Ekrem Başkan’la geleceği tasarlarken...

07 Kasım 2019 Perşembe

“Geleceği Tasarlamak”... Bu yıl yedincisi düzenlenen “Brand Week İstanbul”un teması böyle olunca ilk konuşmacının Ekrem İmamoğlu olması bence en isabetli karar... İstanbul’un göbeğinde, önde gelen marka, reklam, iletişim, teknoloji ve düşünce insanlarının buluştuğu; yaratıcı vizyonlar, etkileşim, bilgi paylaşımlarıyla fark yaratmaya odaklanan; daha güzel bir gelecek daha yaratıcı bir İstanbul hedefleyen bir platform...

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dev salonu hıncahınç dolu. Yaşasın, balkonlar gençlere ayrılmış. Sahnede Ekrem Başkan her birimizin gözünün içine baka baka konuşuyor. Rahat, doğal, sahici, gerçekçi. Söylediklerine inanıyorsunuz. Doğruluğuna inanıyorsunuz. Güven veriyor. Umudu, azmi, aydınlığı, yaşama sevincini elle tutulur hale getiriyor.   

SEVGİ DİLİ  

Şu minicik köşede o koskoca önemli konuşmayı özetleyemem, ancak ipuçları verebilirim.

Ekrem Başkan, geleceği tasarlarken 3 anahtar kullanıyor: 1) Yeni Nesil Demokrasi, 2) Yeni Nesil Siyaset ve 3) Yeni Nesil Belediyecilik. 

İlkini açıklarken ancak özgür ortamlarda ekonominin düzelebileceğini vurguladı. Sandığın yeterli olmadığını, katılımcı demokrasiyi, “cesur demokrasi”yi anlattı. Tüm toplantıları canlı yayınla 4 milyon kişinin izlediğini belirtti. Evet, bu kent özgürleştikçe üretecek ve yaratıcı olacak! 

İkinci anahtarda hukukun üstünlüğüne öncelik tanıdı. Yasaları kendi için eğip bükmek yerine, herkes için geçerli saymanın ve korku dili değil, sevgi dilini benimsemenin önemini ortaya koydu. 

Üçüncüsünde, belediyecilik anlayışında ise sıkı durun, mega ya da çılgın projelerden değil, zihniyet değişikliğinden söz etti. “Bu şehrin nimetlerini ganimet sayanlardan olmayacağız” diye özetlenecek bir zihniyet değişikliği...

TEMEL ATMAMA TÖRENİ

“Brand Week İstanbul”un açılışı sonrasında küçük bir gruba ayrılan basın toplantısında ise Ekrem Başkan’a soru sorma, ayrıntıları öğrenme fırsatımız oldu. 

Bugüne dek temel atma törenlerinden gına geldi millete. Ekrem İmamoğlu’nun “TEMEL ATMAMA TÖRENİ” düzenleyeceğinin müjdesini de vereyim size. Böylece elde edilen tasarruf daha sonra açıklanacak.

Amaç, işlevsiz temel atma değil; adil, yeşil ve yaratıcı bir kente sahip olmak... Bir de vicdan sahibi kentler yaratmak. 

İstanbul’da 0-4 yaş arası bir buçuk milyon çocuk yaşıyor. Bu çok büyük bir sayı. 150 çocuk kreşi, 39 ilçede ihtiyacı olan çocuklara süt dağıtımı, kentin her yerindeki çocuğun eşit koşullarda büyümesi için atılan ilk adımlar.  

Vicdan sözünü duyunca dayanamayıp sordum. Malum hapishaneler, yazar, çizer, akademisyen, eleştiren, tweet atanlarla dolu. Sadece onlar için değil, herkes için hapishane koşulları korkunç. Yine malum bundan Adalet Bakanlığı sorumlu... Ama vicdanlı kent demişken, hapishane koşulları ele alınamaz mıydı? 

Ekrem Başkan’ın yanıtı açık seçikti: “Cezaevlerinde bir inisiyatifimiz ya da yetkimiz yok... Ama bu söylediğiniz hassas konuyla ilgili kurumsal irtibat kurabiliriz. Varsa yaşanan üzücü tespitler, lütfen bildirin. Adalet Bakanlığı mercilerine yazı yazarız... Bu eksikliğin, bu hatanın, bu üslubun giderilmesi konusunda belediyenin yetkisi dahilinde yardımcı olmak istediğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.”

‘BEN KAHRAMAN DEĞİLİM’

Kültürel ve sanatsal etkinliklerle coşan ve bir arada yaşama sevincini çoğaltan bir kent tasarısı elbet beni bulutların üzerine çıkardı!   

Dünkü toplantıda Necati Özkan’ın “Kahramanın Yolculuğu” kitabının lansmanı da vardı.  

Ekrem Başkan, henüz kitabı okumamış, şöyle bir hızla karıştırmıştı. Ama ona “kahraman” denilmesinden tedirgin olduğu ortadaydı. “Ben kendimi kahraman değil, sadece hizmet etmeye çalışan bir belediye başkanı olarak tanımlıyorum” diyordu.

Benim için günün en acıklı anı: Yandaş gazetelerde çalışan arkadaşların, “Eyvah bunların hiçbiri bizim gazeteye girmez” sözüydü. 

En gururlandırıcı anlardan biri ise şu: “Brand Week İstanbul”, etkileyici bir filmle açıldı. Film, Turhan Selçuk’un Abdülcanbaz karakteri ve çizgileriyle gerçekleşmişti. Turhan Ağabeyim, 50 yıl öncesinden yarattığı düşünce, marka ve çizgilerle geleceği tasarlamış, bugüne sesleniyordu ekranlardan. Düşünene, uygulayana, Digilogue’a teşekkürler...