Emperyalizme Başkaldırının İlk Adımlarından Amasya Genelgesi 100 Yaşında

12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelen Mustafa Kemal Atatürk’ü kentin girişinde karşılayan, kefen parası olarak cebinde taşıdığı beş altını Mili Mücadele’ye bağışlayan ve verdiği vaazla Mustafa Kemal Atatürk’e destek isteyen Abdurrahman Kâmil Efendi’nin torunu Coşkun Yetkin Cumhuriyet’e konuştu.

MEHMET MENEK?E
22 Haziran 2019 Cumartesi, 08:15

Atatürk’ü Amasya’da karşılayan Abdurrahman Kâmil Efendi’nin Torunu Coşkun Yetkin 

Nasıl bir aileden geldiğini bildiğini, Abdurrahman Kâmil Efendinin torunu olmanın kendisine ciddi sorumluluklar yüklediğini belirten Coşkun Yetkin, “Milli Kurtuluş Mücadelesi’ne destek vermiş Abdurrahman Kâmil Efendinin (Yetkin) torunu olmak benim için bir şereftir. Onun yapmış olduğu hizmetlerin gerisinde kalmamak, onun kadar bu vatana faydalı olabilmek için kendi dalımda büyük çaba gösterdim, ona layık olmaya çalıştım” dedi.

Coşkun Yetkin babası Nafiz Yetkin’den Atatürk ile dedesi arasında yaşananlara ilişkin dinlediklerini şöyle anlattı: “Akşamüzeri Atatürk’ü Cülüs Tepe’de karşılamışlar. Akşam Saraydüzü Kışlası’na çıkıp dedem Abdurrahman Kâmil Efendi, Atatürk ile uzun uzun konuşmuş. Konuşmaları bittikten sonra dedem kışladan ayrılmak istemiş. Mustafa Kemal Paşa, dedem yaşlı olduğu için yanına birini verip, öyle evine göndermek istemiş.. Dedem “Yok evladım, ben senin gözlerinden aldığım ışıkla yolumu bulurum” diyor. Mustafa Kemal Paşa Saraydüzü Kışlası’nda oradan ayrılmaya hazırlanan dedeme yaklaşıp “Bu işin sonunda kellenin gitmesi de var bunu biliyor musun” diye sormuş. Dedemin cevabı “Olsun oğlum, sen ki bu millet uğruna genç yaşında kelleni bu yola koydun, bu köhne kelle de senin uğruna feda olsun” demiş...”

Coşkun Yetkin babasından dinlediği anılarını şu şekilde anlatmaya devam etti; “Komiser Osman isimli karakol görevlisi ertesi sabah Mustafa Kemal Paşa’nın gönderdiği bir pusulayı dedeme getiriyor. Dedem pusulayı okuduktan sonra “Başım gözüm üstüne” diyor. Günlerden cumadır ve Mustafa Kemal Paşa gönderdiği pusulada dedemin Sultan Beyazıt Camii’nde yapacağı vaazında Milli Mücadele ile ilgili konuşmasını istiyor. Dedem vaazında Milli Mücadele ile ilgili bir vaaz veriyor ve Mustafa Kemal Paşa da vaazı dinliyor. Mustafa Kemal Paşa “Ben aradığımı âlimi buldum” diyor ve dedeme teşekkür edip elini öpüyor. Mustafa Kemal Paşa elini öptüğü tek kişi dedem Abdurrahman Kâmil Efendidir. Dedem de “Bu paşa başka paşa, benim konuştuklarımı anlıyor” demiş. Atatürk ile dedem arasında hissi bir bağın orada oluştuğunu tahmin ediyorum. Amasya’da Müdafai Hukuk Cemiyeti kuruluyor, dedem kurucular arasında yer alıyor ve dedem cebinden çıkardığı beş altını bağışlıyor. Atatürk’e “Oğlum Milli Mücadelenin ilk harcı da benden olsun” diyor. O beş altın dedemin cebinde sakladığı kefen parasıdır, bunu Milli Mücadeleye bağışlıyor.”

 

 

Özgürlük bildirgesi, devrimin ilk işaret fişeği, tam bağımsızlık bildirgesi, Cmhuriyetin doğum belgesi, Kurtuluş Savaşı’nın manifestosu, emperyalizme başkaldırı olarak tanımlanan Amasya Genelgesi yüz yaşında.

Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın önemli adımlarından “Amasya Genelgesi’nin yayımlanmasının 100. yılı büyük onur, gurur ve mutluluk içinde kutlanıyor. Mustafa Kemal Paşa İstanbul’dan Bandırma Vapuru ile 16 Mayıs 1919’da hareket ederek 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. Samsun’da ve Havza’da Türk Kurtuluş Savaşı’na temel oluşturacak ilk temas ve çalışmalarını gerçekleştirdi. Amasya Genelgesi ile Cumhuriyete, tam bağımsızlığa giden yolda Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımı, ilk harcı Amasya’da atıldı. Kurtuluş Savaşı sürecinde Amasya önemli bir noktada olmuş ve Amasyalılar iki aydın din adamının önderliğinde Mustafa Kemal Paşa’yı adeta bağrına basmış, destek vermiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın “kurtuluş” mücadelesi Amasya’da halk desteği alarak bir ihtilale dönüşmüştür. 22 Haziran 1919’da tüm dünyaya yayımlanan Amasya Genelgesi işte bu ihtilalin manifestosudur. Bu manifesto kurtuluşun halk iradesiyle olabileceği gerçeğinin altını çizmiş kurtuluşun ancak ve ancak halk ile mümkün olacağı gerçeğini gözler önüne sermiştir.

