Muazzez İlmiye Cığ: ‘Benim kutsalım yaşamak’

03 Kasım 2019 Pazar

Kimi zaman, iyi ki yaşıyorum iyi ki yaşıyorum demekten kendimi alamıyorum. (Kimi zaman mı? Son zamanlarda sık sık olmaya başladı bu, galiba yaşlanıyorum...) Önceki akşam Mersin’de Kongre ve Sergi Sarayı’nda bu sözleri yine içimden tekrarlarken yakaladım kendimi... Şu fotoğraflara bakın ve halimi anlayın... Sahneyi iki ulu çınarla; biri 103, biri 91 yaşındaki iki bilgeyle paylaşıyorum. Muazzez İlmiye Çığ ve ressam, hattat, gazeteci Etem Çalışkan’la...

Baştan başlıyorum: Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Liseliler Derneği, İçel Sanat Kulübü’nün 1 Kasım Harf Devriminin yıldönümü nedeniyle düzenlediği gecede önce Etem Çalışkan’ın eserlerinden oluşan serginin açılışını yaptık. Kalabalık bir eserden ötekine ilerlerken salonda bir dalgalanma oldu. İçeri Muazzez İlmiye Çığ girdi... Serginin bir köşesinde ben de kitaplarımı imzalıyorum. Derkeeeen...

Bu iki bilge insan, iki yanıma yerleşti. Onlar benden daha genç, daha dinamik. Çevrelerine enerji saçıyorlar. Zihinleri pırıl pırıl... Ellerim, kitap ve kalemden boş kaldığı anda, yeryüzünün en yaratıcı avuçları ellerimi yakalıyor, sımsıcak okşuyor. (İnanmazsanız 1. fotoğrafa bakın) Ellerim kuş oluyor, su oluyor, ateş oluyor, bir elim Sümer ve Hitit’e; bir elim Atatürk’ün harf devrimine uzanıyor...

Sonra Kongre ve Sergi Sarayı’’nda büyük salonun sahnesinde yerlerimizi alıyoruz. Evet konumuz Harf Devrimi ama bugüne ve geleceğe dair de söyleyecekleri çok şeyleri var. 

Uzaya gitme isteği

Muazzez İlmiyte Çığ, Sümer, Hitit, Akad, Asurluların kullandığı çiviyazısının arşivini oluşturmuş... Türkçe harflerle kaligrafi örneklerinin şahını sunan Etem Çalışkan ise eserlerinde çiviyazısından yararlanmış ve ona göre her alfabe kutsal. Muazzez Hanım, yazının kutsallaşmasını kabul etmiyor. Onun için tek kutsal var. O da YAŞAMAK! Dolu dolu yaşamak. Öğrenerek, öğreterek yaşamak... O nedenle günümüzde cehaletin prim yapmasına öfkeleniyor ve isyan ediyor...

İki ulu çınarın dostluktan gayri, ortak yanları, Atatürk tutkusu, Cumhuriyet aşkı, Cumhuriyet ilkelerine bağlılıkları... İki saat süren çok keyifli sohbeti burada özetlemem imkânsız. Aklımdan hiç çıkmayacak bir ayrıntı:

Muazzez Hanım hayatta en çok ne istemiş biliyor musunuz? Astronot olmak, uzaya gitmek... Ve hâlâ bu istekten vazgeçmiş değil... Bütün uzay edebiyatını, uzay kitaplarını okuyup hatmetmesi bundan. Büyüyünce astronot olmak istiyor...

Sevecenlikleri, zihin açıklığı, ve söz yarışı sürerken romantizme de uzanıverdik: İşte Etem Çalışkan’dan unutmayacağım tümce: “Ben ağlayan yıldızlar gördüm; güneşi göremedikleri için ağlıyorlardı...

İyi ki, yaşları kaç olursa olsun üretmekten, çalışmaktan geri kalmayan ve bıkıp usanmadan Atatürk devrimlerini, Cumhuriyet ilkelerini anlatan insanlarımız var...