Ecevit’in dış politikası: Önce ülkem ve bölgem!

05 Kasım 2019 Salı

Bugün Bülent Ecevit’in ölümünün 13. yıldönümü. 5 Kasım 2006’da yitirdiğimiz Ecevit, siyasi tarihimizin pek çok evresinde var.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ecevit...

CHP’nin “ortanın solu” siyasetini benimsemesini “Ak Günlere” manifestosu ile ete kemiğe büründüren Ecevit...

Güçlü bir taban, kadro ve düşün hareketi ile CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturan Ecevit...

Kıbrıs Barış Harekâtı’nı gerçekleştiren Başbakan Ecevit...

Başta haşhaş ekim politikası olmak üzere ABD’ye kafa tutan Ecevit...

12 Eylül 1980 darbesinden sonra özgürlük mücadelesini hapse girme pahasına bırakmayan Ecevit...

1980’lerin başında sesini duyurmak için, “İş başa düştü” deyip, Arayış dergisini çıkaran gazeteci Ecevit...

1999’daki son başbakanlığı döneminde ABD’nin Irak’ı işgal politikasına karşı çıkan Ecevit...

Yukarıdaki satırbaşlarına en az iki katı kadar ek yapılabilir...

Halen içinde yaşadığımız durumları da dikkate alarak Ecevit’in salt dış politika anlayışını sütuna yatıralım.

Ecevit’le 1990’lı yılların başından aramızdan ayrılışına dek hep diyaloğumuz oldu. Bir telefon görüşmemizde soruyu sorduktan sonra suskunluk oldu. Birkaç saniyenin ardından şöyle demişti:

“Size uyaklı bir yanıt hazırlıyordum!..”

Kendisine en çok sorulan Yunanistan’la ilişkilerimiz konusunda şu düşüncesini birkaç kez dinledim:

“Araya üçüncü bir ülke girmese biz Yunanistan’la bütün sorunlarımızı çözeriz...”

Ecevit, Türkiye’nin temel dış politikası ile barışıktı. Onun üstüne eklemeler yaptı. Karşıda hangi güçlü devlet olursa olsun, “Önce ülkem ve bölgem” derdi. Türkiye’nin kendi komşularıyla sorunları büyürken dünya ile ilişkileri ne kadar iyi olursa olsun, bunun yarım kalacağını düşünürdü.

Bugün iç karışıklıkların ve ABD işgalinin devam ettiği Irak’ta da aynı tutumunu sürdürdü. Bu, iktidardan düşmesine neden oldu.

2002 yılında ABD, Irak’ı işgal etmek, tüm Türkiye’yi de bu iş için üs olarak kullanmak istiyordu. 2002 yaz sonunda dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şükrü Sina Gürel ABD’ye gitti. Ecevit’in şu görüşlerini iletti:

“Türkiye, bir komşusunun işgalini istemez ve yardımcısı olmaz. ABD, uluslararası meşruluk içinde Irak’ı işgal edecek olursa Türkiye buna katılmaz, sadece İncirlik Üssü’nün insani yardım amaçlı kullanımına izin verir!”

Ecevit, ABD’ye bir mesaj daha iletmişti:

“Irak’ın olası işgalinde Türkiye’ye yönelik göçe karşı sınırımızın içinde değil, ötesinde önlem alırız...”

Ecevit’le 2004’te bir sohbetimizde sormuştum:

-İktidarınızın sona ermesinde ABD’nin Irak politikasının payı var mı?

“Öyle olduğunu düşünüyorum” dedi, AKP’nin geliş sürecini özetledi...

İktidar, Türkiye’nin dış politika birikimini yok sayarak, küçümseyerek, hatta yanlış ve pasif bularak attığı adımların tümünde duvara tosladı.

Hiç değilse bu aşamadan sonra bir nebze gerçekçi olmasını öneriyoruz .

Ecevit’e bir kez daha Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına, haşhaş tarlalarına, Beşparmak Dağları’na, dağa taşa “Umudumuz Karaoğlan” yazanların özlem ve hayallerine başsağlığı diliyoruz.