Tarihteki yerini aldı

Amasya Genelgesi, Mustafa Kemal Atatürk’ün emperyalizme ve teslimiyet içindeki padişaha karşı isyanın ilk belgesi olarak tarihteki yerini aldı. “Vatanın ve milletin bağımsızlığı tehlikededir. İstanbul Hükümeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir” cümleleri ile özetlenen bu kutsal isyan, çözüm yolunu da “milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek göstermiştir. Mustafa Kemal Paşa ve beraberindeki heyetin Samsun’a çıkmasından 33 gün sonra, 21-22 Haziran 1919 gecesi kaleme alınan bu tarihi belge aynı zamanda Sultan Vahdettin’in Mustafa Kemal Paşa’yı gizli görevle “vatanı kurtarmak üzere” Anadolu’ya gönderdiği yalanını da çürüten belge niteliğindedir. Genelgesi daha ilk maddeleri ile İstanbul Hükümeti’ne karşı bir isyanın simgesidir. Vahdettin’in Mustafa Kemal Paşa’ya verilen görev Anadolu’da bir isyan başlatmak değil, tam tersine ilk ipuçlarını veren isyanı bastırmak olduğu tarihteki yerini almıştır.

Mustafa Kemal Paşa Amasya Genelgesi’nde Kurtuluş Savaşı’nın ilk bağımsızlık programını hazırlamış ve bağımsızlığa ulaşmak için atılacak ilk adımları ve yapılması gereken öncelikleri belirlemiştir. Atatürk, “Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir” diyerek öncelikle gerçekçi bir gözle ülkenin içinde bulunduğu durumu ortaya koymuş, başka bir ifadeyle hastalığı teşhis etmiştir. Devamında “İstanbul Hükümeti’nin görevini ve sorumluluğunu yerine getiremediğini” ifade ederek, ulusu göreve çağırmıştır. Böylece Kurtuluş Savaşı’nın yöntemini belirlemiş, kurtuluşun reçetesini yazmıştır.

AMASYA GENELGESİ

1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2. İstanbul Hükümeti aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gösteriyor.

3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

4. Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için, her türlü baskı ve kontrolden uzak milli bir heyetin varlığı zaruridir.

5. Anadolu’nun her bakımdan en güvenilir yeri olan Sivas’ta hemen milli bir kongre toplanması kararlaştırılmıştır.

6. Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkılması gerekmektedir.

7. Her ihtimale karşı bu mesele milli bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.

8. Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse Erzurum Kongresi’nin üyeleri de Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.

Kurucu Ve Kuvayi Milliyeci Bir Ailenin Torunu Olan Arsan Savaş Arpacıoğlu: İlk hedefAmasya’ydı

Arsan Savaş Arpacıoğlu, Milli Mücadele sürecine katılmış, önemli görevler almış ve bu görevlerini Cumhuriyetin kurulmasından sonra da devam ettirmiş bir ailenin dördüncü kuşak çocuğu olarak 7 Şubat 1943 yılında doğdu. Anne ve baba tarafından edeleri Topçuzade Ali Bey, Topçuzade Mustafa Bey, İsmail Hakkı Paşa (Mumcu) ve Hürrem Arpacıoğlu Milli Mücadelede ve Cumhuriyetin kurucu kadroları arasında yer almış, İstiklal madalyasına layık görülmüş isimler.

“Milli Mücadeleye, Kurtuluş Savaşı’na ve Cumhuriyetin kurulmasına bizzat katılmış, destek vermiş, önemli görevlerde bulunmuş bir ailenin ferdi olmak benim hayattaki tek gurur kaynağım. Böyle bir aileden geliyor olmak bizlere önemli bir sorumluluk yüklüyor” diyen A. Savaş Arpacıoğlu, İstanbul Eczacılık Fakültesi’ni bitirdikten sonra on üç yıl serbest eczacılık yaptı. 1983’te 17. dönem CHP Amasya Milletvekili seçildi. 1920’den günümüze kadar basılmış pul koleksiyonuna sahip olan Arpacıoğlu “Atatürk ve Cumhuriyet” konulu 11’i yurtdışında olmak üzere yüzün üzerinde pul sergisi açtı.

