ve bütünlüğüne hizmet etmez. MHP Genel Başkanı bölüp parçalanmanın dilinden konuşuyor.
 
- Bu ülkede acılar sona ererse MHP'ye kullanacakları dil de kalmayacak. MHP altındaki zemin kaydığı için son derece umutsuz. Türkiye'de umut verici gelişmeler oluyor. Ama bazıları rahatsız. Bir kısmı aşırı soldan, silahtan vazgeçme diye mesaj veriyorlar. Diğer bazıları terör örgütünden doğan boşluğu doldurmak için alçakça eylemlere girişiyorlar. Aşırı soldakilerle aşırı sağdakiler de aynı gözyaşını döküyor. Yaptıkları aynı onlar da terör biteceği için üzülüyor. Biz bu zavallıların gözyaşından hiç rahatsız değiliz. Anneler ağlamasın da bu terör baronları istediği kadar ağlasın.

'Çaba göstermiyorlar'

- Biz çözüm süreci başladığından beri yollardayız. Ankara'dan idare etmedik. Herkes umutlanıyor ama Ankara'daki genel başkanlar yüzlerindeki çamuru silip en ufak bir çaba göstermiyorlar.

- Adalet Bakanlığı ve partimize yapılan saldırılar sonrası yapılan baskınlar sonrası CHP'li vekiller itiraz ediyor. Çelik kapılarla çevrilmiş odalarda terör örgütü duracak, lav silahlarıyla binalara saldıracak devletin güvenlik kuvvetleri de duracak mı?

- Onları da dünyaya rezil edeceğiz. Belgelerle ifşaa edeceğiz. Siz dünyada hak ve özgürlükleri savunmuyorsunuz. Ülkenizde özel kamplarda bunların yetiştirilmesine çanak tutuyorsunuz diyerek bunları uluslararası toplantılarda ifşaa edeceğiz. Bizim hiç bir gizli planımız yok. Meşruiyet rejiminin dışına çıkan adım söz konusu olamaz. Ana muhalefet dahi bunu görmek istemiyor. CHP'ye MHP'ye BDP'ye gönül  veren kardeşlerime sesleniyorum; başlarınızı iki elinizin arasına alın öyle değerlendirin. MHP'nin kan diline bazı BDP'lilerin sorumsuzca ifadelerine bakıp aldanmasın. Hele CHP'nin kafa karışıklığına bakıp zihinleri bulandırmasınlar. Ne yapıyorsak Türkiye'yi büyütmek için yapıyoruz. Ne yapıyorsak aziz şehitlerimiz için yapıyoruz. Şimdi bakıyorsunuz gazeteler tutturmuş bir akil adamlar tutturmuş gidiyor. Bize bir ara sordular oluşturulabilir mi evet oluşturulabilir dediler.


Akil adamlar

- Biz eğer akil adamlar akil insanlar çalışmasını yaparsak bunun kararını biz veririz. Bunun hesabını biz vereceğiz onlar vermeyecek. Biz bu süreci de böyle çalıştırıyoruz. Siz bizi izlemeye devam edin. Yazılanlara bakmayın. Bu toplumda karşılığı olan insanlar kimlerdir bunlara bakacağız. Eğer karşılığı yoksa biz niye bu insanlarla yola çıkalım. Akil insanlar kararını verirsek 780 bin km'yi kapsayacak adımı atarız.

- Bazı STK'lar üst düzey temsilciler işin içinde olabilir, üniversiteden medyadan akil kişiler olabilir ama bunların çerçevesini ve süreci başlatma noktasında bu insanların yetkisi olamaz. Sorumluluk bizdedir.

- Şurada 1-2 ay içinde hava değişti. Güneydoğu'da yatırım yapmak için lisans başvurusu 1'e 40 artmış durumda. Rahatlama olduğu zaman ben inanıyorum ki Güneydoğu ve Doğu'da yatırımlarda ciddi bir patlama olacaktır.