Zülal Kalkandelen

Umut vampiri!

17 Kasım 2019 Pazar


6 Kasım 2019 - İstanbul Fatih’te aynı evde yaşayan 4 kardeşin siyanürle intihar ettiği haberiyle sarsıldık.

 Eve maaş getiren tek kardeşin maaşına haciz konduğu, aileden borçların kaldığı ve bakkala yazdırdıkları veresiyeyi ödeyemedikleri ortaya çıktı.

9 Kasım 2019 - İkinci siyanür faciası Antalya’da yaşandı. İkisi çocuk 4 kişi siyanürle öldü.

İki çocuklu ailenin babası, bıraktığı mektupta 9 aydır işsiz olup maddi sıkıntı çektiğini yazdı. Ev sahipleri 9 aydır evin kirasını, 10 aydır da aidatı ödeyemediklerini söyledi.

15 Kasım 2019 - Üçünçü siyanürlü intihar olayı, İstanbul Bakırköy’de yaşandı. Bir aile siyanür ile zehirlenerek yok oldu.

 Bir iş insanı, eşi ve 7 yaşındaki çocukları yaşamlarını kaybetti. Polisin izlenimine göre, aşırı derecede borçlanan baba intihar etmiş, eşi ve çocuğu da siyanürden etkilenip ölmüş...

 Neo-liberal yağma çukurunda boğuluyoruz

 Öncelikle yetişkin insanların kendi hayatlarını sona erdirirken, çocuklarını ya da başka insanları onların bilgisi dışında intihara katması kabul edilemez. Bu cinayettir... Bunda kuşku yok. İntiharın asla kutsanacak bir yol olmadığına da kuşku yok.

 Ancak son olayların ardına baktığımızda insanları buna sürükleyen nedenlerin çıkış noktası aynı.

 İlk intihar olayından beri, aklı başında olan herkes, ekonomik sıkıntılara dikkat çekiyor. Yandaş medya ise bunun gerçeği yansıtmadığını iddia etmekle meşgul. Hatta bazıları utanmazlığın dozunu artırıp aile içi ilişkilere dair imalarda bulunuyor!

İntiharların faili siyanür değil, ülkeyi ekonomik krize boğan iktidardır! Yağma ve talana dayalı neo-liberal politikalar ülkeyi öyle derin bir kuyuya çekti ki, Türkiye boğuluyor.

 Kamu kurumları özelleştirilip değerinin altında peşkeş çekiliyor.

Birileri servetine servet katıyor.

Saraylara özgü aşırı lüks hayatlar yaşanıyor.

Birileri kimsenin adını bile bilmediği yiyecekleri yerken, birileri yatağa aç giriyor...

 Yoksul halk kitleleri, piyasalaşan kamu hizmetlerine erişmek için didinip duruyor.

Karın tokluğuna çalışanın şükretmesi beklenirken, işsiz yığınlar hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Kapitalizmin çarkları durmadan yoksuldan yeni vergiler alıp zengine aktarıyor.

İşsizler ve atanamayanlar, umutsuzluğun pençesinde kıvranıyor.

Umudunu yitirenler kendini yakıyor, işsizlik ve yoksulluk yüzünden topluca intihar ediyor...

 İktidar ise gerçeği anlatan ekonomistlere “terörist” benzetmesi yapıyor!

 Ruhsal gelişime en olumsuz etki: AKP

 Farkında değil misiniz? Kimsenin ekonomi aleyhinde algı yaratmak için çabalamasına gerek yok. Ülkeden yükselen pis kokuları, siyah dumanları dünya görüyor...

 Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, siyanür kaynaklı intihar haberlerine ilişkin, “Toplumumuzun, çocuk ve gençlerimizin ruhsal gelişimine olumsuz etki edebilecek haberlere karşı tavrımız katı olacaktır” demiş.

İntihar haberlerinin medyada çok dikkatli verilmesi gerekiyor. Bu doğru.

Ama çocuk ve gençlerin ruhsal gelişimine en olumsuz etki eden nedir biliyor musunuz?

İnsanları evine ekmek götüremez hale getiren umut vampiri iktidardır... Daha önceki bir yazımda da belirttiğim gibi, 17 yıldır topluma şiddet uygulayan AKP’dir.

Bu durumda yaşatmak, yaşamak ve umudu yeniden yeşertmek, en büyük direniştir! Muhalefete düşen en büyük görev de budur.