16 Mayıs 1919’da İstanbul’dan Anadolu’ya geçmek için hareket eden Mustafa Kemal Paşa’nın hedefinin Amasya olduğunu belirten Arpacıoğlu şunları söyledi: “Hava muhalefeti nedeniyle Sinop’tan karaya çıkamayınca Atatürk rotayı Samsun’a çevirdi. Atatürk Samsun’dan hemen Havza’ya hareket ediyor ve buradaki ilk işi Amasyalı eşrafla, önder din adamlarıyla iletişime geçiyor. Kafasına ta İstanbul’dayken koyduğu yer Amasya. Neden Amasya? Atatürk aynı zamanda da tarih dehası. Amasya on üç medeniyete ev sahipliği yapmış, tarihi milattan önceye dayanan, tarihte devletlerin kurulduğu, korunaklı, güvenli bir şehir. Atatürk’ün Amasya’ya gelip, Amasya Genelgesi’ni burada yayımlaması tesadüf değildir, önceden planlanmış, karar verilmiş bir yerdir. “Milletin istiklalini yine âzim ve kararı kurtaracaktır” maddesiyle ulusal egemenliğe dayalı bir yönetim şekli olacağının ilk işaret fişeğidir. Mustafa Kemal Atatürk Amasyalı ulemadan, eşraftan, halktan tam destek alıyor ve Amasya Genelgesi’yle Milli Mücadele isyan olmaktan çıkıp artık ihtilale dönüşüyor. İşte Amasya Genelgesi bu ihtilalin bildirisidir, ulusça varoluşun manifestosudur. Amasya’da alınan kararlar, halk desteği tüm yurda dalga dalga yayılacak ve kurtuluşun yolu açılacaktır. Amasya Genelgesi’yle birlikte Amasya artık Kuvayi Milliye kenti, kurtuluşun kenti olmuştur.”

ADD BAŞKANI AL TINIŞIK , MİLL ET EGEMENLİĞİNİN YOK EDİL DİĞİNİ SÖYLEDİ
‘Hâlâ aynı noktadayız

ADD Genel Başkanı Hüseyin Emre Altınışık “Amasya Genelgesi’nden 100 yıl sonra başladığımız noktadayız” dedi. Amasya Genelgesi’nin millet egemenliğinin yolunu açtığını, Atatürk’ün millet egemenliğine dayalı bir Cumhuriyet kurduğuna dikkat çeken Altınışık, 100 yıl sonra millet egemenliğinin yok edildiğini belirtti.

ADD Genel Başkanı Hüseyin Emre Altınışık, Genel Yönetim Kurulu üyeleri Anıl Çeçen, Reşat Demirci, Birol Yelekin ve beraberlerindeki heyet Amasya Genelgesinin yayımlanışının 100. yılı nedeniyle kentte düzenlenen etkinliğe katıldı. Etkinliğe Amasya, Tokat, Çorum, Samsun ADD başkanları ve ADD üyeleri katıldı. Cumhuriyet’e konuşan Altınışık “Milli Mücadele’nin üzerinden 100 yıl geçti, 100 yıl sonra şimdi aynı noktadayız” dedi. Mustafa Kemal Atatürk’ün Milli Mücadele’yi başlatırken millet egemenliğini temel aldığını belirten Altınışık, şunları söyledi: “Amasya Genelgesi millet egemenliğinin yolunu açmış, Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nı Meclis aracılığı ile yönetmiş, zafere ulaştırmıştır. Bu nedenle ‘Gazi Meclis’ denmektedir. Bugün gazi meclisin esamesi okunmuyor, yetkileri yok, itibarı zayıflatıldı. 650 milletvekilinin aldığı kararlar sınırlı. Parti devletine dönüştürülen Türkiye Cumhuriyeti bugün şahıs devleti haline gelmiştir.”

Atatürk’ün milli ekonomi, milli savunma ve milli eğitimi çok önemsediğini ve gelinen noktada üçünün de yok edildiğine dikkat çeken Altınışık, “Milli eğitim bilimsellikten koptu, milli ekonomi çöktü, milli savunma, milli ordu tasfiye ediliyor. Milli eğitim yapboz tahtasına döndü, adeta dini vakıf ve derneklerin güdümüne girdi. Bilim ve teknolojinin, çağın gereği yapılmıyor, imam hatipleşme hızla sürüyor. Aynı şekilde milli ekonomi çöktü. Yeni askerlik yasası ile milli ordu da elden çıkıyor ve resmen tasfiye ediliyor. Bu proje milli orduyu şahıs ordusu haline getirme projesidir. Bu yasa toplumsal barışı yok edecek niteliktedir” dedi.

Çözüm yolu Atatürk

Toplumsal duyarlılığın artması, Atatürk ilke ve devrimlerinin yaşatılması için mücadele ettiklerini belirten Altınışık, “ADD siyasi bir parti değil. Siyasilere her seferinde sesleniyoruz, diyoruz ki Atatürk Devrimleri ve Cumhuriyet konusunda ürkek davranmayın, net olun. Türk milleti için tek kurtuluş reçetesinin Atatürkçü düşünce olduğu artık 100 yıl sonra da net bir şekilde anlaşıldı” diye konuştu.