Adana, Mersin, Hatay üçgeni...

15 Aralık 2019 Pazar

Son üç ayda konferanstan kitap fuarına değişik nedenlerle dört kez Adana ve Mersin’e gittik. Belediye başkanlarımızla, yurttaşlarla söyleştik, ülke sorunları üzerine kafa yorduk.

31 Mart yerel seçimlerinden sonra Adana, Mersin ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını CHP’nin adayları kazandı. Tıpkı Ege’de İzmir, Aydın, Muğla üçgeni gibi Doğu Akdeniz çanağında da Adana, Mersin, Hatay üçgeni oluştu. Öncelikle kaybedilmemesi, devamında dışına doğru genişlemesi gereken bir üçgen. 

Pergelin ucunu Adana’ya yerleştirdiğinizde 200 kilometrelik yarıçapta 10 milyona yakın insan yaşıyor. Buradaki yerel başarı iç barıştan ekonomik refaha Türkiye için değerli.

Bölge Kurtuluş Savaşı sürecinde işgalden ilk ve son kurtulan iller olma özelliğine sahip. Sakarya zaferinin ardından Atatürk, diplomasi masalarındaki başarısının eseri olarak Fransa ile 20 Ekim 1921’de Ankara Anlaşması’nı imzaladı. 27 Aralık’ta Tarsus 98., 3 Ocak’ta Mersin, 5 Ocak’ta da Adana 97. kurtuluş yılını kutlayacak. Atatürk’ün bir sonraki aşamaya bıraktığı Hatay da, yıllara yayılan diplomatik çabalarla 23 Temmuz 1939’da resmen vatan toprağına katıldı. 


*** 


Adana’da Zeydan Karalar, Mersin’de Vahap Seçer, Hatay’da Lütfü Savaş, Ankara’daki iktidarın gerilim siyasetine inat kentlerinde önceliği, huzura ve toplumsal mutabakata vererek belediye başkanlığı yapıyorlar. 

Mersin’de belediye meclisinde CHP salt çoğunluğu sağlayacak sayıda değil, ancak bütçe çok rahat geçti. Sonrasında da Seçer, tüm meclis üyelerine teşekkür yemeği verdi. Personel alımında kadınlar öncelikli. 

Her üç ilin de temel konularından biri Suriyeliler. Önceki yıllarda ticaret ya da turizm için gelip giden Suriyeliler, yatıya kalmış, dönmeye de niyetleri yok. Daha önce zenginlik iken şimdi pek çok sorunu içeren bir konu! Savaş’la bu durumu birkaç kez konuştuk. Hatay’da Suriyeli oranı bugün yüzde 28. Mevcut doğurganlık böyle devam ederse 2031 yılında Suriyeli oranı yüzde 50’yi geçecek. Savaş, “İlin demografik yapısı değişirse, ülke güvenliğini etkileyen sorunlar olabilir” diyor. 

Üç ilin 10 bin yıl geriye giden tarihi var. İpek Yolu’nun denizle buluştuğu yer. Büyük İskender’in Perslerle karşılaştığı yer. İskenderun, dünyada adını Büyük İskender’den alan 30’a yakın ketten biri. MS 500 yılına dek, dünyada nüfusu bir milyonu bulan üç kent vardı; Roma, İskenderiye, Antakya...

Mersin güçlü yerel nüfusun yanı sıra, Güneydoğu illerinden gelen Kürtlerin, Suriyelilerin, Anadolu içlerinden göçlerin birleşeni. Kitap Fuarı’nda bir yurttaş ilçe belediyesi için, “MHP adayı ile HDP adayı arasında gittim geldim. İkisi de iyi insandı” dedi. Birlikte yaşama anlamında halkımız siyasilerden daha ileri.

Çok güzel bir Türkçe ile seslenen okura adını sordum; Nikola... Hatay’ın Arap Hıristiyanlarından, Mersin’e göçmüş. İnsan kendini nasıl zengin hissediyor.


*** 


İlçelerde de büyükşehir gücünü çoğaltacak potansiyel var. Seyhan’da Akif Kemal Akay’la, “İlhan-Turhan Selçuk kardeşler” dedik, Çukurova’da Soner Çetin’le, “Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Yılmaz Güney” dedik. Ceyhan’da Kadir Aydar’la, “Şahmeran” dedik. İmamoğlu’nda Kasım Karaköse’yle, “Arı kovanı” dedik.  

Tarsus’ta Haluk Bozdoğan’la koşturmaktan şelaleye gidemedik, Mezitli’de Neşet Tarhan, Yenişehir’de Abdullah Özyiğit sosyal belediyeciliğin örneklerini veriyor. 

Defne’de İbrahim Güzel, Erzin’de Ökkeş Elmasoğlu, Samandağ’da öteden beri tanıdığımız Refik Eryılmaz nüfusun renkliliği nedeniyle 100’e yakın inanç gününü yurttaşlarla birlikte kutluyorlar.

40 derecelik deniz kıyısı ile kazaksız üşüyeceğiniz yayla arasında yarım saatlik bir mesafenin olduğu Doğu Akdeniz çanağında 4 T 1 K diye özetleyebileceğimiz güç var; tarım, turizm, ticaret, teknoloji, kültür.

Doğu Akdeniz çanağına, Toroslar’a, Çukurova’ya, Amik Ovası’na, Amanoslara selam olsun...


Yazarın Son Yazıları

Ankara’nın rantları! 25 Aralık 2019