Hikmet Altınkaynak

Nâzım Hikmet’ten ‘Çocuklara Mavi Kitap’

08 Ağustos 2019 Perşembe

Geçen hafta söz ettiğim İlhami Bekir’in de Nâzım Hikmet’le ortak kitabımız dediği “Mavi Kitap” değil, “Çocuklara Mavi Kitap”mış! “Hikâyeler Koleksiyonu”nun 1 numaralı yayını, Mavi Kitap Neşriyatı olarak Kanunuevvel (Aralık) 1931’de yayımlanmış. Künye bilgisine göre de “Mavi Kitap neşriyatı İlhami Bekir Bey tarafından idare edilmekte”ymiş. Kitap masamda.
Bu konudaki katkısı için Yaşasın Edebiyat dergisinin genç kalemlerinden şair, öykücü ve ressam Sedef Özkan’a çok teşekkür ediyorum.
İlhami Bekir Tez, kitabın adını içeriğine uygun olarak koymuş. Yer alan şiir, öykü ve masallar çocuklara, eğitime yönelik ürünler. Belki de bu nedenle yazarlar ya takma ad kullanmışlar ya da adlarının ilk harfiyle yer almışlar.
Örneğin İlhami Bekir’in “B.”, Nâzım Hikmet’in “N.” İmzalı masalları var. Nâzım Hikmet’in “Minik ile Minnacik” başlıklı masalı, sanki onun ünlü “Mavi Gözlü Dev” adlı şiirinde geçen dizeleri anımsatıyor. Şöyle başlıyor masal: “İki çocuk vardı. Biri erkek, biri kızdı. İkisi de çok sevimli çocuklardı. İkisi de öyle sevimli çocuklardı ki, birine Minik, birine Minnacık derlerdi. Erkeğin ismi Minikti kızın ismi Minnacik.”(s.29)
Aramızdan 35 yıl önce ayrılan İlhami Bekir Tez (Trablus 1906 - İstanbul 1984), “Vecdi Ahmet”, “Herhangi Biri” takma adlarını da kullandı. Editörlüğünü yaptığı bu Çocuklara Mavi Kitap, umarım yeniden basılır, okurla buluşur. İçinde ayrıca Sabiha Zekeriya, Seniha İlhan, Vecdi Ahmet, H.A., S.İ. imzalı ürünler de bulunuyor.
Bu nedenle pazar günü başlayacak olan bayramı tüm çocuklarımızın mavi kitaplarla geçirmesini yürekten dilerim.

Geçen bayram
Geçen Şeker Bayramı’nda Ömer Seyfettin’in kızı Güner Elgen’in yıllar önce bana verdiği bir belgeden söz etmiştim, bu bayramda da bunu açıklama sözü vermiştim. Bu uzun süreyi vermemin nedeni söz konusu belgeyi açıklamakla birlikte Elgen’in imzası olan bu yazılı metni de yayımlamaktı. Ne var ki, onca aramama karşın ne yazık ki bu sözleşmeyi bulamadım. Bunun için çok üzgünüm. Güner Elgen tarafından imzalanan belge aklımda kaldığı kadarıyla şöyleydi: “Ben Güner Elgen, babam Ömer Seyfettin’in bütün eserlerinin tek vârisi olarak bu eserlerin yayın haklarını hiçbir karşılık beklemeden yazar Hikmet Altınkaynak’a bırakıyorum.” Aslında bu sözleşmenin hiçbir hukuksal karşılığı yoktu. Çünkü bunu imzaladığı tarihte bile, ölümünün üzerinden 70 yıl geçmişti ve Ömer Seyfettin’in tüm eserleri toplumun olmuş, neredeyse bütün yayınevleri kitapları diledikleri gibi basıyorlardı. Mirasçılarının hiçbir yayın hakkı kalmamıştı. Bu belgenin evde olduğunu, onca dosyalar, kitaplar arasında bir gün bulunmayı beklediğini biliyorum! Bulur bulmaz da sizlere sunacağım.
Güner Elgen’in Türkiye’nin ilk rallicilerinden olduğu kadar gençliğinde çok iyi bir at binicisi olduğunu da bana verdiği fotoğraflarında gördüm.

‘Kasabalı bir Lorca’
34 yıl önce bugün (8 Ağustos), 42 yaşında yaşamını yitiren Abdülkadir Bulut da İlhami Bekir gibi öğretmendi; şair ve yazardı. Onun için ne Cemal Süreya’nın “Kasabalı bir Lorca” deyişi unutuluyor, ne de Özdemir İnce’nin “Abdülkadir Bulut, sesiyle, sözüyle, şiirsel tavrıyla, şiirinin biçim, içerik ve tınısıyla yüzde yüz yerli şairimizdir” sözü... Mertliği, dostluğu, içtenliği ve şiirleri hep sevgiyle anılıyor. Onu “Sen Tek Başına Değilsin” şiirinin ilk bölümüyle selamlamak istiyorum:

“Sen tek başına değilsin
Yağmurda koşan taylar gibi
Ve toprağı iyice kavrayan
Kökler kadar akranın var
Omuzlarında hayat ve şiir
Alınterinden bir yürüyüş”