Anaları bölmeyin!

10 Eylül 2019 Salı

Dünyanın neresinde bir insan ağlıyorsa, bir de anne ağlıyordur! Annelik, yeryüzünde bütün canlıların en içten duygusudur. Evlatlar, annelerin gözünde hiç büyümez! Hep onların minicik, biricik çocuklarıdır.
Türkiye gündeminde bir süredir, terör örgütünün dağa götürdüğü çocuklarını arayan anneler var. Anneler istemlerini HDP Diyarbakır il binası önünde dile getiriyor.
Annelerin anlattıkları, çocuklarına duydukları özlemi dile getirirken yakarışları yürek parçalayıcı. Yıllardır çocuklarından haber alamayan anneler, “Öldüyse, cesedine kavuşsaydım, bir mezarı olurdu” diyecek kadar acı dolu...
O anneleri dinleyen bir insanın yüreği burkulmuyorsa, bu acıyı dindirmek için bir şey yapmalı, demiyorsa insan olmak bir yana canlı değil demektir.
Oğlunun terör örgütü tarafından kaçırıldığını söyleyen Hacire Akar’ın 21 Ağustos günü HDP Diyarbakır İl Başkanlığı önünde başlattığı eylem sonuç verdi. 2 gün sonra oğlu Mehmet Akar’a kavuşan Hacire Akar’ın çocuğunu arayan bütün annelere yaptığı çağrı üzerine 3 Eylül’de oturma eylemi başladı. Dün öğle saatlerinde eyleme katılan anne sayısının 17’yi bulduğu açıklandı.
Aile Bakanı Fatma Selçuk dün öğleden sonra annelerin yanına geldi. Onların acısını dinledi, onlarla ağladı.
Bir anne bakana dert yanıyordu:
Kimse bana çare olmadı!

***

Bir kez daha altını çizelim; evladını arayan annelerin acısını kimse tarif edemez.
Diyarbakır’da Hacire Ananın feryadıyla başlayan bu eylemin terörle mücadelede, terör örgütünü geriletmede önemli bir ivme olarak görüldüğü anlaşılıyor. Dün bakanın ziyareti, Erdoğan’ın onların destan yazdığını vurgulayıp sanatçıları bu konuda da klip yapmaya çağırması, bunu yapmadıkları için onları ikiyüzlü ilan etmesi, işin şeklini değiştiriyor. Diyarbakır annelerinin karşısına Cumartesi Anneleri’nin konması, “Anaları da mı bölüyorsunuz” sorusunu sorduruyor.
O annelerin acısı üzerinden bir siyaset üretme havası esiyor. İktidarın genel uygulamalarını eleştiren herkese, “Önce anneleri destekle, desteklemezsen sen de terör örgütünden yanasın” mesajı veriliyor.
İktidarın kendinden olmayan herkesi terör örgütü yanlısı ilan etmesi olağanlaştı, ama ne olur bunu anaların acısı üzerinden yapmayın.
Soğukkanlılıkla baktığımızda tablo şu:
Evlatları dağa kaçırılan anneler, bunun sorumlusu olarak gördükleri partinin il başkanlığı önünde eylem yapıyor. Çocuklarının bir an önce kendilerine teslim edilmesini istiyor.
Burada devlet nerede?
Diyarbakır Valisi ve kayyım Belediye Başkanı Hasan Basri Güzeloğlu, ailelerin gereksinimlerini karşılıyor, kumanya dağıtıyor.
Bu tabloda devletin görevi bu mu?
Ola ki şöyle bir gelişme olsa; “Çocuklarınızı size teslim ediyoruz, şu gün şurada törenle verelim” deseler?
Devlet tören düzenlemekten sorumlu mu olacak?
Bu gelişmeleri dışarıdan izleyen biri, “Anlaşılan burada iki otorite var, biri ötekinden isteklerde bulunuyor” demez mi?
Bu soruları, Türkiye haritasına eşsiz bir tablo gibi bakarken, temel sorunlarını barış içinde çözmüş bir ülke özlemiyle sorduğumuzu vurgulamak isterim...

***

Memleketteki her şeyi bir kutuplaşma aracı olarak gördünüz...
Bari anneleri böyle görmeyin...
Annelerin acısı kullanılmaz...
Annelerin acısı gösteri konusu yapılmaz...
Annelerin acısı sadece dindirilmeye çalışılır...
Anneleri evlatlarından ayıranlara lanet olsun...
Anneleri bir partinin kapısı önünde medet aramaya itip bundan medet umanlara Allah akıl fikir versin!