Hikmet Altınkaynak

Mustafa Kemal’in hayvan sevgisi

29 Ağustos 2019 Perşembe

Zafer Haftası’ndayız. Yarın gazetemizin armağanı Işık Kansu’nun derlediği Belge ve Anılarla 30 Ağustos Zaferi kitapçığını hep birlikte okuyacağız. Bir büyük zaferin coşkusunu yeniden yaşayacağız. Vatanı düşmandan kurtaran, topluma da çağdaş uygarlık yolunu açan Mustafa Kemal Atatürk’ü ve arkadaşlarını, bu vatan için canını feda eden kahramanları minnetle, sevgi ve saygıyla yeniden anacağız.
Bu anmalar kapsamında Mustafa Kemal’in vatan ve insan sevgisi kadar büyük olan hayvan sevgisini, özellikle de köpeklerle olan dostluğunu unutmamak gerekir. Birçok kaynakta yer alan bu bilgileri paylaşmak isterim.
Mustafa, babası ölüp de yetim kalınca annesinin ağabeyi, dayısı Hüseyin Ağa’nın Abdurrahman Paşa’nın vekili olarak yönettiği Selanik’e 20 kilometre uzaklıktaki Langaza’daki çiftlikte annesi ve kardeşi Makbule’yle bir süre yaşar. Buradaki gönüllü işi bakla tarlalarını kargalardan, kargaları köpeklerden korumaktır! Vahşi doğa yasasına karşı koymak, uygar koşulları sağlamaktır bir anlamda.
Altı yaşındadır, çiftlikte bir gün yaralı bir karga bulur. Yarasını sarar, adına da Hacı der. Hacı adı çiftlik çalışanı Muharrem’in herkesçe benimsenen takma adıdır. Ne var ki güçsüz kalan kargayı bu kez çiftliğin köpekleri rahat bırakmaz, iyileşemez, uçamaz, ölür. Mustafa çok üzülür, kargayı bir dut ağacının yanına gömer ve o ağaca da “Hacı dutu” adını verir. Yani Mustafa’nın hayvan sevgisi böyle acılarla başlasa da Cin ve Alev adını verdiği iki köpeği olur. Onlarla çok iyi günler geçirir.

Çanakkale Savaşı’nda Alp’le
Mustafa’nın köpek sevgisi çiftlikten ayrıldıktan sonra da sürer. Okullar biter. Mustafa Kemal’dir artık. İş yaşamı başlar. Sofya’da askeri ataşeyken Alp adlı bir köpeği olur, Çanakkale’de savaşta, Doğu Cephesi’nde Suriye’de onunladır. 1918’de Noblus yolunda Alp kaybolur. Buna çok üzülür.
Mustafa Kemal Paşa olarak Kurtuluş Savaşı’nda bir Yunan subayının otomobil içinde bırakıp kaçtığı köpeğe sahip çıkar, adını Alber koyar, arkadaşı gibidir, Cumhuriyet ilan edildiğinde yanındadır.
Yalova’da fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi’ye ait Foks henüz yavrudur. Fotoğrafçı, Mustafa Kemal’in beğendiğini görünce hediye etmek ister, bunun üzerine Mustafa Kemal yaverine “Bu adamı memnun ediniz” der. 50 lira verirler. O dönemde bu çok önemli bir paradır. Foks, Cumhurbaşkanı köpeği olunca, Çankaya Köşkü’ne yerleşir. Ondan önceki Alp ve Alber gibi Foks da Mustafa Kemal’in yatak odasında uyumaya başlar. Ama Mustafa Kemal uyumadan uyumaz! Sevmediği konukların paçasını ısırır. Mustafa Kemal nereye giderse, o da yanındadır. 1933 yılında ölür. Mustafa Kemal’e haber verilmeden derisi doldurulur. Çiftlikte bir camekâna yerleştirilir. Mustafa Kemal görünce çok şaşırır. Bir sandalye çekip karşısında uzun süre oturup seyreder. Üzülür, dayanamaz. Yöneticilere “çiftliğe gömün” talimatını verir. Ne var ki yönetici Gazi Eğitim Enstitüsü Öğretim Görevlisi Necdet Pençe, bunu saklar. Aradan yıllar geçer, Necdet Pençe ölünce, 1969’da eşi İrfan Hanım, bu sırrı açıklar, Anıtkabir’e bağışlar. Foks şimdi müzededir.

Yaygınlaşan hayvan sevgisi
Günümüzde kimi hayvan düşmanlarının yaptığı eziyet ve işkenceleri ayrı tutarsak, toplumun genelinde bir hayvan sevgisi, doğa sevgisi yaygındır. Bu sevgi de büyük ölçüde dâhi lider Mustafa Kemal Atatürk’ün örnek alınan yaşamında yer verdiği hayvan ve doğa sevgisinden kaynaklanmaktadır. Elbette günümüzde sanat ve edebiyata konu olan köpeklere duyulan ilgi ve sevginin de payı vardır.
Yarın 97. yıldönümünü kutlayacağımız Büyük Zafer’i ve başkahramanı Mustafa Kemal Atatürk’ü düşünürken onun çok önem verdiği hayvan sevgisinin de toplumda gittikçe yaygınlaşması, doğa sevgisiyle Kaz Dağları’nın sahiplenilmesi, gelecekle ilgili umutlarımızı artırıyor.