Ve Erdoğan da Atatürkçü oldu!

12 Kasım 2019 Salı

10 Kasım bir kez daha gösterdi ki, Mustafa Kemal Atatürk, hâlâ halkın belleğinde, gönlünde yaşayan en büyük lider...

Hiçbir zorlama olmadan, her yaştan genciyle tüm toplumun Atatürk’e olan saygısını, sevgisini göstermek için ortaya koyduğu çabanın değil Türkiye’de, dünyada eşi benzeri yok.

Her seferinde daha da büyüyor...

Toplumun umutsuzluğa düştüğü her karanlık anda, yeniden aydınlanıyor, aydınlatıyor.

Yeryüzündeki en büyük mucize, en doğal olandır.

Atatürk’ün gücü buradan geliyor.

Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” diyen bir liderin güncelliği nasıl kaybolur ki!

Bir ulusun kurtuluşu için olmadıkça, savaş cinayettir” diyen bir askerin bu sözünden daha hümanist kaç söz bulabilirsiniz ki!

Yurtta sulh cihanda sulh” diyen bir devlet adamından daha küresel bakabilen kaç insan var ki!

Atatürk öylesine yaşayan bir lider ki, kimse ona kayıtsız kalamıyor.

Necmettin Erbakan da Refah Partisi Genel Başkanı iken 1994’te şöyle demişti:

Atatürk yaşasaydı, Milli Görüşçü olurdu, Refah Partili olurdu...

O günlerde şu zeminde bir yazı yazmıştım:

İnsanın aklına ilk ‘yok, elinin körü olurdu’ gibi bir söz geliyor ama, olsun... Sonunda Erbakan da Atatürkçü oldu!

Aradan 25 yıl, çeyrek asır geçti. 10 Kasım 2019’da Erdoğan şöyle dedi:

Atatürk’ü sadece anmak yetmez, önce anlamak gerekir. Ne Atatürk’ü ne Cumhuriyeti istismarcılara terk etmeyeceğiz...

Bu sözlerin ardından derin analizlere girdi, Cumhuriyetin Osmanlı mirası üzerine kurulduğunu söyledi, Osmanlı, Selçuklu kökü olmasa Cumhuriyetin de olmayacağını söyledi... Dedi de dedi...

AKP iktidara geldiğinde önce milli bayramları yok saymaya çalıştı, 10 Kasım anmalarında olmamak için her şeyi yaptı.

Milli bayramların adeta unutulması için, “Bu bayramlar halktan kopuk, devlet kutluyor. Bırakalım halk kutlasın” kılıfı uyduruldu. Baktılar ki halk kutlamaya devam ediyor, anıtlara çelenk yasağı getirildi. Baktılar ki, bu yasak çok geri tepiyor, vazgeçildi...

15 Temmuz 2016’da AKP Genel Merkezi’ne boydan boya astıkları afişte Atatürk’ün fotoğrafı vardı.

10 Kasım 2019’da da Erdoğan’dan bir Atatürk destanı dinledik. Erdoğan, kafasının arkasındaki düşüncelerin hiçbirinden vazgeçmeden, vitrine bir Atatürk anması ve anlaması yerleştirmiş görünüyor.

Dedi ki: Madem yok satamıyoruz, var sayılım!

Osmanlı anlatımından harf devrimine kadar Erdoğan’ın hâlâ tarihimizdeki pek çok olaya başka bir pencerelerden baktığı anlaşılıyor.

Atatürk, Osmanlı’ya değil, Osmanlı yönetimindeki emperyalizme teslim olmuş yapıya karşıydı. Onları bağımsızlık mücadelesine çekmek için neler çektiğini Nutuk’ta yeri geldikçe anlatır.

Harf devrimi öncesi okuma yazma oranıyla ilgili gerçekler bir yana, matbaanın İstanbul’a gelişi ve sonrasındaki bir asır boyunca basılan kitap sayısı hakkında acaba bilgi sahibi midir? Sadece 180!

Erdoğan’a verilebilecek çok yanıt var, ama asıl olan şu:

Atatürk, topluma bütün yönleriyle anlatılmazsa... 100. yılına giren pek çok alandaki mücadelesi yeni kuşaklara aktarılmazsa... Atatürk’ün temel ilkeleri ışığında Türkiye’ye bir gelecek hedefi konmazsa... Erdoğan da bu alanda kendine rol bulmaya kalkar!