Gerçek Taksim’in bizlere iadesini istiyoruz!

15 Ağustos 2019 Perşembe

Sevgili Ekrem İmamoğlu Taksim’i gezmiş ve bu tarihi kent meydanının yeniden şekillenmesi için 3-4 ay süre vererek belediyenin proje alımına açık olduğunu basına duyurmuş. Televizyondaki haberde meydan için “yeni bir peyzaj çalışması ve alanın daha iyi değerlendirilmesi” gibi sözler geçiyordu. Hemen bir noktayı vurgulamak istedim:
Ben, 52 yıldır Taksim ile iç içe yaşayan biriyim. Ortaokulum Taksim’deydi. Tenisçilik hayatımın tamamı, eskiden Divan Oteli’nin arkasında olan, kente nefes veren Tenis Eskrim Dağcılık Kulübü’nde geçti. O da her fırsatta Taksim demekti, bizler için... Son 28 yılda ise, önce 15 yıl Taksim’in komşusu Tarlabaşı Bulvarı’nda, İstanbul Sanat Merkezi atölyemde çalıştım, son 13 yıldır da sanat merkezim Piramid Sanat, meydana 4 dakika yürüme mesafesinde yer alıyor. En önemli sergilerimi açtığım AKM, Taksim’in kalbiydi! Yarım asırdır, gecesi gündüzü dahil olmak üzere hayatımın en önemli yılları burada geçti. Ne dediğimi bilerek konuşuyorum: Taksim bir komploya kurban gitti. AKM’nin yok edilmesiyle başlayan süreçle, Türk gençlerinin, aydınlarının, entelijensiyasının, halkının Taksim’i boşaltması istendi. Mimarlarımız duysun lütfen! Bizler Taksim Meydanı’nda sadece daha güzel bir yeşil alan, bir peyzaj ve park mimarisi filan istemiyoruz! Biz Taksim’in kente, bizlere, tarihi işlevine iadesini istiyoruz! O zaman 23 Haziran’ın en büyük sonuçlarını görmeye başlarız!

Trafik tekrar geri dönmeye mecbur!
En önemli nokta, sabote edilen Taksim’e ulaşımın tekrar eski haline dönmesi! Burası suya hasret bir taşra kentinin çizilmiş park ve bahçeler projesinin parçası olamaz! Tarlabaşı’ndan gelen bulvarın aynı hatta Elmadağ’a alttan giden tünelin sağından meydana devam etmesini, anıt önünde yeniden oluşturulacak döner trafikten geçerek Sıraselviler’den Cihangir’e ulaşmasını veya düz ilerleyerek Gümüşsuyu’ndan İnönü Stadı’na inmesini istiyoruz. Cumhuriyet Caddesi’nden gelen arabaların da yine meydana, oradan Cihangir’e veya Gümüşsuyu üzerinden Dolmabahçe’ye, hatta belki kırmızı ışık ve geçiş sistemi iyi ayarlanırsa sağa saparak oradan tekrar Şişhane yönüne akmasını istiyoruz. Bunların gerçekleştirilmesi, Taksim’in tekrar kentin, Türkiye’nin bir iletişim, eğlence ve kültür merkezi haline dönüştürülmesinde çok önemli bir rol oynayacak ve meydan artık tekrar “her yerden girilebilen ve oradan her yere gidilebilen” eski haline geçiş yapacak. Böylece toplumdan koparılmış olan bu tarihi merkezin İstanbullulara tarihi işleviyle beraber iadesi mümkün olabilecek, kentin kültürel ve sosyolojik ayarlarına dönüşü, somut olarak başlayabilecek! Bütün bunlar gerçekleştirildikten sonra tabii ki, yeni yeşil alanlar, yeni anıt-heykeller, çiçek ve ağaçlar en güzel şekilde yerini alsın! Siz hiç Paris’te Etoile Meydanı veya Londra’da Piccadilly Circus’ün trafiğe kapatıldığını düşünebiliyor musunuz?

