Faydalı bilgiler... Habil-Kabil

Faydalı bilgiler... Habil-Kabil

Tayfun Atay / Cumhuriyet
05 Temmuz 2015 Pazar, 20:06

‘Kain, kardeşi Habil’e karşı kalktı ve onu öldürdü’

“Ve Âdem karısı Havva’yı bildi; ve gebe kalıp Kain’i doğurdu... Ve yine kardeşi Habil’i doğurdu. Ve Habil koyun çobanı oldu, fakat Kain çiftçi oldu. Ve Kain, günler geçtikten sonra, toprağın semeresinden Rabbe takdime getirdi. Ve Habil, sürünün ilk doğanlarından ve yağlarından getirdi. Ve Rab, Habil’e ve onun takdimesine baktı; fakat Kain’e ve onun takdimesine bakmadı. Ve Kain çok öfkelendi ve çehresini astı. Ve Rab, Kain’e dedi: Niçin öfkelendin ve niçin çehreni astın? Eğer iyi davranırsan, o yükseltilmeyecek mi? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda ve pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona üstün ol. Ve Kain, kardeşi Habil’e söyledi. Ve vaki oldu ki kırda oldukları zaman, Kain, kardeşi Habil’e karşı kalktı, ve onu öldürdü” (Tevrat; Tekvin, 5: 18).

Semavi dinlerin ilk kutsal kitabındaki yaratılış öyküsünde ilk kan böyle akıyor; kardeş katli böyle başlıyor. Tevrat’ta karşımıza çıkan anlatı, Kur’an’da kardeşlerin ismi verilmeden, bazı (özellikle “ekonomik”) ayrıntılardan da arındırılmış olarak şu şekilde tekrar edilmekte:

“Ey Muhammed! Onlara Âdem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, ‘And olsun seni öldüreceğim’ deyince kardeşi: ‘Allah ancak sakınanların tekdimesini kabul eder’ demişti. ‘Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben âlemlerin Rabbı olan Allah’tan korkarım. Ben hem benim, hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim; zulmedenlerin cezası budur. Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek zarara uğrayanlardan oldu” (Kur’an; Maide: 27-30).

Habil’in takdimesi semadan gönderilirken ateşle kabul edilirken..

Habil ile Kabil’in öyküsü, insanlık tarihinin en eski sosyoekonomik çatışmalarından birini, onun toplumsal düzeni sarsıcı mahiyette ne kadar köklü ve güçlü etkiye sahip olduğunu gözler önüne sermekte aslında. Yaklaşık 10 bin yıl önce gerçekleşen Tarım Devrimi, yani bitki ve hayvan evcilleştirmesiyle başlamış yiyecek üreticiliğinin en istenmedik sonuçlarından biri olarak ortaya çıkan “çiftçi-çoban çatışması”dır bu...

Toprak, hem bitki, hem de hayvan yetiştiriciliği için bir “bereket kaynağı” haline geldikten sonra “tarla mı, otlak mı” kavgası, bu iki iktisadi etkinliğin her birine özelleşmiş topluluklar arasında çok ciddi şekilde baş gösterdi. Bu, bugüne kadar da devam edegelmiştir. Hayvancı-çoban topluluklar tahıl ekilen tarlalara, çiftçi-tarımcı topluluklar da hayvan otlaklarına ister istemez göz koyma durumundadırlar.

Yaşadığımız topraklarda yakın zamanlara kadar hâlâ en temel yerel-politik çatışma sebebini oluşturan bu konunun insanın tarihi serüveninde ne kadar yakıcı bir yere sahip olduğunu üç büyük tektanrıcı dinin kutsal kitaplarındaki anlatılar bize işaret etmekte. İncil’de de Habil ve Kabil’e geniş yer verilmekte olup özellikle Habil’in, yaşadıkları itibarıyla İsa ile benzerlik içerisinde değerlendirildiği fark edilmektedir.

Ancak kaydedilmesi gereken bir diğer önemli nokta, Yaratılış, Tufan, Kurban gibi Habil- Kabil öyküsünün de üç semavi dinin söylem havzasını oluşturan Sümerler’e doğru izinin sürülmesi. Tarihçi Muazzez İlmiye Çığ, bu hikâyenin köklerinin de Sümer metinlerindeki anlatılardan çıktığını son derece ikna edici verilerle ortaya koyuyor. Bunlar arasında, Sümer çoktanrıcılığı içerisinden şekillenmiş birini de paylaşalım:

“Çoban Tanrısı Dumuzi ve Çiftçi Tanrısı Enkimdu, Aşk ve Bereket Tanrıçası İnanna’ya âşık olurlar. Ona kendilerini beğendirmek için de kendi ürünlerinden getirirler. Tanrıça, Çoban Tanrısı’nı seçer ve onunla evlenir (M.İ. Çığ, “İbrahim Peygamber”, 2002, s. 70).

Öte yandan Habil-Kabil çatışmasının kutsal kitaplara yansımış hali, geçmişten bugüne varlığını sürdüren çiftçi-çoban karşıtlığı olsa da bunun aslında “kız meselesi”nden çıktığına dair de anlatılar mevcut! (Zaten yukarıda verilen Sümer efsanesi de bunun ipuçlarını barındırıyor.)

Buna göre Âdem ile Havva’nın iki erkek çocuğu arasındaki çatışmanın asıl nedeni şu: Habil ile Kabil birer ikiz kız kardeşle doğmuş olup insan soyunun devam zorunluluğundan dolayı yekdiğerinin ikizi ile evlenmek durumundaydılar. Ancak Habil’in kız kardeşi (Lebuda) çirkin, Kabil’inki (Aklima) güzeldi. O yüzden Kabil, güzeller güzeli ikizini Habil’e kaptırmamak için onu öldürüp kız kardeşini de alıp kaçtı.

Bu anlatı, Eski Ahit’in Aramice tefsirlerinden bazı hadislere ve kısas-i enbiyaya kadar pek çok kaynakta karşımıza çıkıyor. Ve hem bu, hem de daha önce aktardığımız kutsal kitaplara girmiş anlatılar, Sümerlerden verilen örnekte de olduğu üzere, aslında insanlığın yüz binlerce yıllık birikiminden mitsel/efsanevi motifler halinde süzülüp geliyorlar. Bu bağlamda da efsane-din ilişkisi üzerinde durmak kaçınılmazlaşıyor.