Yazgülü Aldoğan

İhtiyacımız olan adalet ve demokrasidir

07 Kasım 2019 Perşembe

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk, ki ona fikren karşı çıkmak için bazıları örneğin diktatör diyor! Diktatörlüğün bir biçimi olan padişahlığı ve daha sonra hilafeti kaldırıp “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek Cumhuriyet kuran bir lider, nasıl diktatör olabilir? Dil, din, ırk ayrımı gözetmeden, imtiyazsız bir ulus yaratma fikrini benimseyen lidere nasıl diktatör denilebilir? Devrimleri yaptığı ve uyguladığı için mi? Harf devrimini yapmış da, Osmanlı’dan, dinden koparmış da, Osmanlı mı kalmıştı? Sarayı ve tacını işgal kuvvetlerine terk edip gemiye binip kaçan kimdi? Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal değil herhalde, işgal kuvvetlerine “Geldikleri gibi gidecekler!” diyen o. Eğer vatan bellediğimiz Misakı Milli sınırları içindeki Anadolu topraklarında kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşları olarak biz ona inanmasaydık, naçiz vücudu toprak olduktan sonra unutur giderdik, bu tarihe geçmiş nasıl bir sevgi ve şükrandır ki bir fikir olarak yaşıyor, mozolesi dolup taşıyor. Çünkü o ziyaret edilen bir mevta değil, yaşayan bir ideoloji, bir yaşam, yönetim biçimi.

Adil, demokrat, cesur

Bir yetmedi, iki kez seçtiğimiz İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Brand Week İstanbul etkinliğinin açılış konuşmasında yönetim biçimi olarak bu üçüne vurgu yaptı: Zaten ihtiyacımızın ve onu seçmemizin nedeni de bu değil mi? Konuşması sonrasında yaptığı basın toplantısında kendisine bunu sordum: “Yerel yönetim bu zihniyette ama merkezi iktidar tam tersi; ne adil, ne demokrat, ne de sivil toplumun cesaretini istiyor. Bu nedenle de kaptırdığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin iktidar olmasını engelliyor. Bir taraftan gelecek için umut doluyken bu müdahalelerden korkuyoruz. Biz İstanbul Gönüllüleri olarak nasıl daha ‘cesur’ olabiliriz, ne yapabiliriz?”

Ekrem İmamoğlu, “Siz zaten beni ikinci kez bu kadar farkla seçerek çok büyük bir cesaret ve dayanışma örneği verdiniz. Ben yapılanları bazen umursamıyor, bazen üstüne gidiyor, her şeyi halkın önünde yaparak sizi dahil ediyorum. 2023’te bunun sonuçlarını göreceğiz. Yaptıkları bütün engellemeler bize misliyle destek olarak geri dönüyor! Sadece İstanbul’da değil, yurtdışında da muazzam bir ilgi var. Berlin’e davet edildim, 20’ye yakın görüşme talebi var. Çevreyle ilgili bildiriye imza koyduğum zaman Paris, New York belediye başkanları benden çok sevindi, İstanbul’a iyi bir şey olduğu zaman artık dünya seviniyor!” diye yanıt verdi. 

Temel atmama töreni

Ekrem İmamoğlu, hepimizi “temel atmama töreni”ne davet etti! 1.5 milyar TL’lik bir arıtma tesisi ihalesinin örneğini verdi. Önlerinde hazır bulmuşlar, Eyüp’te bir yeşil alanı komple yok edecek bir tesis. Araştırılmış, buna gerek olmadığı ortaya çıkmış, iptal edilmiş! Şimdi temel atmama töreni yapılacak, israfa böyle önlem alınıyor. Mantığı, finansmanı olmayan çılgın projelerle gelmiyor Başkan İmamoğlu; süt gibi, kreş gibi, yeşil alan gibi halka dokunan projelerle geliyor. Çünkü amaç halkı rahat ettirmek, üstünden araç geçmeyen köprülerle gırtlağına kadar borçlandırıp ödetirken müteahhit zengin etmek değil. Bunu halkla paylaşıyor. İBB oturumlarını 4 milyon kişi izliyor ve buna bütün dünya şaşıyor! İhtiyacımız olan CESARET, DEMOKRASİ ve ADALET’tir. Müebbet verin deyip hapiste tutturduğun insanı, salıverin deyip beraat ettirmek değil. Bu ülkede ne zaman adalet ve demokrasi hâkim olacak derseniz, cesur ve pozitif olduğumuz zaman. Onu da gençlerden, çocuklardan öğreneceğiz. İlk onlar keşfetti İmamoğlu’nu, “Her şey çok güzel olacak” dediler, oluyor.