Siyasette fay-dalı gelişmeler!

05 Eylül 2019 Perşembe

Yerel seçimlerin sonuçlarının genel siyasete de yansımaması olanaksızdı. Önümüzdeki seçimlere bugünkü siyasal kurgu ile gidemeyeceği görülüyor.
Millet ve Cumhur ittifakının bugünkü yelpazesinde genişlemeler daralmalar olacak.
Erdoğan’la Bahçeli’nin arasından su sızmıyor ama partilerinin oyları birbirine sızıyor!
AKP’den MHP’ye bir geçişlenlik var; MHP’nin geleneksel oylarında da İYİ Parti ve CHP’ye kayma var. AKP’nin içinde de boyutları şu aşamada belli olmayan bir çatlama var. AKP’den şu aşamada iki parti çıkıyor gibi...
Bu dağılımı ittifaklara oturttuğumuzda Cumhur İttifakı’nın yüzde 40-45’lerde olduğunu Erdoğan’ın masasına konan anketler söylüyor.
Erdoğan, kongreyi öne alarak önceliği parti içi düzenlemeye verdi. AKP’nin kongre süreci 7 Ekim’de başlıyor. 2020 başında da büyük kongre yapılacak. Erdoğan, iç düzenlemeyi yaparken ittifakın oylarını yüzde 50’nin üzerine çıkaracak eklemelerin neler olabileceğine de bakıyor. Bu bakışın en önemli ayağı şu:
Millet İttifakı’nı parçalamak.
Üç koldan yürüyor; CHP’yi yıpratmak, CHP’nin İYİ Parti ile hedef ortaklığını kesmek, HDP tabanının CHP’ye oy vermesini engellemek...
Kayyım seçeneği de bunun için kullanılıyor; PKK üzerinden HDP’ye, HDP üzerinden CHP’ye yüklen, sonra İYİ Parti’ye dön, “Bak CHP kimlerle, senin orada ne işin var” de! Bu yolda ne hukukun önemi var ne iç barışın...

***

AKP’den kopanlar ne yapabilir?
Ahmet Davutoğlu’nun Erdoğan’la karşı karşıya gelmesi yeni bir durum değil. Davutoğlu’nun 2014 sonrası başbakanlığıyla parti içinde hâkimiyet tartışması yaşandı. 7 Haziran 2015 genel seçimleri öncesi Davutoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı siyasete taşımak istedi, istifa ettirdi. Fidan, AKP Genel Merkezi’ne geldi, hemen ısınma çalışmalarına başladı. Erdoğan, buna sıcak bakmadığını hissettirince Fidan geri döndü. MİT yasasına göre kurumdan ayrılan 5 yıldan önce dönemez. Sonuçta MİTolojik bir süreç yaşandı, Fidan görevini sürdürüyor. Davutoğlu ile Erdoğan arasındaki bir başka kırılma 17-25 Aralık dosyasının Meclis’te oylamasında yaşandı. Devamında Davutoğlu’nun Nisan 2016’da il ve ilçe başkanı atama yetkisi alındı, MKYK’ye verildi. Sonrası Saray darbesiyle 4 Mayıs 2016’da Başbakanlık’tan istifa yoluyla indiriliş!
Bütün bu aşamalardan sonra yeniden sahneye çıkan Davutoğlu’nun etkin bir rol alması zor.
Ali Babacan’ın Samanpazarı esnaflığı, saman altından yeni bir partinin barajını dolduracak kadar su yürütmesine yeter mi?
Ali Babacan, AKP’den zorla kadro sökmeye çalışmayacak, AKP’den kopmuş olanları ya da kopmaya karar vermiş olanları kadrosuna katacak. Burada daha güçlü bir enerji görünüyor.

***

AKP’de Erdoğan’dan kopanların kendi aralarında yaptıkları değerlendirmelerde iki büyük pişmanlığı dile getirdiğini duyuyoruz:
1- Keşke Erdoğan’ın eline bu kadar çok yetki veren değişikliklere evet demeseydik...
2- Keşke dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet demeseydik...
Sonuçta siyaset keşkelerle yapılmıyor. Daha çok “haydi”lerle yapılıyor.
Siyasette fay hatlarının arttığı bir sürece girdik. Sonuçta siyasal yenilenme iyidir. Değil Türkiye, dünyanın hiçbir ülkesinde siyaset tek kişiyle yapılmaz. Bunu dayattıkça fay dalları oluşur.
Bu anlamda, ne kadar fay dalı, o kadar faydalı!