Gülengül Altınsay

Güzel takım

14 Kasım 2019 Perşembe

Grup lideri olma şansımız çok fazla. Sadece bu şansa sahip olmak bile inanılmaz. İlk kez başımıza geliyor bu. Hem de Dünya Şampiyonu Fransa’nın da olduğu grupta. Ve Avrupa’da milli takımlar düzeyinde bugüne dek gösterdiğimiz performans da gözetildiğinde. Buna karşın ülkede futbol her sezon hızla kan kaybetmeye devam ediyor. Ve 2020 için araladığımız bu kapı ülke futbolunun seviyesiyle çelişen bir durum. Genellikle bir ülkenin futbol seviyesi milli takıma doğrudan yansır; olumlu ya da olumsuz olarak. Ama günümüzde bu durum futbolcuların yabancı ülkelere gönderilmesi, yabancı ülkelerde geliştirilmesi ve sonra bu oyuncuların milli takımlarda oynatılmasıyla çok değişti. Bizim bir de gurbetçi oyuncuları kullanma gibi bir şansımız daha var. Şimdi bunlara bir de genç yaşlarda Avrupalıların bizde keşfedip aldıkları ve geliştirdikleri oyuncular eklendi. İşte Zeki Çelik, Çağlar Söyüncü, Merih Demiral hatta Cengiz Ünder…

Lucescu’ya teşekkür

Tüm bu Avrupa tedrisatından geçmiş oyuncuların milli takımda harmanlanması bizim avantajımız şimdi. Lucescu’nun da kimsenin yapamadığını yapıp ‘vazgeçilmez, dokunulmaz’ sanılan yaşlanmış oyuncuları ihraç edip yepyeni genç bir kadro oluşturması bugünlerin temelini oluşturdu. Yaş ortalaması yirmi üçlere çekildi. Ve sonra Şenol Güneş’in eski anlayışların yıkıldığı bu kadroya birkaç tecrübeli oyuncuyu - kazanma sürecini kısaltmak amacıyla - yeniden eklemesi de önemliydi.

Şu anki görünümüyle Milli Takım iyi bir savunma takımı… Gruptan çıkmak için yeterli ama finallerde hücum ve gol çözümleri bulmak gerek. Neyse bu günün konusu değil.

Şans kapıda

Ve nihayet en önemli maça çıkıyoruz. Bu akşam İzlanda maçıyla durumumuz netlik kazanacak. Bir beraberlikle gruptan çıkmayı garantileyeceğiz. Diyelim ki istediğimizi alamadık son Andorra maçına kaldık, orada alınacak bir galibiyetle de yine işimiz görülecek. Tamam tabloya baktığımızda Andorra ümidi kalmamış zayıf bir takım görünümünde. Bazıları için de elde keklik. Ne var ki o Andorra’yı evimizde ancak son dakikaya girerken attığımız bir golle yenebildiğimizi de unutmayalım. Bu yüzden işi son maça bırakmak hepimizi çok fazla strese sokar. En çok da sahadaki futbolcuları.Bu yüzden İzlanda maçı önemli. Ve zor geçeceğe benzer. Çünkü İzlanda bizim oyun anlayışımıza ve takım yapımıza ters bir takım. Çok mücadele ediyorlar, basit ama askeri nizamla oynuyorlar. Maçın hakemi de Premier Lig’den geliyor. Sertliğe müsaade eden bir yapısı var. Gerçi Taylor bizim Şampiyonlar Ligi’nde Beşiktaş - Porto maçımızı çok iyi yönetmişti. Çok beğenmiştim kendisini. Umarım milli maçta da beğenimiz sürer.

Kadroya baktığımızda Şenol Güneş savunma hattında daha rahat olacak. Elinde şu anda çok formda oyuncular var; Zeki, Çağlar, Ozan Kabak, Kaan Ayhan gibi. Ne var ki savunmanın önünde yaratıcı oyuncudan çok mücadeleci oyuncuları var şu dönem. Ozan Tufan, Mahmut Tekdemir, İrfan Can Kahveci gibi. O zaman yaratıcılık daha çok kanat oyuncularıyla ve forvet arkası oynayacak oyuncularla olacak. Hakan Çalhanoğlu, Emre Kılınç, Yusuf Yazıcı, Cengiz Ünder gibi. Takımın oyunu ileri taşıması ve hamle üstünlüğünü kazanması ancak topun hızlı kullanımıyla mümkün. Bu da ancak birbiriyle uyumlu bir on birle mümkün. Yok zaten bize bir beraberlik yetiyor anlayışıyla topu rakibe verip oyunu geride karşılama durumu tercih edilir ve buna uygun on birle çıkılırsa bu bence çok fazla risk almak olur. Ama sonuçta hangi on bir çıkarsa çıksın Türk Telekom’da müthiş taraftar desteği altında ele geçen bu tarihi fırsat için oyuncularımızın en iyi şekilde mücadele edeceklerinden eminiz. Bu da bize yeter…