Bir fenomen olarak Müjdat Gezen

01 Kasım 2019 Cuma

Müjdat Gezen bir fenomendir...

Yani hem bir olgudur hem de bir olaydır.

Bir olgudur:

Çünkü Türkiye’nin kültür, sanat ve edebiyatına sadece aktörlüğüyle, yönetmenliğiyle ve yazarlığıyla değil, kurduğu Müjdat Gezen Sanat Merkezi, MSM’de verdiği eğitimle, yetiştirdiği öğrencilerle de katkıda bulunan bir kurumdur.

Bir olaydır:

Çünkü bir yandan kazandığı bütün parayı sanata, kültüre, kültür ve sanat eğitimine, (gizlice) emekli, yaşlı, hasta sanatçıların bakımına yatırırken, öte yandan Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyet için canını ve özgürlüğünü tehlikeye atan ve bu nedenle de sürekli olarak haberlere konu olan bir kişidir.


Dünya tarihi, topluma, bilime, kültüre, sanat ve edebiyata katkı yapmak uğruna çeşitli baskılara ve hatta işkencelere maruz kalmış düşünürler, bilim insanları, sanatçı ve edebiyatçılarla doludur...

İnsanlık bugünkü bilim ve düşünce düzeyine ve elbette artık bu düzeyi korumaya çalışan Demokratik ve Laik, Temel Hak ve Özgürlükler Düzenine bu insanlar sayesinde kavuşmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu insanlığın eriştiği bu düzeyin gerisinde kaldığı için çökmüş, işgal edilmiş ve Mustafa Kemal Atatürk sayesinde onun külleri üzerinden, mucizevi bir biçimde yepyeni bir Çağdaş Demokratik Cumhuriyet’in temelleri atılmıştır.

Ama ne yazık ki, 21. yüzyılda, Atatürk’ün kurduğu Çağdaş Demokratik Cumhuriyetimiz de, insanlığın genellikle Ortaçağ’da yaşadığı ve aştığı bu baskılar altında gerilemektedir:

Ortaçağ kalıntısı olan bu gerici fosiller, Müjdat Gezen’in hayatını vakfettiği okulunu, MSM’yi yakmaya kalkışmışlar, Atatürkçü olmasından dolayı iftiralar atarak onu mahkemelerde süründürmüşlerdir. 

Ama bir fenomen olarak Müjdat Gezen Olgusu, asla Müjdat Gezen Olayını ihmal etmemiş, onu daima “Kültür ve Sanat Dünyası”nın en önemli dallarından bir olan “Gösteri Sanatları”nın doruklarında tutmuştur.

Geçen yıl “Yedi Kocalı Hürmüz”le Gösteri Sanatları Dünyasını kasıp kavuran Müjdat Gezen bu yıl da yazıp yönettiği ve başrollerini Cüneyt Arkın, Gönül Yazar ve Kayhan Yıldızoğlu gibi duayenlerle paylaştığı “Pera Müzikali”yle yine bomba gibi bir yapıma imza atmış.


Ben, Pera Müzikali’ni çarşamba gecesi medya için yapılan son kostümlü genel provada izledim.

Hemen belirtmeliyim ki, üç saat boyunca insanları hem güldüren hem düşündüren bu fevkalade yapım, müthiş bir tiyatro, şarkı ve dans şöleni sunuyor izleyiciye!

Kültür Bakanlığı Müsteşarlığım sırasında böyle yapımların ne kadar masraflı olduğunu ne kadar zor yapıldığını ve ne kadar büyük güçlüklerle mücadele edilerek sahnelenebildiğini gözlemlemiştim.

Devlet olanaklarıyla bile “Pera Müzikali” gibi bir yapımı gerçekleştirmenin son derece zor olduğunu belirtmeliyim.

Metin tarihsel bir kurgu içinde çok zekice ve esprili bir biçimde kurgulanmış.

Şarkılar ve danslar metnin/oyunun içine gayet ustaca ve seyirciyi kavrayacak biçimde yerleştirilmiş.

Oyunculuklar, dekor, kostüm, koreografi, makyaj, ses düzeni, şarkı, müzik ve dans performansları çok iyiydi.

Özellikle dans grubunu kutlamak isterim, Müsteşarlığım sırasında en çok önem verdiğim performans “kordöbale”deki sanatçıların danslarıydı.

Çünkü seyirciyi en çok avucuna alan veya iten faktörlerin başında bu toplu dans performanslarındaki (çok çalışmaya bağlı olan) uyum ya da uyumsuzluk vardır. Bu kadar uyumlusunu, çok çalışılmışını az gördüm diyebilirim.

İzleyicilerin esprilere ve kapalı da olsa eleştirel göndermelere olan tepkisi son derece belirgindi...

Özellikle ünlülerin sahneye çıkışlarındaki alkış, yapımın “sanata ve sanatçılara saygı” mesajının iyice algılandığını gösteriyordu...

Müjdat’ın sahneye çıkışındaki bitmeyen alkış tufanı ise gerçekten gözlerimi yaşarttı:

Bir kez daha anladım ki, bu toplum, özellikle kaliteli kültür, sanat ve edebiyatı takdir ediyor ve ayrıca Atatürk’ü, Demokratik Cumhuriyeti savunanları hiçbir zaman yalnız bırakmıyor.


“Pera Müzikali” 3 Kasım Pazar günü saat 15.00’te TİM Show Center’da perdelerini açıyor.

3, 17 ve 24 Kasım 2019 Pazar günleri saat 15.00’te sahnelenecek olan oyunun biletleri, Biletix’ten ve gişeden temin edilebilir.