Taksim Arabistan olmasın!
Tabii bütün bu trafik geri geldikten sonra, meydanın yalnız Arap müşterileri kale alan baklavacılar, tatlıcılar ve şerbet-boza ritminden çıkarak, bira içen gençlere de “mahcubiyetsiz” olarak ferah imkânlar sunan demokrat bir görüntü almasını istiyoruz. Taksim, Arap kültürünün bir fetih alanı değildir. Kozmopolit İstanbul’un, şairlerimizin, âşıklarımızın, sanatçılarımızın yeridir! Taksim’in kültür paylaşımı adına da İBB’nin eski Sular İdaresi önünde olan, biraz kör topal olarak yıllardır kullanılan Cumhuriyet Sanat Galerisi gerçekten aktif hale getirilir, belki “Gezi” çarşısından kaldırılan galeri için de ayrıca başka bir alan yaratılır. Bu arada yeni AKM’nin inşaatının durduğu yönünde dolaşan söylentilere de birilerinin acil yanıt vermesi lazım!

Türkiye Süper Ligi başlarken...
Yarın, Süper Lig’in yeni sezonu başlıyor. Bütün büyükler güçlü hocalarıyla, sayısız transferleriyle kendilerini şampiyonluğun ana adayı görüyorlar. Öyle bir hava esiyor ki, hangisi şampiyon olursa “yırtacak”, diğerleri ise 2. olsa bile gemisi karaya oturacak! Halbuki ortada basit bir gerçek var. Bu takımların her biri harika transferler yapmış olsa da, en yaratıcı hocalarla çalışsa da, en iyi niyetli medeni idarecilerle yönlendirilse de, YALNIZ TEK TAKIM ŞAMPİYON OLACAK!
Mesela Beşiktaş şampiyon olsa, bu bütün diğer takımların her şeyi hatalı yaptığı, lime lime edilmesi gerektiği anlamına gelmiyor! Sadece keyif almak için takip edenlerin, halkın diğer kesimlerine göre önemli bir ek yaşam kalitesi var. Ama onlar da takımlarına ve rakiplerine karşı sinir krizleri ve küfürlere başlarlarsa, ortalığı malum nahoş hadiseler kaplarsa, o zaman gerçekten şaşarım aklımıza!
Lütfen futbolu, şiddetinizi akıtacak bir mecra veya sosyal medyada alakasız gerekçelerle birilerine saldırmak için bir araç haline dönüştürmeyin! Rakiplerin maçları dahil keyif almak için izleyin! Ben tüm Türk takımlarının Avrupa kupalarındaki başarılı olmasını isterim. Özgüvenli bir Fenerbahçeli olarak bir kıskançlık duymuyorum, oradan gelebilecek parada da gözüm yok! Siz 30 milyon Avro değerinde bir yıldızı Dereağzı’nda da yetiştirebilirsiniz! Kapışmanın dibinde değil, zirvesinde buluşalım!

Etkinliklerim
Bugün, 15 Ağustos: Bodrum’da “Yeni Nesil Kütüphane” olarak haklı bir ün yapan Zai’de, saat 19.00’da bir söyleşim olacak. Yeni kitabım “Sistem Eleştirileri” ve bu yıl çıkardığım “Sanat Tarihi Haritası”, konuşmalarımın merkezinde yer alacak. Ayrıca değerli şarkıcı Eda Gür, bu etkinlikte harika şarkılar söyleyecek. Cenneti keşfedin!
Pazar, 18 Ağustos: Edremit Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında söyleşi ve kitap imza günümün yanı sıra, saat 17.00’den itibaren 200 çocuğumuzla beraber, Kaz Dağları ve oksijenli gelecek için dev bir resim yapacağız.
Perşembe, 22 Ağustos: Saat 18.00-21.00 arasında Bodrum/ Turgutreis’te Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi’nde “3. binyıl” da yaptığım işler “Görsel Maceralar” başlıklı, kapsamlı bir sergide bir araya gelecek. Tüm bu etkinliklerde kitaplarım ve Sanat Tarihi Haritam da bulunacak. Görüşmek üzere!