Mehmet Ali Güller

Sorunun kaynağı, soruna çözüm bulamaz-2

22 Ağustos 2019 Perşembe

Geçen yazımızda Türk dış politikasının en önemli iki sorununun, Doğu Akdeniz’deki enerji savaşı ve Suriye’nin kuzeyindeki Amerikan Koridoru inşası olduğunu belirtmiş ve ilk sorundan başlayarak Türkiye’nin neden bu soruna “doğru çözümü” bulamadığını incelemiştik...
Rauf Denktaş’ı devre dışı bırakan, ABD ve AB taleplerine uygun olarak Annan Planı’na destek veren AKP’nin “ilk düğmeyi yanlış iliklediğini” belirtmiştik.
Bugün, ikinci sorunla, Suriye’nin kuzeyinde Amerikan Koridoru inşası sorunuyla devam edelim...

ABD’yle anlaşan, PYD koridorunu tanır
Önce tabloya bakalım: Türkiye Suriye’de ne istemiyor? ABD’nin denetiminde bir Kürt koridoru.
Peki, Türkiye’yi yöneten AKP hükümeti koridora karşı ne yapıyor?
1. Askeri operasyon düzenleyip -ÖSO için güvenli bölgeler kurarak- koridoru kesiyor.
2. ABD’yle anlaşarak PYD ile Türkiye arasında tampon görevi görecek bir güvenli bölge kurmaya çalışıyor.
Peki, ABD ile anlaşarak ABD’nin denetimindeki Kürt koridoru engellenebilir mi? Irak örneği yeterince açık değil mi? PYD ile Türkiye arasında tampon bölge kurmak, fiilen PYD bölgesini de tanımak anlamına gelmiyor mu?
Öte yandan ÖSO bölgeleri kurmak, Kürt koridorunu önlüyor mu? Tamam, bazı noktalarda koridoru kesiyor, ama PYD bölgelerini ortadan kaldırıyor mu? Tersine, Suriye’yi böldüğü için son tahlilde aynı kapıya çıkıyor. Çünkü Suriye’nin bölünmesi, diğer devletçiklerden önce bir PYD devletçiği kurulması demektir!

Koridor istemeyen Suriye ile anlaşır
Peki, AKP hükümeti Suriye’nin bölünmesinden vazgeçti mi? Çünkü resmi açıklamalarda “toprak bütünlüğü” diyor ama uygulama tersini gösteriyor! ÖSO bölgeleri de, PYD ile Türkiye arasında tampon bölge de fiilen Suriye’nin bölünmesi demektir...
Kaldı ki Suriye’nin bölünmesini istemeyen, ABD ile değil, Suriye ile “müşterek operasyon merkezi” kurar!
Oysa tersine AKP hükümeti fiilen Esad yönetimi karşıtlığını sürdürüyor; değişen tek şey “6 ayda yapacağını” sandığı rejimi devirme işinden -zorunlu olarakvazgeçmesidir.

AKP’nin İhvan hattı
Zaten AKP hükümeti açısından Suriye meselesi neydi? İç karışıklık üzerinden İhvan’ı Şam yönetimine monte etme meselesiydi. Böylece Ankara’dan başlayan ve Şam, Gazze, Kahire’den Tunus’a uzanan bir hat üzerinde İhvancı rejimler oluşacaktı.
Esad, Erdoğan’ın verdiği, Davutoğlu’nun götürdüğü İhvancı isimler listesinin hükümete alınması “dayatmasını” kabul etmedi ve “kardeş Esad”, “düşman Esed” oldu!
Ve AKP hükümeti sınırları açarak dünyanın dört bir tarafından cihatçıların Suriye’ye girmesini sağlayarak, söndürülebilecek bir yangına benzin dökmüş oldu.

AKP’nin PYD’ye verdiği söz
Öte yandan AKP hükümeti, aslında Suriye’de oluşacak bir PYD özerk bölgesine de kesin karşı değildi. Bunu bizzat Ankara’ya ve İstanbul’a davet ederek birkaç kez görüştükleri PYD lideri Salih Müslim’e de söylediler! “Yeter ki bizimle birlikte Esad’ı devirme cephesinde yer al, özerkliğinize karışmayız” dediler!
Bu sözlerin verilmesi ve PYD liderlerinin Türkiye’de kırmızı halılarla karşılanması, daha sonra “PYD teröristtir” söylemine inanmak istemeyen dünya başkentleri için “mazerete” dönüştü haliyle!

İki sorun
Sonuç olarak ortada iki büyük sorun duruyor ve Türkiye o sorunlara “doğru çözümü” geliştiremiyor:
1. AKP hükümetinin “PYD’nin özerk bölgesine karışmayız” diye başlattığı yanlış süreç, “biz de fırsattan yararlanır ÖSO bölgesi kurarız” diye ilerledi ve maalesef ABD’yle anlaşarak PYD bölgesini tanımaya götürecek bir çizgiye girdi.
2. AKP hükümetinin sınırları açıp cihatçı transfer ettiği için yangını büyütmesi ve 5 milyon sığınmacı gelmesine neden olması ile başlayan sorun, Şam yönetimi karşıtlığı nedeniyle hâlâ sürüyor.
Kısacası Doğu Akdeniz’de olduğu gibi Suriye’de de sorunun kaynağı olan AKP hükümeti, soruna çözüm bulamıyor!