Olaylar Ve Görüşler

Geldikleri gibi giderler!

12 Kasım 2019 Salı

Yazar: Doğan Hasol

Mirliva Mustafa Kemal bundan 101 yıl önce 13 Kasım 1918’de Adana’dan İstanbul’a geldiğinde Haydarpaşa’dan bir istimbotla Galata’ya geçerken işgalci düşman savaş gemilerini görünce tepkisini bu sözlerle dile getirmiştir: “Geldikleri gibi giderler!”

Böyle bir işgalin olabileceğini önceden tahmin etmiş ve kısa bir süre önce padişaha ve sadrazama bu konudaki düşüncelerini aktarmıştır. İşte, bindiği istimbot şimdi dev düşman zırhlılarının arasından geçiyordu. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı başlatacak sözlerini, daha sonra adı Kartal olacak o teknenin güvertesinde söylemiştir: “Geldikleri gibi giderler!..”

Mustafa Kemal’in yakında girişeceği Milli Mücadele’nin başlangıç sloganıydı bu sözler.

İşgal, Osmanlı döneminde “Şark Meselesi” (Doğu Sorunu) olarak anılan emperyalist planın yeni bir adımıydı. Planın hedefi Osmanlı topraklarının parçalanması ve paylaşılmasıydı. Bu plan Avrupa’da uygulanmış ve Sultan 2. Abdülhamit döneminde Osmanlı Devleti, Avrupa ve Balkanlar’daki topraklarının çok büyük bir bölümünü yitirmiştir. O toprakların miktarı 1 milyon 400 bin km., yani bugünkü Türkiye topraklarının iki katı kadardır. Bu kez o plana göre sıranın İstanbul ve Anadolu’ya geldiği anlaşılıyordu.

İstanbul’da geçireceği altı ay Mustafa Kemal için Kurtuluş Savaşı’nı başlatma konusunda bir hazırlık dönemi olmuştur. O süre içinde, herkesin teslimiyetle boyun eğdiği esir şehirde Anadolu’nun kurtuluşunu planlayacaktı. Sonra sıra yeni devletin temellerini atacak kuruluş dönemi hazırlıklarına gelecekti.

Milli Mücadele, büyük kurtarıcının 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışıyla başlamış, ülkenin işgalci düşmandan temizlenerek kurtarılmasıyla noktalanmıştır.

Sonuçta, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve ilk yılları 1929 dünya ekonomik bunalımı dönemine rastlamasına karşın çok başarılı siyasal, toplumsal, ekonomik gelişmelerle taçlanacaktır. O süreci, çağdaş uygarlık yolunda atılan başarılı adımlar ve devrimler izleyecektir.

Atatürk’ün büyük bir vizyoner ve strateji dâhisi olması bu başarıları sağlamıştır. Nitekim bu özellikleri onun 20. yüzyılın siyasal lideri arasındaki birincilikle taçlandırılmasının yolunu açacaktır. ABD’de Kentucky Üniversitesi’nce kitap halinde yayımlanmış, 20. yüzyılın 1941 siyasi liderinin incelendiği, 18 yıl süren araştırmaya göre “Atatürk 20. yüzyılın Dünya Lideri’dir.” (1)

Dönelim, bu sürecin başlangıcına sahne olan istimbota... Umudun gemisi “Kartal” yıllar sonra 2016’da yarı batık halde bir hurdacıya satılmak üzereyken bulundu; bugün 106 yaşında. İşgal günlerinin ve direniş kararının günümüze kalan tek tanığı, ölüme terk edildiği yerden birkaç gönüllünün girişimiyle alınarak bir tersaneye taşındı ve orada halkın bağış ve katkılarıyla restore edildi. Şimdi şanlı Milli Mücadele’nin bir anıtı olarak sergilenmesi amaçlanıyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağışlanan Kartal, önümüzdeki günlerde Beşiktaş’ta Deniz Müzesi önünde halka açık bir alanda sergilenmeyi bekliyor. 


1) D. Hasol, Atatürk 20. Yüzyılın Dünya Lideri http://www.doganhasol.net/ataturk-20-yuzyilin-dunya-lideri.html