Sıhhatle oruç tutun!

Sıhhatle oruç tutun!

Funda ?ensoy
05 Temmuz 2015 Pazar, 20:00

Bilindiği gibi ramazan ayı boyunca tutulan oruçta amaç, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından güneşin batmasına kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak kalmaktır. Oruçta uzun süre aç kalınması hem metabolizmayı yavaşlatır hem de besinlerin yağ haline gelmesini kolaylaştırır. Uzun süren açlığın ardından âni ve fazla miktarda yemek yenildiğinde yemek sonrasında kan şekerimiz hızla artar, ardından da yine hızla düşer. Bunun ardından iftar sonrasında kendimizi yorgun, bitkin hissederiz. Ayrıca açlık durumunun uzun süre devam etmesi baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, dalgınlık, dikkatsizlik, uykuya eğilim, sinirlilik, hazımsızlık, şişlik, midede ekşime gibi sorunlara da neden olur ve iş verimini düşürür. Özellikle iftar saati yaklaştıkça sinirlilik, ani öfke patlamaları, konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, mide bulantısı ve halsizlik gibi belirtiler de artar.

Yazın sıcak ve kuru mevsimde uzun süre sıvı alımının kesilmesine bağlı olarak gelişmesi olası sağlık sorunlarına da dikkat edilmesi gerekmektedir. Özellikle güneş altında veya sıcak ortamda çalışan iş gruplarında güneş veya sıcak çarpması risklerinin artışı kaçınılmazdır. Kronik hastalıklarda, hamilelik, emziklilik, diyabet ve aşırı derecede tiroid hormonu salgılanmasıyla ortaya çıkan “hipertiroidi” durumlarında, bunun yanı sıra yoğun fiziksel güç ve çaba gerektiren işlerde çalışan kişilerde uzun süreli gıda alımının kesilmesi sebebiyle metabolik dengenin bozulması sorun yaratabilir. Kalp, karaciğer ve akciğer yetersizliği olan kişilerin oruç tutmalarında, uzun süreli açlık sonrası yenilen ağır bir yemek sonrasında solunum, dolaşım ve kalp yetmezlikleri ortaya çıkabilir. Diyabetiklerde, kansızlık ve tansiyon düşüklüğü olan kişilerde tansiyon ve şeker düşmelerine bağlı olarak meydana gelebilecek konfüzyonel durum ve bunun yol açabileceği risklere de dikkat edilmesi gerekir.

Yapılan birkaç çalışma ramazan orucunun anne sütü üzerinde miktar ve bileşim olarak etkili olduğuna işaret etmektedir. Yine bazı araştırmalar ramazanda oruç tutanlarda gündüzleri idrar çıkışının azaldığına ve idrarda (sıvı ve elektrolit dengesiyle ilgili) “osmolalite” değerlerinin arttığına işaret etmektedir. Bu değişiklikler idrarda taş oluşumu ve idrar yolu enfeksiyonları gibi ileri aşamalarda böbrek yetmezliği ile sonuçlanabilecek birtakım hasarlarla bağlantılı olabilir.

hasarlarla bağlantılı olabilir. Riskli grupta bulunan ve oruç tutmak isteyen kişilerin mutlaka hekimlerinden izin almaları önemli tabii ki... Kalp-damar ve yüksek tansiyon hastalığı olup ilaç kullananlar, diyabet hastaları, hamileler, böbrek yetmezliği ve diyaliz hastaları, kanser tedavisi görenler, çocuk ve yaşlılar ile hamileler bu bakımdan riskli gruplardır.

Oruç tutmaları sağlık açısından sakıncalı başlıca gruplar:

* Şeker-tansiyon hastaları.

* Hamileler ve emzirenler. (Sıvı alımının azalması ve süt veriminin düşmesi bebek için sakıncalıdır.)

* 19 yaşın altındaki çocuklar.

* Akli dengesi ve psikolojik durumu bozuk olanlar.

* Çok yaşlı ve hasta olanlar.

* Verem ve kanser hastaları.

* Ağır böbrek ve kalp hastalığı olanlar.

* Mide ülseri, safrakesesi iltihabı, karaciğer yetmezliği olan kişiler.

* Ağır enfeksiyon geçirenler veya ateşli hastalıkları olanlar.

* Sık sık ilaç alması gerekenler.

(Yrd. Doç. Dr. Funda Şensoy, Okan Üniversitesi Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Müdür Yardımcısı)