Cariyeperver cihadistler

Fakihler ve cihadistlerin İslam devletinden anladıkları, küreseleşmenin kozmopolitizmiyle bağdaşmayacak şekilde bireysel özgürlük ve kültürel çeşitliliği yok edecek bir dogma makinesi.

Süreyya Su
05 Temmuz 2015 Pazar, 19:46

Semavi dine mensup olmayan Eizidi erkeklerin köle, kadınların ise cariye olması IŞİD’e göre caiz.

Hayrettin Karaman, LGBTİ bireylerin Müslümanlar tarafından onurlu insanlar olarak görülemeyeceği ve bilakis aşağılanmaları gerektiğine dair fetvasının ardından, onların diğer insanlarla eşit haklara sahip olmalarını sağlayan bir devletle Müslümanların mücadele etmeleri gerektiğini de buyurmuş. Dahası, demokratik ve laik devleti bir şer odağı gibi gösterip, ona karşı olması gereken Müslüman tavrına dair yaptığı tanımla yeni selefi cihadizme de selam göndermiş. Abarttığımı düşünenler için işte sözleri:

“Dini ve ahlakı ihmal eden, eşcinsellerle dindar Müslümanları hukukta, şerefte, itibarda, istihdamda eşit tutan, genelevleri serbest bırakıp bu işten vergi alan, faizi ve zinayı (birlikte yaşamayı kastediyor) serbest bırakan, laiklik adına din hürriyetini kısıtlayan,ulusçuluk adına ümmetin parçalanmasını esas alan bir rejimi bir Müslüman savunamaz. Müslüman böyle bir rejimde yaşamak durumunda kalırsa muhalefetini bir şekilde ortaya koyar, birlikte yaşama mecburiyetiyle tahammül eder”.

Müslümanın ‘öteki’si

Günümüzün cihadistleri tam da bu saikle hareket ediyorlar ve bu minvalde yaptıkları vahşi eylemlerine gerekçe buluyorlar. Batı’da devletin işleyen adalet ve güvenlik kurumlarının düzen ve denetim mekanizmaları,farklılıklarla ve başkalarıyla birlikte yaşamayı “mecbur kıldığı” için bu cihadistler de demokrasiye ve özgürlüğe mümkün olduğu kadar tahammül ediyor, arada bir de terör eylemleriyle muhalefetlerini ortaya koyuyorlar.

Ama devlet kurumları tamamen bozulmuş, asayiş ve emniyet mekanizmalarının çalışmadığı Ortadoğu ülkelerinde bu gruplar, dinî bir düzen kurup toplumda “ahlakı yerleştirmeye” çalışıyorlar. Eşcinsellerden gayrı-Müslimlere kadar Müslüman’ın ötekisi olarak kodladıkları herkese cihat ilan edip katlediyorlar. Yaşamalarına izin verdiklerini de “hukukta, şerefte, itibarda, istihdamda layık oldukları” yere tayin ediyorlar: Genelev ve zinayı yasaklayıp,esir aldıkları kadınları cariye yapıyorlar!..

Böylece, fıkıhta orucun kasten bozulmasının gerektirdiği kefaret olarak bugün bile hâlâ “Bir köle veya cariye azat etmek” gibi arkaik bir fetvayı aktüel hale getiriyorlar.

Karaman Hoca, İslam’da kölelik ve cariyeliğin aşamalı olarak kalkmasının öngörüldüğünü de söylüyor. İslam’da birden yasaklanmamasını ve sadece şartlarının düzeltilmesiyle yetinilmesini ekonomi- politik nedenlere bağlıyor. İslam toplumunda kölelik ve cariyelik devam ederken, Batı’da kalkmış olmasının ise bir ayıp olduğunu söylüyor.

Hoca, bu meselede Müslümanların kusurlu olduğunu itiraf ederken bunun nedeninin ekonomipolitik dönüşümün gerçekleşmemesi olduğunu görmüyor.

Devlet, üretim tarzı tarafından belirlenen bir kurum. Bugün fıkhın sorunu,tarım toplumunun ihtiyaçlarına göre verilmiş içtihatlarla sanayi hatta sanayi sonrası postmodern toplumun sorularını cevaplamaya çalışmasıdır. Fakihlerin de cihadistlerin de İslam devletinden anladıkları, küreselleşmenin kozmopolitizmiyle bağdaşmayacak bir şekilde bireysel özgürlüğü ve kültürel çeşitliliği yok edecek bir dogma makinesidir.

Ama bunun, katı olan her şeyin içinde eridiği postmodern-küresel “buhar makinesi” karşısında alternatif olması mümkün değil.