Olayların Ardındaki Gerçek

Trump ve Golan Bölgesi Olayı

24 Mart 2019 Pazar

Golan, Suriye ile İsrail arasındaki sınır bölgesidir. Bu bölge dağlık olduğu için Golan Tepeleri adını alır. Burası 1800 kilometrekarelik bir alandır.

1967 öncesi Suriye sınırları içinde bulunan Golan Tepeleri’nin üçte ikisi bugün İsrail’in denetimi altındadır. Bunlar sınır boyundaki stratejik noktalardır.

İsrail bu bölgeyi, 1967’de başlayan 6 Gün Savaşları, daha sonra 1973’te yaşanan Arap-İsrail Savaşları sonrasında adım adım kendi sınırlarına kattı. Bu bölgeyi kontrol altına aldı. ABD’nin yardımıyla 1981’de bu toprakların kendisinin olduğunu ilan etti.

Birleşmiş Milletler (BM) Golan Tepeleri’ndeki İsrail işgalini uluslararası hukuka aykırı buluyor. BM Güvenlik Konseyi’nin 1967, 1973 ve 1981 yıllarında aldığı, sırasıyla 242, 338 ve 497 No’lu kararlarda İsrail işgalinin “uluslararası hukuka aykırı olduğu” açıkça bildirilmiştir.

Golan Tepeleri konusu, iki gün önce ABD Başkanı Trump’ın Twitter hesabından yaptığı bir açıklamasıyla yeniden uluslararası gündemin başına geçti.

Trump, bu bölgenin İsrail’e ait olduğunu söyledi. Trump’ın bu kararı sürpriz değildir. ABD’nin bu konuda yıllardır sürdürdüğü İsrail yanlısı politikanın bir sonucudur.

Bu açıklamaya Rusya, İran, Suriye ve Türkiye’den sert tepkiler geldi. İsrail Başbakanı Netanyahu, Trump’ın bu açıklamasından sonra Washington’a gitme kararı aldı. Bu açıklamanın, 9 Nisan’da İsrail’de yapılacak seçimlerde Netanyahu’ya bir destek olduğu yorumlanıyor.

Bu arada BM İnsan Hakları Konseyi dün İsrail’in Golan Tepeleri’ni işgaline karşı gelen bir tasarıyı kabul etti.

Bu konuda en sert açıklamayı Türkiye yapmış bulunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Golan Tepeleri’nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz” dedi. Bu arada acele toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı da Golan konusunda ABD açıklamasına karşı çıktı.

Erdoğan, “Sonuna kadar Golan Tepeleri’nin takipçisi olacağız” diyor. Golan Tepeleri’ne Türk askeri gönderemeyeceğimize göre bu takipçilik ancak uluslararası platformda mücadele demektir.

Burada öncelikle yapılması gereken en akıllı iş, süratle Türkiye-Suriye ilişkilerini onarmaktan geçiyor. Üst düzeyde Türkiye-Suriye ilişkilerinin yolu açılmadır.