Mehmet Ali Güller

Ankara’nın PKK’yi bölme taktiği mi var?

05 Eylül 2019 Perşembe

AKP’nin ABD’yle güvenli bölge anlaşmasına dair dikkat çeken bir değerlendirme var: “Türkiye, ABD ile PKK’nin arasını açmaya yönelik bir taktik geliştirdi. Güvenli bölge oluşturulması, ABD’nin PKK’yi ortada bırakmasına yönelik taktik değerindedir.”
Nitekim 24 Haziran seçiminden önce Öcalan’a HDP tabanı için mesaj verdirilmesi de bu düzlemde ele alınıyor ve devletin “PKK’yi bölme taktiği” olarak değerlendiriliyor.
Peki, mümkün mü?

Taktik, hedefe uygun mu?
Öncelikle belirtelim: ABD ile PKK’nin arasının açılması, hem Türkiye’nin hem bölgenin hem de sonuçları itibarıyla Kürtlerin yararınadır. Diğer yandan PKK’nin bölünmesi, parçalanması ve yok olması da “Türk-Kürt kardeşliğinin” yararınadır.
Peki, izlenen yolla bu mümkün müdür? Daha somut sorarsak:
1. Türkiye’nin ABD ile güvenli bölge anlaşması yapması ABD ile PKK’nin arasını açar mı?
2. Öcalan’ın seçimlerde etkili bir aktör haline getirilmesi PKK’yi böler mi?
Kısacası, izlenen taktik hedefe uygun mu?

ABD’yle anlaşmak, ABD ile PKK’nin arasını açmaz
Türkiye’nin ABD ile güvenli bölge anlaşması yapması, sınırından Suriye içine belli derinlikte bir alanda fiilen egemen olması demektir. Diğer yandan, o derinliğin altındaki bölgeyi (PYD bölgesi) ve o bölgedeki egemenliği de tanıması demektir.
Yani ABD’yle güvenli bölge, pratikte AKP için bir tampon bölge kazanımı, PKK için de ABD’yle anlaşmanın doğası gereği AKP’nin tanımak zorunda olacağı bir federal bölge demektir.
Özetle ABD’yle güvenli bölge, federal Suriye ve PKK devletçiği demektir. (Bunun böyle olduğunun en somut göstergesi Irak örneğidir.)
Kısacası AKP’nin ABD’yle güvenli bölge anlaşması yapması, sonuçları itibarıyla, ABD ile PKK’nin arasını açma taktiği olamaz. Tersine, ABD’nin PKK’ye devletçik hediyesi demektir!
ABD ile PKK’yi, ABD’yle güvenli bölge anlaşması değil, Suriye’yle işbirliği anlaşması ayırır! Çünkü Türkiye ile Suriye anlaşırsa, ABD kaybeder ve çekilir. ABD desteği kalmayan PYD de Suriye devleti ile anlaşmak zorunda kalır...

Öcalan’ı aktör yapmak PKK’yi bölmez
Öcalan’a seçimlere kısa bir süre kala açıklama yaptırtıp HDP tabanına “tarafsız” kalın mesajı verdirilmesi, gerçekte PKK’yi bölme taktiği değildi; AKP’ye seçim kazandırma hamlesiydi!
Saray’ın hedefi İstanbul’u kaybetmemekti; bunun yolu da İmamoğlu’na giden HDP oylarını Öcalan’ın mesajıyla durdurmaktan geçiyordu...
Önemle belirtelim: Öcalan’a AKP lehine açıklama yaptırtmak PKK’yi bölmez ama HDP tabanının o açıklamayı dinlememesi PKK’yi böler. Asıl yararlı sonuç budur!
Gerçekten PKK’yi bölmek isteyen, HDP tabanına “niye Öcalan’ı dinlemedin” diye kızacağına, Öcalan’ı dinlemeyen tabanı PKK güdümünden tamamen koparacak yollar arar!

Kayyım taktiği PKK’yi bölmez
Diğer yandan HDP belediyelerine kayyım atamak da PKK’yi bölmez ama HDP içindeki Öcalan’ı dinlemeyen tabanı ve HDP içinde “Türkiyeci bir çizgi izlemek isteyen” kanadı zayıflatır.
Dahası HDP belediyelerine kayyım atamak, Öcalan’ı dinlemeyen tabana ve Türkiyeci çizgi izlemek isteyen HDP kanadına karşı Kandil’e koz verir!
Nitekim Kandil hemen “devlet size alan açmaz, siyaset yapmanıza sınır koyar; sizin tek garantiniz bizim silahımızdır” mesajı vermiştir özetle...

Çözüm bölgesel işbirliğinde
Sonuç olarak ne güvenli bölge ABD ile PKK’nin arasını açma taktiğidir, ne de Öcalan’a mesaj verdirilmesi PKK’yi bölmek içindir. Her ikisi de AKP’nin çıkarları gereğidir.
İşte iki örnekle de görülmüştür: AKP, Suriye’den toprak koparabilmek için ABD’yle güvenli bölge anlaşması yapıp PKK devletçiğini tanıma yoluna da girer, İstanbul seçimini kaybetmemek için Öcalan’la anlaşma da yapar!
Başta da belirttiğimiz gibi ABD ile PKK’nin arasının açılması bölgenin, PKK’nin bölünmesi de Türk-Kürt kardeşliğinin yararınadır.

Bunun yolu ise AKP’nin izlediği çizgiden değil, öncelikle Ankara-Şam anlaşmasından ve sonrasında Kürtlerin de çıkarını gözeten bölgesel bir büyük işbirliği modelinden geçmektedir.