İlhan Selçuk

Atatürk Devletinin Temelleriyle Oynamak...

05 Haziran 1982 Cumartesi

PENCERE

Atatürk Devletinin Temelleriyle Oynamak...

Gazi Mustafa Kemal Atatürkün temel devrimlerinden birisi Öğretim Birliği Yasasıdır; eski adıyla Tevhid-i Tedrisat Kanunudur.

Ne demektir Öğretim Birliği Yasası?

Bu soruya en basityanıtı Prof. Enver Ziya Karalın Türkiye Cumhuriyeti Tarihi adlı ders kitabında bulabiliriz.Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Dairesi kararıyla liseler için ders kitabı olarak kabul edilmiştirdamgasını taşıyan bu yapıtın 1968 yılı baskısında 156ncı sayfayı açarak okuyoruz:

- (3 Mart 1340 - 1924 tarihli ve 430 Sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu) ile öğretimin birleştirilmesinden sonra azınlık ve yabancı okulların dini veya siyasi maksatlarla öğretim yapmalarının önüne geçildiği gibi sınıflardan ve ders programlarından dini alametler de kaldırıldı. Aynı günde öğretimin birleştirilmesi Şeriye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması da kanunlaştırıldı. Öğretimin birleştirilmesi ve laikleştirilmesi hususunda yapılan bu hamle Türk milleti için hayati bir önem taşımakta idi. Çünkü dünya milletleri arasında lâyık olduğu ihtiram mevkiini almak için Türk milleti, evladına vereceği terbiyeyi mektep ve medrese namında birbirinden büsbütün başka zihniyette iki nevi müesseseye bırakamazdı. Kaldı ki terbiye ve tedrisatı (öğretim) tevhit etmedikçe (birleştirmedikçe) aynı fikirde ve zihniyette fertlerden mürekkep bir millet yapmaya da imkân yoktu.

Öğretim Birliği Yasası, Türkiye Cumhuriyeti Devletinde öğretimin medrese mantığı baskısından kurtarılarak laikleştirilmesi yolunda gerçekleşen en büyük devrimci atılımlardan birisidir; ve Atatürkçülüğün temel ilkelerinden başlıcasıdır.

*

Şimdi gazetelerde okuduğumuza göre okullara zorunlu din dersleri konacaktır. Anayasaya dinsel devlet felsefesini yerleştirmek isteyen DM üyelerinin girişime geçtiklerini de izliyoruz. Cumhuriyetin 2 Eylül 1982 günlü sayısında Ankara Bürosunun şu haberi vardı:

- Danışma Meclisi Genel Kurulu Anayasa tasarısı maddeleri üzerindeki görüşmelerini dün de sürdürdü. Tasarıda serbest bırakılan din, eğitim ve öğretimi komisyonca yeniden Genel Kurula getirilen bir madde ile ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu kılındı. Komisyon Sözcüsü Şener Akyol, Anayasa’nın başlangıç bölümünde Allahın adına yer verileceğini belirtti ve bunun laikliğe aykırı bir yanı bulunmadığını söyledi.

Demek ki Gazi Mustafa Kemal Atatürkün 1924 yılında gerçekleştirdiği laik devlet ilkesinden vazgeçme eğilimleri Danışma Meclisinde uç veriyor. 20nci yyın ilk çeyreğinde yürürlüğe giren temel devlet felsefesinden 20nci yyın son çeyreğinde geri dönülüyor.

*

Hemen söyleyelim ki bu gibi girişimler tehlikeli ve kaygan bir eğik düzey üzerinde sürüklenmek anlamına gelir. Atatürkün yüzüncü doğum yılında Türk ulusu Atatürke böyle bir karşı çıkışı hoş göremeyeceği gibi, Anayasaya Cumhuriyet devletini kuruluş temellerinden saptıracak bir içerik yüklenemez. Atatürk, laiklik devrimini gerçekleştirmek ve okulardan din derslerini kaldırmakla acaba neyi amaçlamıştı? Şimdi Atatürkün yaptıklarını çiğnemek isteyen Danışma Meclisi üyeleri ve en başta Anayasa Komisyonu sözcüsünün amaçları nedir?

*

Danışma Meclisindeki eğilimlerin hangi noktalara dek dayanacağını bilemiyoruz; ama, bir şey biliyoruz. O da şudur: Dünya Müslümanlığı güncel konumunda ikiye ayrılmıştır ve kimi İslamcı güçler anti-Amerikan, anti-siyonist, anti-emperyalistraya oturmuştur. Bu eğilimlerin Türkiyede 1970ler sürecinde kendine özgü alanda yüzde 10luk bir oy potansiyeli oluşturduğu da saptanmıştır.

Türkiyede dinsel ödünlerle tutuculuğu sağlama bağlayacaklarını sanan DM üyeleri hem yanlış bir hesap yapmakta, hem de Cumhuriyet devletinin temelleriyle oynamayı göze almaktadırlar.

(5 Eylül 1982 tarihli yazısı)



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Patrikhanenin Sicili... 11 Haziran 2012
Mumcu'nun Saptamaları... 7 Haziran 2012

Günün Köşe Yazıları