İstanbul’a ilk hançeri saplayan üç kişi

07 Kasım 2019 Perşembe

Son günlerde, siyasal gündemin sıcaklığı yüzünden, Boğaziçi İmar Yasası’nda AKP iktidarının yeni yağma aracı olarak önerdiği değişiklik gözden kaçmış gibi görünüyor.

Doğal, tarihsel, ekonomik ve kültürel zenginliğiyle politikacıların iştihasını kabartan ve yağmalanan kent, İstanbul:

Din-Tarım dönemindeki dört dünya imparatorluğunun başkenti...

Roma, Doğu Roma (Bizans), Latin ve Osmanlı İmparatorluklarının başkentleri olarak, İpek (Baharat) Yolu’nu kontrol ettiği için, bilinen Dünyaya (Avrasya’ya) egemen olan merkez!

İki kıta arasındaki seçkin stratejik yeri...

İstanbul Boğazı’nın emsalsiz güzelliği...

Doğasının yağmalana yağmalana bitirilemeyen zenginliği...

Tanıklık ettiği tarihin mimari ve kültürel birikimi...

İstanbul’u bütün politikacıların hedefi haline getirmiştir.

Ne yazık ki, İstanbul’un akciğerlerine ilk hançer, kendisini “Muhafazakâr” (dinci/milliyetçi) diye tanıtan ve halkı demokrasi vaadiyle aldatarak iktidara gelen Demokrat Parti döneminde, onun lideri Menderes tarafından, Soğuk Savaş bağlamında, emperyalizm tarafından saplanmıştır:

Dikdörtgen biçimindeki hançer, Hilton Oteli’dir.

Soğuk Savaş dönemindeki cinayeti hazırlayan beyin, emperyalizmin patronu ABD’dir.

Cinayetin tetikçisi, Conrad Hilton’dur.

İstanbul hedefini belirleyen, bu kenti tetikçinin aklına sokan eşi, ünlü artist Zsa Zsa Gabor’dur.

Emperyalizmin maşası olarak hançeri tutan el de, ne yazık ki Adnan Menderes’tir.

(Bknz: Emre Kongar, İstanbul, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2019, s. 141-147.)

1961 Anayasası “Planlı Dönemi” başlatınca, ülkenin ekonomik planlaması ile birlikte kent planlamaları da gündeme geldi.

Bu bağlamda, uzun çalışmalarla İstanbul Nazım Planı da hazırlandı.

Ne yazık ki, 1961 Anayasası’na karşı yapılan 12 Eylül 1980 darbesi, hem kent yağması hem de dinci eğitim konularında sağcı politikacıların önünü açtı:

Kenan Evren yönetimi bir yandan 1981 Anayasası’na zorunlu din derslerini sokarken, öte yandan Türkiye’nin tarihsel ve doğal dokusunu koruyan Koruma Kurulu’nu da bölerek parçaladı, bu arada İstanbul Nazım Planı’nı da lağv etti; böylece hem İstanbul’daki hem de ülkedeki toprak yağmasını kolaylaştırdı.

(Unutmayın, dinselleştirme-otoriterleşme-baskı ile yağma ve yolsuzluk el ele gider.)

İstanbul’u 25, Türkiye’yi 17 yıldır yöneten Erdoğan/AKP iktidarı, elinden kaçırdığı İstanbul rantının hiç olmazsa bir bölümünü geri alabilmek için şimdi de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Boğaziçi İmar Planı yetkisini hükümete almak istiyor.

İstanbullular, “Büyük İstanbul İttifakı”, buna izin vermemelidir!