Büyük tıkanıklık

29 Ağustos 2019 Perşembe

Marx’ın “Tarih insanların önüne çözebileceği sorunları koyar” sözünü “genellikle ama her zaman değil” biçiminde düzeltmek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bugün böyle bir tıkanıklıkla karşı karşıyayız. İnsanlığın önündeki çözülmesi olanaksız sorunlar hızla birikiyor.
Bu “revizyonizme” beni, Amazon Ormanları’nda, yeni tarım alanları yaratmak amacıyla çıkarılan yangınlardaki hızlı artışla başlayan tartışmalar getirdi.

‘Yeni Faşizm’ umudun düşmanıdır!
Dokuz ülkeye dağılmış olmakla birlikte, Amazon Ormanları’nın yüzde 60’ı Brezilya topraklarının içinde. Brezilya’da tarıma ve hayvancılığa dayalı sanayi ve ticaret sermayesi, ağaçları keserek, en kolayı ve ucuzu, bu orman alanlarını yakarak, oralarda yaşayan yerli halkı da dışarı sürerek, kimi zaman liderlerini öldürerek kullanıma açıyor. Amazon Ormanları’nın yok olmasında, gelişmiş kapitalist ülkelerin de payı var. Halbuki, gelişmiş kapitalist ülkeler çevreci hareketlerin en güçlü olduğu yerler. Ormanların yakılarak açıldığı alanlarda üretilen gıda ürünlerini, özellikle büyükbaş hayvanların etlerini, gelişmiş kapitalist ülkeler ithal ediyor.
Brezilya’da, İşçi Partisi iktidarında, özellikle de Devlet Başkanı Dilma Rousseff’in başkanlığı döneminde güçlenen çevreci hareketin baskısı, orman kıyımını yavaşlatmış, hatta yeni ağaçlandırma projeleri başlatmıştı. Yine o dönemde, Amazonlar’da yaşayan yerli halkın haklarını korumaya yönelik önemli adımlar atılıyordu.
Böylece Amazon Ormanları’nı koruma hatta güçlendirme olanağı doğuyordu. Bu olanak, küresel ısınmanın, Sanayi Devrimi öncesine göre 1.5 derece sıcaklık artışı sınırında stabilize olması, iklim krizini engelleme umudunu canlandırdı.
Küresel ısınmayı, iklim krizini yadsıyan “Yeni Faşizm”, Brezilya’da Bolsonara’nın ve Çevre Bakanı Ricardo Salles kişiliğinde iktidara geldikten sonra bu umut hızla ölüyor. Büyük toprak sahiplerinin, tarıma dayalı sanayi ve ticaret kapitalizminin temsilcisi olarak iktidara gelen Bolsonaro, çevre koruma, tarım alanları açma yasalarını hızla sulandırmaya, kaldırmaya başladı. Brezilya’da “Yeni Faşizm”e göre, Amazon Ormanları’nı “korumak değil geliştirmek”, diğer bir deyişle sermayenin kâr makinesine açmak gerekiyordu. Bu yaklaşım büyük toprak sahiplerini, onlara bağlı kiracı köylüleri, yerel suç örgütlerini yüreklendirdi. Orman yakma “endüstrisi” aniden hızlandı, hatta kimi bölgelerde köylüler “yangın günleri” düzenlemeye başladılar.
Brezilya Amazonu’nda bir yıl içinde orman yangınları yüzde 85 arttı. Ocak ayından bu yana 74 bin yangın tespit edilmiş. Haziran ayında her 1 dakikada, beş futbol sahası çapında alan yakılarak tarıma açılmış. Bu, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 278 artış demekti.

Amazonlar kimin?
Dünya çapında çevreci hareketler, çeşitli ülkeler, Bolsonaro’dan yangınları durdurması için önlem almasını istiyorlar. Hatta mali yardım teklifleri de söz konusu. Ancak Bolsonaro, bu eleştirilere “Bizim iç sorunlarımız sizleri ilgilendirmez”, “Brezilya sömürge değil, egemen ülkedir” gibi ifadelerle cevap veriyor, politikasını değiştirmeyi reddediyor.
Bu durum da gündeme şu soruyu getiriyor: “3 milyon canlı türünü, 1 milyon nüfuslu yerli toplulukları barındıran, karbondioksit gazını emerken, gezegendeki yaşamın devamı için gerekli oksijenin yüzde 20’sini üreten, dolayısıyla dünyanın akciğerleri olarak betimleyebileceğimiz Amazon Yağmur Ormanları aslında kimin?
Tüm gezegenin ekosistemi, iklim rejimi, canlı türleri, su oksijen kaynakları açısından yaşamsal öneme sahip bir doğal değerin kaderi, bir ulus devletin, kâr makinesinin, hele bu ikisinin, canavarlaşmış bir sentezi olan “Yeni Faşizm”in iradesine teslim edilebilir mi?
Akıl, mantık “edilemez” diyor. Gerçeklik ise sermayenin “ulusal egemenliğe” ya da “ulusal çıkarasığınan talan ve yıkım politikaları, tüm insanlığın, gezegendeki canlıların yaşamsal çıkarıyla çatıştığında, bu iradeyi silmeden bir şey yapılamaz diyor ve ekliyor: Bu iradeyi silecek karşıt bir güç de yok!
Peki, insanlık yok mu olacak? Gerçekliğe başkaldırmaya başlarsak belki bu soruya bir cevap bulabiliriz.